BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru - 25/Bacakları titreyerek ilerledi genç adam!/Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru - 25/Bacakları titreyerek ilerledi genç adam!/Seçkin Başkan

Güzelce giyindi. Kravatını taktı. Siyah takım elbisesinin içinde oldukça yakışıklı görünüyordu Orhan. Beklemeye başladı. Genç kızın arabası köşeyi dönünce dışarıya çıktı. Az sonra birlikte Seldalar’ın o muhteşem evlerine doğru hareket etmişlerdi.



Cumartesi günü uyandığı zaman kalbi fırlayacakmış gibi atıyordu. Güzelce giyindi. Kravatını taktı. Siyah takım elbisesinin içinde oldukça yakışıklı görünüyordu. Beklemeye başladı. Genç kızın arabası köşeyi dönünce dışarıya çıktı. Az sonra birlikte Seldalar’ın o muhteşem evlerine doğru hareket etmişlerdi. Bir gece önce Selda anne ve babasına ertesi günü Orhan’ı getirip tanıştıracağını söylemişti... Enver bey kızı için önemli olduğunu düşündüğü bu genci merak ediyordu. O yüzden: - Getir kızım, tanışalım, demişti. Olcay hanım ise kızı odadan çıktıktan sonra kocasına bakıp: - Bu ilgiyi pek hoş karşılamıyorum. Kız sanıyorum biraz tutkun bu gence. Deyivermişti. Kocası ise cevap vermeden gazetesini okumaya devam etmişti. Şimdi ise karı-koca hazırlanmışlar bekliyorlardı. Selda’nın küçük kırmızı arabası bahçeden içeri girince Olcay hanım pencereden çekildi: - Geldiler... Orhan, Selda’nın evini görünce şaşkınlık içinde bakıp kalmıştı. Ancak mecmualarda görmüştü böyle güzel bir yapıyı. Bahçenin bakımına, evin ihtişamına hayran kalmıştı. Selda onun bu halini fark etmiş olacak ki - Ne o? Şaşırdın mı? Diye gülümsedi: - Şaşırmadım desem yalan olur. Bu kadar güzel beklemiyordum doğrusu. - Babam özel olarak çizdirtti bu evin planını. İçi de güzeldir, gezdiririm seni. Arabadan indiler. Orhan pencerenin ardında perdenin oynadığını fark etti. Genç kızın anne ve babası bakıyorlardı perdenin ardından kendilerine. Bacakları titreyerek ilerledi. Elinde bir tek gül vardı. Ömer usta söylemişti eli boş gitmemesini. Hiç olmazsa Selda’nın annesine bir çiçek götürmeliydi. Kapıyı Saliha açtı. Gülümseyerek kenara çekildi. - Beyefendi ve hanımefendi salondalar. Hoş geldiniz küçük bey. Selamladı Orhan bu sevimli ve iyi kalpli köylü kadınını. Sonra üstünü başını düzelterek Selda’nın ardından yürüdü. Enver ayakta karşıladı onları. Olcay hanım ise oturuyordu. - Hoş geldiniz oğlum.. Ben Enver Demir. Selda’nın babasıyım. - Memnun oldum efendim. Ben de Orhan Aktuna. Enver bey karısına döndü. - Eşim Olcay... Getirdiği gülü uzattı Orhan: - Nasılsınız efendim? Kadın gözlerini kısarak baktı genç adama. Hafifçe ama isteksizce gülümsedi. Bir şeylerden tedirgin olmuş gibiydi. Orhan’ın uzattığı gülü aldı: - Zahmet etmişsiniz. Teşekkür ederim. Selda atıldı: - Haydi, oturalım. Bu kadar seremoni yeter. Sıkıldım. Gülüştüler onun bu çocuksu çıkışına. Orhan, Selda’nın annesinin tam karşısındaki koltuğa oturdu. Enver bey ise yan taraftaki sandalyedeydi. Çok geniş bir salondu. Yerler bej rengi uzun tüylü halı kaplıydı. Koltuklar siyaha yakın kahverengi mobilyalı, döşemeleri ise yeşil ve açık kahverengi renkli desenliydi. Perdeler sütlü kahverengiydi. Birkaç tane tablo asılıydı duvarlarda. Salonun en dibinde ise kahverengi bir piyano vardı. Orhan bir şeyler konuşmuş olmak için yavaşça sordu: - Sen mi çalıyorsun piyanoyu? Selda başını salladı: - Hı hı... ben çalıyorum... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT