BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korku şehri FELLUCE

Korku şehri FELLUCE

ABD askerlerinin büyük kayıplar verdiği Felluce’de ağır makineli silahlarla sokaklarda nöbet tutan halk, “Burası bizim namusumuz. Türk askeri gelirse, ABD’lilerle aynı muameleyi görür” diyor.



FELLUCE - 1 Mayıs tarihinde ABD’nin, “Irak’taki savaş resmen bitti” açıklamasına rağmen bir türlü girmeyi başaramadığı her denemesinde de bir çok kayıp verdiği Felluce’ya girmeyi dün biz başardık. Ağır makinalı silahlarla sokaklarda nöbet tutarak ABD’ye karşı direnişini sürdüren halk, sonuna kadar şehri savunmaya kararlı. Bağdat’ın 70 kilometre batısında yeralan Felluce’ya İHA ekibi ile birlikte öğle saatlerinde giriyoruz. Yaklaşık 1 milyon nüfusa sahip şehir, Irak’ın en büyük sünni aşiretlerinden Dileymi’nin kontrolü altında. Hafta içinde Ürdün yolu üzerinde oto hırsızlarını kovalayan Irak polislerinden sekizinin ABD askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmesi ile şehir bir hayli gerilmiş. Bu sebeple Felluce’nin 5 kilometre dışına yerleşen ABD birlikleri de bulundukları alanı terketmiş. Siz Müslüman mısınız? Şehrin değişik yerlerine kurulan arama noktalarında istisnasız herkes aranıyor. Biz de buralarda ince bir sorgu ve aramaya tabi tutuluyoruz. Bizim Türk olduğumuzu öğrenen milislerin hemen hemen hepsi ağız birliği etmiş gibi, önce, “Müslüman mısınız” ardından da, “Türk askeri buraya gelecek mi” oluyor. Sokaklarda rastgele gözdağı vermek için açılan ateşlerden dolayı kayamakamlık binasına gidip güvenlik istiyoruz. Yanımıza verdikleri Kerim adlı polis şefi bizi Felluce’nin ara sokaklarında dolaştırıyor. Yolda Türk askeri ile ilgili aynı soru polis şefi tarafından tekrarlanıyor. “Bilmiyoruz” diyerek soruyu geçiştirmeye çalışıyoruz. Fakat o bu mesele üzerinde konuşmakta kararlı. “Türk askeri buraya kesinlikle gelmesin” diyor ve ekliyor: “Buralar Dileymi aşiretinin sorumluluk alanında. Geçtiğimiz günlerde aşiret büyükleri kaymakama gelip, “Biz Türk askerini istemiyoruz. Onlar ABD’nin emri ile buraya gelecekler. Geldikleri zaman Müslüman olarak muamele görmeyecekler. Çünkü ABD’lilerle ortak hareket edenlere ABD’lilere yaptığımızın aynısını yaparız” dediler. “Siz gazetecisiniz bunları mutlaka halkınıza anlatın. Yoksa gelen askerlerin çoluk çocuğunun vebali sizin üzerinizde kalır” diyerek bizi uyarıyor. İntikam yemini ABD askerlerinin polisleri öldürmesi ile yabancı düşmanlığının arttığına dikkat çeken Kerim, bizi Felluce Hastanesi’ne götürüyor. Burada saldırı sırasında yaralanan 2 polis tedavi görüyor. Polislerden Abdul Celil, ABD askerlerinin kendilerini bilerek vurduğunu şehre giremedikleri için intikam aldığını söylüyor. İlk gün 10 polisin öldürdüldüğü şeklindeki bilginin doğru olmadığını belirterek, “Biz zaten 10 kişiydik. RPG ile aracımıza ateş açtılar. Arkadaşlarımız öldü. Ben ve arkadaşım ölü numarası yapıp kurtulduk. ABD askerleri daha sonra yanımıza gelip kutlama yaptılar” diyor. Görüşmemiz esnasında eşi ve 2 yaşındaki çocuğunun hastaneye gelmesiyle gözyaşlarını tutamayayan Abdul Celil, “Bunun hesabını kesinlikle soracağız” diyerek intikam yemini ediyor. Hastaneden ayrılmamızla birlikte şehirde bir feryat figan kopuyor. Camilerden yükselen tekbir sesleri sokaklardan atılan silahların gürültüsü arasında kaybolup gidiyor. Ortalık kesif bir barut kokusuna bürünüyor. Kerim, Abu Mahmud Camii’ne cenazelerin getirildiğini söyleyerek bizi oraya götürmek istiyor. Sokaklarda araçla ilerlemek mümkün değil. Mecburen araçtan iniyoruz. Fotoğraf makinası ve kamerayı gören herkes kendini atış poligonunda zannedip şov yapmaya başlıyor. Dünyaya başka türlü kendilerini anlatamadıkları için aslında onlar da kendilerine göre haklı. Ağır makinalı silah kolleksiyonun görücüye çıkarıldığı bu ortamda yüzümüze gözüme isabet eden boş kovanlardan çok bir silahtan çıkacak kör bir kurşuna hedef olmaktan korkuyoruz. Türk askeri gelmesin Bu gösteri “Aduvullah Amerika” (Allah düşmanı ABD) sloganlarıyla yaklaşık bir saat sürüyor. Camiden yapılan ateş kes ikazı ile cenaze namazı başlıyor. 8 polis için kılınan cenaze namazının ardından yine aynı şekilde silahlar patlıyor. Cenazelerin mezarlığa doğru götürülmesi sırasında, bizim de halkla sohbetimiz sürüyor. Amr’ın aracılığıyla halk bize mesajlar vermeye çalışıyor. Sohbet her seferinde Türk olduğumuz için dönüp dolaşıp asker meselesine geliyor. Felluce halkı Türk askerinin bölgelerine gelip gelmeyeceğini öğrenmek istiyor. “Bilmiyoruz” diyerek susmamız, “Sükut ikrardan gelir” mantığı çerçevesinde değerlendiriliyor ve halk bize kin kusuyor. Artık her kafadan bir ses çıkıyor, ortalık iyice kızışıyor. Tıpkı bizim yanlış politikalarına kızıp ürünlerini protesto ettiğimiz devletler gibi onlar da bize Türkiye yerine koyup şiddet uygulamaya başlıyorlar. “Türk askeri kesinlikle gelmesin. Onlar buraya kimin için geliyorlar? Biz Türk askerini burada istemiyoruz. Eğer buna rağmen gelecek olursa olacaklardan kesinlikle sorumlu değiliz. Müslüman dediğiniz Türk askeri ABD bu toprakları işgal ederken neredeydi? Şimdi ABD istediği için buraya gelecekler. Biz buna razı değiliz” diyorlar. Her söze başlayan elini gırtlağına götürüp işaret parmağıyla bir çizgi çekiyor ve “El Ceyş El Türki” diyerek Türk askerine yapacaklarını tarif ediyor. “ABD bizim topraklarımızı işgal ederken Türk askeri neredeydi?” sorusuna aslında verilebilecek bir cevap vardı. Mesela bugün Türk askerini öldürmekle tehdit eden sizler neredeydiniz demek mümkündü. Ama sonrasında işte buradaydık diyebilirler endişesi ile bir şey diyemiyoruz.. Kafamıza silah dayıyorlar Bu arada halk arasında kulaktan kulağa CNN’in “Bu tabutlar boş” şeklinde yayın yaptığı duyumları ulaşıyor. Halk bunu şehitlere hakaret olarak algılıyor. Bu sırada nerede gazeteci varsa halk ona hücum etmeye başlıyor. CNN kameramanı bu saldırılar sırasında vuruluyor. Yayın ekibi de polisler tarafından tutuklanıyor. Halk artık galeyana gelmiş vaziyette. Bize yönelip, “Hemen buradan uzaklaşın” diyorlar. Polis şefi Kerim’in ve Iraklı şoförümüzün müslüman olduğumuz şeklindeki ısrarları kabul görmüyor. Arabanın içine nasıl bindirildiğimizi hatırlamıyoruz. Sadece Iraklı şoförün kafasına silah dayandığını ve o sırada çevremizin sarıldığını görebiliyoruz. Kaçmaktan başka çare yok. Biz de öyle yapıyoruz ama her seferinde bir köşe başında bekleyen silahlı gruplar tarafından önümüz kesiliyor. Polis şefi Kerim arkadaşlarından yardım istiyor ama bize yardıma gelen polisler de püskürtülüyor. En son canlı yayın aracının kapı dikiz aynasından bir roketin bize doğru yöneldiğini farkediyoruz. Bir kısım duyarlı insanların engellemeye çalıştığı gözü dönmüş gruplar bu girişimlerinden vazgeçiyor. Kerim’in sayesinde arabadayız, bütün mevcut aynaları ve ters yolları kullanarak bir saat içinde labirent gibi Felluce sokaklarından kurtulmayı başarıyoruz. Bağdat’a akşam saatlerinde döndüğümüzde Türk heyetinin Irak izlenimlerini aktarırken, “Türk askerine sıcak bakıyorlar” şeklindeki raporunu hatırlıyoruz. Evet Irak halkı Türk askerine silahlardan çıkacak mermilerin sıcaklığı ile bakıyorlar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT