BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güvenilmeyenden “LİDER” olmaz

Güvenilmeyenden “LİDER” olmaz

İş aleminde olduğu gibi siyasette de güven çok önemli. “Güvenilmeyen kişilerden lider olmaz” diyen KalDer Genel Sekreteri İrfan Onay, liderin güven vermesi ve insan sevgisiyle dolu olması gerektiğini söyledi. Onay’a göre liderin kime danıştığı ve kimin fikriyle hareket ettiği de çok önemli. İrfan Onay, “Liderlik öğretilmez ama öğrenilir” dedi.



İSTANBUL - Türkiye’nin son 25 yılı enflasyon dalgaları arasında sallanmakla geçti. Enflasyon canavarı orta direği yok ettiyse de, stok yapıp para kazanma kolaycılığı da onunla birlikte geldi bu memlekete. Ne kadar stok, o kadar kazanç; oh, ne tatlı hayat! Repo ve Hazine bonosu ile kazanan rantiye sınıfı da pek rahat etti doğrusu. Şimdi enflasyon düşüyor, faizler iniyor, repo ve bonoda ballı kazanç bitti, bitmek üzere. Sanayi ve ticaret sektörü için bundan sonrası, eskiye göre çok daha zor. Rekabet, maliyet hesabı, pazardan pay kapmak için yarış, verimlilik ve üstüne üstlük az kâra razı olmak gerekiyor. Bu durum Türk sanayicisinin ve işadamlarının pek alışık olmadığı bir durum. Türkiye’de rekabet demek, rakibini öldürmekle eş anlamlı. Ondan daha ucuz ve daha kaliteli mal yapmaktansa, rakibi piyasadan silmek çok daha kolay geliyordu işadamına. Çamur atmak, pes ettirinceye kadar onun üstüne gitmek işin raconu kabul ediliyordu ülkemizde. Bu davranış biçimi yabancıların en çok şikayet ettiği konulardan birisiydi ama herkes yine bildiğini okumaya devam etti. İyileşme böyle gider ve ekonomik istikrar sağlanırsa, sanayi ve iş alemi ister istemez kendine çekidüzen vermek mecburiyetinde kalacağı gibi profesyonel insan istihdam etmeye de başlayacak. Türkiye’deki gelişmeleri hep bir adım önde takip eden Kalite Derneği (KalDer) yaptığı araştırmalarla siyaset ve ekonomiye yön verenlerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor. TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan ile KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Subaşı’nın birlikte çalışmalarıyla bu sene Avrupa Birliği ve Dünya Liderliği Kongresi yapılıyor. 13-15 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Kongre’de yerli ve yabancı çok sayıda uzman, dünyadaki gelişmeleri masaya yatıracak ve Türkiye’nin bu global köy içindeki rolünü tartışacak. Gençlere iş kazandırmak lazım KalDer Genel Sekreteri İrfan Onay ile Kongre öncesi bir sohbet yaptık. Üç gün Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda esecek olan beyin fırtınalarının Türkiye’deki bazı statükoları da yerinden oynatması bekleniyor. Gazetemize Kongre hakkında bilgi veren İrfan Onay, sorularımızı şöyle cevaplandırdı: *Türkiye, enflasyon döneminde kolay para kazanılan bir ülkeydi. Şimdi ne olacak? Onay: “Derin bir soru. Ankara’da adamını bulup kota ayarlamakla, teşvik alıp kredileri ödememekle, repoyla zengin olunuyordu. Bazıları için böyle rahat bir dönem geçti. O günlerin devam etmeyeceğini herkes anladı artık. Türkiye’nin, içe kapalı bir Arnavutluk modeliyle büyüyeceğini söyleyen de yok. Övündüğümüz genç bir nüfusumuz var ama onlara iş sağlamamız lazım. Yönetimlerin temel görevi, insanlara fırsat vermektir. O tür formüller doğru olsaydı, kalkınmış ülkeler de onu yapardı.” *Türkiye çok farklı bir kulvarda gidiyordu. Şimdi o treni alıp, gerçek rayına oturtmak mümkün mü? Onay: “Altyapı var. 150 senelik okullar, 700 seneden daha uzun bir kültür birikimi var bu ülkede. Farklı kültürlerle işbirliği yapma alışkanlığımız var. İklim, hakeza.” *İyi yönetişim tabiri çok sık kullanılır oldu, nedir bu? Onay: “Açıklık, şeffaflık ve hesap vermektir. Ahlaktır yani. Devlet için farklı, şirkektler için daha farklıdır. Dışarıda halkın tasarrufu sanayiye büyük kaynak aktarıyor. Daha da verimli oluyor. Çünkü, bu fonları yatırım şirketleri yönlendiriyor ve bu konuda çok profesyonel bu şirketler. Şirketler iyi yönetilir ve şeffaf olursa, yatırımcı da zarar görmez. Şirketlerde de ahlaki değerler öne çıkmalı. Bu yönde eğitim verilmeli. Şirkette bir amir, astını suistimale zorluyorsa; o astın şikayet edeceği bir başka üstü daha olmalı. Ahlaklı şirketim demek yetmiyor. Gereklerini de yerine getirmeli.” *Geleceğin lideri nasıl olacak? Onay: “Geleceğin lideri, biraz daha geniş bakıp risk alacak. Değişim eskiye göre çok daha hızlı. Liderin her şeyi bilmesi mümkün değil. Takımına güvenmesi ve hızlı karar vermesi gerekiyor. İşletme yoldan çıkma durumuna girerse, işte lider orada devreye girecek ve şirketi yine rayına oturtacak. Çevreye duyarlı, insan sevgisiyle dolu olması gerekiyor” *Siyasi liderlerde de bir değişim olacak mı? Onay: “Haberleşme çok gelişti. Dolayısıyla siyasi liderler de toplumun beklentilerine daha fazla cevap vermek durumunda kalacak. Toplum kavgayı sevmiyor mesela. Liderlerin de uzlaşmacı ve daha bir barışçı olması gerekiyor. Bir parti grup toplantısı yapıyor. Lider, orada meseleleri konuşmayı değil de şov yapmayı tercih ediyor. İletişimin yaygınlığı bu gibi olumsuz şeyleri de getirdi. Milletvekilleri, kendilerinin söz sahibi olmamasından yakınıyor tabii.” *KalDer, senelerdir kalite ödülü veriyor. Yeterli ilgi var mı? Onay: “Daha fazla müracaatın olmasını elbette ki isteriz. Bizim kriterlerimiz çok ağır ama şirketleri hem olumlu, hem olumsuz yönleriyle inceliyor ve onları doğru yola yönlendiriyoruz. Her katılan şirket ödül almıyor ama kendini görme fırsatı buluyor.” *Kriterleriniz neler? Hangi yönden inceliyorsunuz şirketleri? Onay: “Dokuz kritere bakıyoruz. Liderlik, çalışanların gelişmesi, doğru stratejileri var mı, kaynaklarını doğru kullanıyor mu, işbirliği kuruyor mu, yan sanayiinden yeteri kadar faydalanıyor mu, teknolojiyi yeteri kadar kullanıyor mu? Tabii bir de aldığı sonuca bakıyoruz. Çalışanlar şirketten memnun mu? Verimli mi? Kişi başına verimliliklere bakıyoruz. Eğitime pay ayırması da bizim için çok önemli. Daha iyisini araması da önemli tabii.” *Avrupa Birliği ve Dünya Liderliği Kongresi’ne haftalar kaldı. Neyi hedeflediniz bu kongrede? Onay: “Geçen sene karar verdik buna. Türkiye girse de girmese de AB herkesi etkileyecek. Bu kesin. O halde, dedik: Buna serinkanlılıkla bir bakalım. Bilim ve teknoloji, ekonomi, savunma, dış politika nereye gidiyor. Kültürel uyum ne olacak? Bizim çıkış noktamız buydu. Dünya nereye gidiyor, ona bakacağız. Geleceğe yönelik plan yapan kamu ve özel sektöre burada bir yön vermeye çalışacağız. Hangi teknolojilere yatırım yapılacağı çok önemli. Verilere ve araştırmalara dayalı bir şekilde tartışılacak bu konular.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT