BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazarola /Karşılaşma / İsmail Kaya

Pazarola /Karşılaşma / İsmail Kaya

Karşılaşmaları önceden planlanmamıştı. Yemek için iyi dileklerden sonra “Yaz” dedi. Bu kaçıncı oluyordu, saymamıştı. “Pazartesileri sayfalarımızda yer verebiliriz” dedi ve kendini işaret ederek ekledi, “Ama önce Genel Yayın Yönetmeni beğenmeli.” Gülüştüler.



Karşılaşmaları önceden planlanmamıştı. Yemek için iyi dileklerden sonra “Yaz” dedi. Bu kaçıncı oluyordu, saymamıştı. “Pazartesileri sayfalarımızda yer verebiliriz” dedi ve kendini işaret ederek ekledi, “Ama önce Genel Yayın Yönetmeni beğenmeli.” Gülüştüler. “Peki, bir teşebbüs edelim” sözü ağzından çıkmış bulundu. Yemek sonrası, merak etti, oturdu saydı. Belli başlı günlük gazetelerde kaç kişi kalem oynatıyordu? Oldum olası bu “kalem ordusu”ndan çekinmiş ve uzak durmuştu. Azamî seçicilikle sınırladığı beş-on tanesi ihtiyacını karşılıyordu. Diğerlerinden ve sayfalarına döktürdüklerinden, dostları ve meslektaşları bahsettiğinde, ya da radyo dinlerken dolaylı olarak haberdar olurdu. Bir hesap yaptı. Gazeteler.org sitesinde elektronik versiyonları yayınlanan 26 tane ulusal gazete saydı. Örnekleme için on gazetedeki yazar sayısını saydı. 208 buldu. Gazete başına yuvarlak 20 yazar demekti, bu. Onca ulusal günlük gazetede yaklaşık 500 (beşyüz) beynin, yaklaşık üç milyon gazete okuyucusunun beynine, süreli olarak ulaşmaya çalıştığını belirledi. Bir gazete ortalama iki kişi tarafından okunsa, bu sayı altı milyona çıkardı. Günlük gazetedeki bir yazının, tirajına ve yazarın okuyucusunu yakalama yeteneğine bağlı olarak birkaç binden birkaç yüzbine kadar değişen sayıda insana ulaşabildiğini düşündü. Rakam oldukça büyüktü. Ama, yazar sayısı çok sayılmazdı. Mensup olduğu meslekteki insan sayısıyla kıyaslandığında yazarlar nispeten “elit” kalıyordu. Onbin kadar olduğu tahmin edilen öğretim üyeleri seslerini her seferinde ancak birkaç yüz kişiye duyurabilirdi. Seslenilecek kitle kat kat büyük, dahası, kat kat çeşitliydi. Kime ve ne yazılacağı konusu, uzun süredir zihnini meşgul edegelmişti. Geçmişte iki yıllık haftalık bir yazarlık tecrübesine sahipti. O zamanki okuyucusu, şimdikiyle karşılaştırılamayacak kadar azdı, ama, her hafta “sahneye çıkmıştı.” Hem, mesleği gereği, hep sahnede değil miydi? Ama, bu sahne çok farklıydı. Herşeyden önce iç işlerini memnun etmeliydi. Yoksa, işi kuşa döner, uçar giderdi. İç müşteriden sonra, asıl müşteri olan okuyucuların beğenisine talip olabilirdi. Sayfaları karıştıran okuyucunun gözünü ve beynini bir anda çelmeli, öteki haber ve yazılar arasından sıyrılıp, farkedilmeliydi. Bu işin zorluğunu bilirdi. Beyinlere girmek için harcanan katrilyonlar hesapsızdı. Hedefini tespit ederse, onları yakından tanırsa ve yürekten isterse işinin kolaylaşacağını da biliyordu. PAZAROLA ismini de Genel Yayın Yönetmeni önermişti. Hoş çağrışımlar yaptığını düşündü. Zamanla daha da beğendi. Soran olursa PAZAROLA’yı daha da açabilirdi. Şimdilik Pazar’ı hatırlatması ona yeterdi. Bu ilk yazısında, gizli özneye dayanan yazı üslubu beğenilmedi. Bu tarz, gazete ve yazar kavramlarına temelden uymazdı. Gazete ve yazar “ben” demezse, onu kimse dinlemezdi. Ama bir defalık kullanabilirdi. Sahneye çıktığında, diğerleri gibi, “Ben”li cümlelerle yazmayı o da bilirdi. Bunun için bir sonraki Pazartesiyi beklemeliydi...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108953
    % 0.33
  • 3.482
    % -0.35
  • 4.1105
    % 0.01
  • 4.4532
    % -0.62
  • 144.153
    % -0.16
 
 
 
 
 
KAPAT