BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ödül istemiyorum!

Ödül istemiyorum!

Ödülden korkulur mu hiç; ama ben hep korktum. Bir yarış atı gibi yaşamaktan kaçtığım için korktum belki de...



. Ödülden korkulur mu hiç; ama ben hep korktum. Bir yarış atı gibi yaşamaktan kaçtığım için korktum belki de... Ama ödülden korkmayan ol kahraman erbâb-ı kalem, birtakım gazete ve dergileri sadece hangi kurum veya kişi, kimin adına ödül düzenlemiş, jüride kim varmış, kaç para veriyormuş diye hiç aksatmadan satın alır; edebiyat yarışmasıyla ilgili bölümü makasla kesip muska gibi taşır cüzdanının bir köşesinde. II. Sadece ödülden değil, ülkemizin pek değerli ödül sahibi üdebâsı hakkında yazmaktan da korktum... Meğer korkum boşunaymış... Çünkü benim ülkemde on yıllardan beri böyle dağıtılıyormuş bütün ödüller... Yani "körlerle sağırlar, birbirini ağırlar"mış her dönemde; yeni öğrendim... Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi Başkanı ve Şule Yayınları'nın sahibi, çok değerli abimiz A. Ali Ural yönetiminde iki ayda bir çıkan "Kitap Haber" dergisinin, eylül-ekim sayısı (sayı 18) "Ödüller Neyi Koruyor?" dosya konusuyla yayımlandı. Dosyaya katkıda bulunan onca isim arasında ödül alan şair ve yazarların yanı sıra, henüz bir ödülü bile olmayanların görüşleri de sunuluyor. Sadece maddi anlamı olan ödüllere sıcak bakanlarla, ödülleri edebiyatın baş belâsı olarak görenlerin sesini aynı sayfalarda sunan dergi, ülkemizin dokunulmazlığı olan konularından birine daha neşter vurduğu için kocaman bir alkışı hak ediyor... III. Birtakım girişimlerin, vakıfların, derneklerin, kendilerinden başka şair ve yazar tanımayan grupların, ödül avcısı üdebâ yüzünden ne hale sokulduğunu- anladıkça korkum daha da arttı. Ali Ural, "Ödül ve Ceza" başlıklı yazısında, "İnsan, dünyadan ayrılırken kendisini uğurlayanlar arasında, dünyaya geldiğinde kendisini karşılayanları gördü: Ödül ve ceza (...) Ve nerede bir ödül varsa oradaydı ceza. Bazen ödül ve ceza birbirine o kadar yaklaştı ve karıştı ki kimse fark edemedi: Hangisi ödül, hangisi ceza..." "Birini cezalandırmak istiyorsanız, ona ödül veriniz" diye bir vecize söylenmedi henüz ama Celal Fedai, "Ödüm patladı" diyerek, ödül patlamasına ironik bir yaklaşım getiriyor... IV. Bir de, şairler ve yazarlar adına öldükten sonra neden ödül konulduğunu anlamaya çalışırım, öteden beri... Okur, mesela bir Cahit Zarifoğlu'nu, bir Sait Faik'i, bir Behçet Necatigil'i, bir Orhan Kemal'i veya adına ödül konulan diğer değerli şahsiyetleri bugüne kadar getirdiği için ödülünü vermemiş midir zaten? Ya da onlarla kendini ifade ettiği için ödülünü almamış mıdır? Peki bu kadar çırpınmanın bir gereği var mıdır? Bence yoktur... Artık çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, Türkiye'de ödül meselesi, hayli tuhaf bir hâl almıştır. Ödül alan şair ve yazar sınıfı geçmiş, ötekilerse zenci olarak küstümçiçeği sınıfında terennümünü sürdürmeye devam etmiştir. V. Dergide çok sayıda görüşe de yer veriliyor. Her birini okurken hayretim bir kat daha artıyor. Mesela, her yıl hangi kıstaslara göre ödül dağıttığını bir türlü anlayamadığım bir kurumun "en" yetkilisi "yandaş kayırmacılığı" yapmadıklarını söylüyor; fakat diğer taraftan, aynı kurumun "onursal başkanı" ve ödül koyucusu "ödüller piyasayı, menfaati, grup çıkarlarını, eşi-dostu, tarafı, taraftarlığı koruyor" diyor. Bunu tercüme etmek gerçekten çok zor! "Mevcudu tekrarlayan ödül zamana direnemez", "ödül bir yapıtı korumaz, tartışmaya açar", "Türk dünyası ödülü verilmeli ve bunun adına Yunus Emre Ödülü denmeli", "ödüller sanatı ahlaktan sıyırıp kopartmanın önemli bir basamağını oluşturmuştur" gibi birtakım "istemiyorum, yan cebime koy" türünden edebî slogan da görüşler arasında yer alıyor. "Edebiyat eseri için bir ödül sistemi geliştirilmeli mi? Eğer olacaksa nasıl bir değerlendirme yapılmalı?" gibi sorulara verilecek cevabım henüz hazır değil, ancak Kitap Haber, bana göre, ülkemiz edebiyat "piyasası"nı bir borsaya çeviren ödülleri böylesine derinlikli bir dosya ile masaya yatırarak çok önemli ve yürekli bir dosya hazırlamıştır. Benim de bu konuyu düşünmekten katran bağlayan yüreğime su serpmiştir. Duyurulur! ... Kıssadan hisse: Ülkemizde bir şair ve yazar olarak tanınmak ve bilinmek ve dahi çok satılmak (para da kazanmak) istiyorsanız, benim söylediklerime kulak asmayın; "Kitap Haber"dergisini de okumayın, zira, bugünler ödül avcılığı için en uygun mevsimdir, bilesiniz... ... Meraklısına not: Fakat bana rağmen Kitap Haber dergisine ulaşmak istiyorsanız 0 212 520 34 41 veya 0 212 528 11 46 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT