BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru - 27 / Evde garip bir sessizlik vardı! / Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru - 27 / Evde garip bir sessizlik vardı! / Seçkin Başkan

Enver bey girdi odaya. Selda babasını hiç bu kadar asık yüzlü görmemişti şimdiye kadar. Sert bir ifadeyle baktı kızına. Sonra karısının oturduğu koltuğun karşısındaki koltuğa geçip oturdu: Gel bakalım konuşalım seninle küçük hanım!



Genç kız mahcuptu. Başını sallamakla yetindi. Şaşkın ve oldukça heyecanlıydı. Orhan gittikten sonra Selda üst kata çıktı. Evde garip bir sessizlik vardı. Annesinin yatak odasının kapısını tıklattı iki defa. Olcay hanımın sesi duyuldu: - Gel... Yavaşça araladı kapıyı. Olcay hanım yatağının yanındaki koltuğa oturmuş, bir sigara yakmış, bahçeye bakıyordu. Kızına döndü: - Gitti mi? - Evet anne gitti. Sizin davranışınız karşısında gitmeyip de ne yapacaktı? Olcay hanım kaşları çatık bir şekilde soludu: - Bunu nasıl yaparsın? Ne idüğü belirsiz birini utanmadan evime getiriyorsun arkadaşım diye. Selda diklendi bu sözler karşısında: - Böyle davranmanız gerekmezdi. Orhan mükemmel bir çocuk. Benim de çok iyi arkadaşım. Hem ne var kimsesi yoksa? Bu onun seçimi değil ki... Olcay hanım gözlerini kıstı: - Arkadaştan da öte sanırım bu ilişki! Aklını başına topla Selda, ayağını denk al! Genç kız cevap vermedi. Gözleri dolu dolu olmuştu. Olcay hanım devam etti: - Eğer bu arkadaşlık devam ederse tepkimiz büyük olur bilesin. Efendi falan dinlemem ben. Kimbilir belki de bir sokak kadınının oğludur. Böyle insanlarla bizim hiçbir ilişkimiz olamaz. Bu sırada Enver bey girdi odaya. Selda babasını hiç bu kadar asık yüzlü görmemişti şimdiye kadar. Sert bir ifadeyle baktı kızına. Sonra karısının oturduğu koltuğun karşısındaki koltuğa geçip oturdu. - Gel bakalım konuşalım seninle küçük hanım. Selda yatağın kenarına ilişti sessizce. Babası önce boğazını temizledi. Sonra sakin olmaya gayret ettiği belli olarak konuştu: - Ne yapmak istediğini bilmiyorum. Bu her kimse, her kimin nesiyse bir daha benim evime gelmeyecek. - Baba! - Sus, lafımı kesme. Ben bugüne kadar değerlerimi korumuş bir insanım. Bu kişinin arkadaştan çok öte olduğunun farkındayım. Sen hiçbir arkadaşını bizimle tanıştırmak için eve getirmedin. Farklı bir durum var. Ama şunu kafana sok ki, düşündüğün her neyse, asla olmaz. Böyle bir şeye iznim yok. Selda ağlamaya başlamıştı. Hıçkırarak: - Siz beni değil kendinizi düşünüyorsunuz. Benim mutlu olmam önemli değil sizin için, bir değerdir tutturmuş gidiyorsunuz. Ne değeri, insan insandır. Enver bey hışımla kalktı yerinden. Adeta üzerine yürüdü kızının: - Babanla konuşuyorsun unutma! Seni çok şımarttım, biliyorum, annen haklıydı. Ama sana güvenmiştim. Genç kız acıyla baktı babasının yüzüne: - Güvenmiş miydiniz? Güveninizi sarsacak ne yaptım ben? Olcay hanım kocasından önce atıldı: - Daha ne yapacaksın? Kim olduğu belli olmayan, yetimhane köşelerinde büyümüş birini adam diye evime getridin. Tinerci midir, hırsız mıdır, belli değil. Sen oralardan adam mı çıkacağını sanıyorsun. Bir de utanmadan çok efendi, bayılacaksınız dedin bize. Biz de bir şey sandık, aman Allahım, şu düştüğumüz duruma bak. Yine şükretsin, kibar insanlarız, o dakika kovardım evden yoksa... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT