BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru - 28 /“Gözüm senden başkasını görmüyor”/Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru - 28 /“Gözüm senden başkasını görmüyor”/Seçkin Başkan

Genç kız odasına girdi. Gözyaşları çağlayan gibi akmaya başlamıştı. Yatağına kapandı: “Neden, neden Allahım! İnsanları neden böyle değerlendiriyorlar. Orhan çok iyi bir çocuk. Ben onu seviyorum...” İrkildi! Son söylediği şey şaşırtmıştı kendisini!..



Selda konuşmayı uzatmanın bir anlamı olmadığını düşünerek kalktı yerinden. Babası arkasından bağırıyordu: - Bu arkadaşlık devam etmeyecek. Yoksa seni okuldan alırım bilmiş ol. Genç kız odasına girdi. Gözyaşları çağlayan gibi akmaya başlamıştı. Yatağına kapandı: “Neden, neden Allahım! İnsanları neden böyle değerlendiriyorlar. Orhan çok iyi bir çocuk. Ben onu seviyorum. Evet onu seviyorum...” İrkildi! Son söylediği şey şaşırtmıştı kendisini. Durakladı: “Ben seviyor muyum bu çocuğu?” Diye sordu kendi kendine. Cevabı binlerce kere “evet”ti. İçini çekti derin derin. Şimdi ne olacaktı? Anne ve babasına duyduğu öfke içini kemiriyordu. “Dinlemeyeceğim sizi...” diye söylendi kararlı bir şekilde. Biraz sonra sokak kapısının kapandığını duydu. Çok geçmeden de babasının arabasının motoru homurdanarak çalıştı. Bir yere gidiyorlardı. Emin olmak için yavaşça açtı oda kapısını. Etrafı dinledi. Ses seda yoktu. Annesinin odasının kapısına kadar gidip kulağını dayadı kapıya. Kimse yoktu. Demek ki birlikte gitmişlerdi. Hemen üzerine bir kazak geçirip dışarıya attı kendini. Arabasına binip gaza yüklendi. Kırk beş dakika kadar sonra Orhan’ın kaldığı atölyenin önündeydi. Arabadan inip hızla içeri girdi. Günlerden cumartesi olduğu için herkes çalışıyordu. Ömer usta onu görünce şaşkın baktı yüzüne: - Hoş geldin kızım, ama Orhan yok, seninle değil miydi? - Bir buçuk saat kadar önce ayrıldı. Demek gelmedi daha. Burada bekleyebilir miyim bir mahzuru yoksa? Ömer usta dudak büktü: - Tabii... Mustafa, koş bir çay söyle. Şuraya otur kızım. Selda sessizce oturup beklemeye başladı. İçinde fırtınalar kopuyordu sanki. Mustafa’nın cıva gibi koşarak getirdiği çayı yudumlamaya başladı. Hiç konuşmuyordu, kimse de bir şey sormuyordu. Az sonra atölyenin kapısında Orhan gözüktü. Yüzünde acı bir ifade, kaşları çatık bir şekilde girmişti içeriye. Ömer usta: - Orhan, misafirin var oğlum ... diye seslendi . Genç adam onun işaret ettiği yere bakınca şaşkınlıkla kaldı. - Merhaba Orhan, konuşabilir miyiz? Genç adam yutkundu. Yavaşça ilerledi Selda’ya doğru. Kız ayağa kalkmıştı: - Bir yere gidip konuşalım Orhan. Delikanlı yan gözle Ömer ustaya baktı. Adam “tamam” der gibi başını eğdi. İki genç çıktılar. Hiç konuşmuyordu Selda. Arabaya bindiler. Kız kontağı çevirdi. Orhan dayanamadı: - Ne oldu? İyi misin? Cevap vermedi kız. O neşeli, durduk yerde durmayan genç kızı böyle görmek tuhafına gitmişti. Sahile indiler. Selda arabayı deniz kenarına çekti. Motoru durdurdu, arkasına yaslandı. Gözlerini denize dikmişti: - Ben bir çılgınım Orhan... Evet evet seni çılgınlar gibi seviyorum... Gözüm senden başka bir şeyi görmüyor... Bundan sonra verdiğim kararlar da çılgınca olacak! Şimdi sana çılgınca bir teklifte bulunuyorum Orhan: Binimle evlenir misin?. Az kaldı küçük dilini yutacaktı delikanlı. Hayretle büyüyen ela gözleri sorularla dolu bir şekilde çevrilmişti kızın yüzüne. Kekeledi: - Anlamadım... Bir dakika... Ne oldu? - Bırak olanları... Sen benimle evlenmek ister misin onu söyle? > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105324
    % 0.39
  • 3.472
    % -0.6
  • 4.1656
    % -0.39
  • 4.7068
    % -0.13
  • 146.472
    % -0.39
 
 
 
 
 
KAPAT