BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Birlik zamanı

Birlik zamanı

Önceki yazımda, “Umuda yolculuk” demiştim. Ana hedef olarak da Atina Olimpiyat vizesini bütün sikletlerde aşarız diye dünüyordum.



Önceki yazımda, “Umuda yolculuk” demiştim. Ana hedef olarak da Atina Olimpiyat vizesini bütün sikletlerde aşarız diye dünüyordum. Üç vize alabildik. 55’de Ramazan Demir (8.), 60’da Tevfik Odabaşı (6.), 84’de Gökhan Yavaşer (7.), bayanlarda ise yeni takım dedik ve yokuz. Evet 55, 60, 66 kilodaki 1., 2., 3. güreşçilerimizi şimdiden (bugün itibari ile 348 gün kaldı) Atina’ya hazırlamalıyız diyorum. Zaman çok çabuk geçiyor. Diğer sıkletlerde ise başarısız olduk. İş daha zor 2004’te 2 tane kalifikasyon turnuvası var (şubat ayında Slovakya ilk 5 ve Bulgaristan ilk 4). Dünyada ilk 10’a giremeyen sporcular buralarda Olimpiyat vizesi için güreşecekler tabii ki net kiloda yapılacak bu turnuvalar. Dünya Şampiyonası’nda teknik açıdan, ayakta salto bağlama ve çırpınma en geçerli oyun oldu. Hakemlerimiz dünya minderlerinde başarılı bunu FILA yeni başkanı Sn. Martinetti İstanbulda’da deklere etti. ABD’de başarılı müsabakalar yöneten başta Sn. Büyükerşen, Cicioğlu (dünyanın en genç hakemi olarak altın düdük aldı), Taşkıran ve Çeker’i kutlarım. Türk güreşinin dünya güreşindeki yeri çok yükseklerde. Bunu da gündeme ABD Savunma Bakanı Rumsfeld, “Türkler bu spor dalında çok başarılı” sözleri taşıdı. Seyircisi dünyada çok olan bir spor dalı (Madison Spuare Garden Salonu 20 bin kişi ile doldu taştı). Bayanlarda ise madalyalara Japonya ve ABD güreşçileri ambargo koydular. Mükemmel bir organizasyon oldu. Finallerde uzaydan (NASA) bağlantı yapmaları, madalya alan güreşçilere kendi müsabaka görüntülerini kürsüde vermeleri şampiyonaya ayrı bir renk kattı. Rusya adına güreşen Çeçen Saitev ve Sacitev birinci oldu. Özbekler sürpriz şekilde iki şampiyon çıkarttılar. Gürcistan takım halinde birinci oldu. Madalyaların yüzde 70’i Avrupa ülkelerine, yüzde 30’u ise Avrupa dışına gitti. Geçtiğimiz 5 yıl içerisinde sürekli madalya alan Harun Doğan’ın olmayışı milli takımımız için gerçekten kayıp. Bir de yeni genç ekip anlayışı, geç oldu gibi diye düşünüyorum. Takımda daha önce yer alan Ersin Çetin, Arif Kama, Yüksel Şanlı (sakatlanmış süratle tedavisini yapmak gerekir) Adem Bereket, Serhat Balcı, Fatih Çakıroğlu, Aydın Polatçı (yağlı güreşi süratle mindercilere yasaklayalım), Zekeriye Güçlü acil devreye sokulabilmeli. Diğer sikletlerde de kalifikasyon turnuvaları ile Olimpiyat barajlarını yakalamamız mümkün. Sporcuları fazla yıpratmadan Atina’ya götürmeliyiz. Bir sporcu yıl içerisinde en fazla iki defa forma girebilir. En önemlisi 2004 Avrupa Şampiyonası var önümüzde. İstanbul’da yapılacak şampiyonada hedef takım olarak şampiyon olmak. 2004’ten sonra 2008 içinde şimdiden rezerv takım üzerinde durmalı (yıldız ve genç serbest takımımıza iyi güreşçiler var). Evet serbest güreşte altyapı sağlam. Ancak A takıma yansıması zaman alacak gibi öyle zannediyorum ki, TGF Başkanı Sn. Şansal ve Teknik Kurul Türkiye’ye dönüşte bir değerlendirme toplantısı yapacaklardır. (Her şampiyona sonrası prensip olarak böyle toplantılar hep yapılıyor). Evet birlik-beraberlik zamanı diyorum. Takımda bulunabilecek herkesten yararlanmak gerekir. TAKIM ŞAMPİYONLUKLARININ NE ANLAMI VAR? Ekip, takım ruhu diye sporun her branşında söyleyip duruyoruz (Sevgi, barış, dostluk, birlikte hareket etme, milliyetçilik duygusu, takım içinde yardımlaşma, motivasyon ilişkileri, disiplin, örnek olma gibi özellikler devreye girer). Mesela futbolda Dünya 3.’lüğü, basketbolda Avrupa 2’liği gibi takım halinde dereceler aldığımızda ülke olarak gerçekten çok sevindik. Gerek devletimiz, gerek sponsorlar bu iki branşta da takımlarımızı ödüllendirmeye gittiler. Güreşte de Türkiye 2001 yılından itibaren sürekli değişik yaş gruplarında takım şampiyonlukları alıyor. En sonunda geçtiğimiz ay İstanbul’da tarihte ilk defa Greko-romen Güreş’te takım halinde Gençler Dünya Şampiyonu oldu. Yine ağustos ayı içerisinde İstanbul’da Ordulararası Dünya Şampiyonası’nda takım halinde Greko-romen ve Serbest Güreş’te şampiyon oldu mehmetçiklerimiz. 2002 Büyükler Greko-Romen Güreş’te Dünya Kupası Şampiyonluğu, 2002 Gençler Serbest Güreş’te Avrupa Takım Şampiyonluğu, 2001 Büyükler Greko-romen ve Serbest stilde ayrı ayrı Akdeniz Oyunları takım şampiyonluğu, 2001 Yıldızlar Greko-Romen ve Serbest stilde ayrı ayrı Avrupa Takım şampiyonluğu. En önemlisi ise 2001 yılında İstanbul’da Büyükler Greko-romen Güreş’te Rusya’ya 10 puan fark atan milli takımımız çok önemli bir takım şampiyonluğu daha aldı. (2001’deki bu şampiyonada rekor katılım oldu. Daha önce şampiyon olduk ancak doğu bloku ülkeleri şampiyonayı boykot etmişlerdi. Az katılım vardı). Zamanın FILA Başkanı Ercegan, “Türkiye Greko-romen Güreş’te bir ekol getirdi” sözü ülkemiz için gurur vericiydi. Bir gerçek de takım halinde şampiyon olunca, aynı ferdi takım sporcular nasıl şampiyon olursa ülke marşları çalınıyor ve bayrakları göndere çekiliyorsa, takım şampiyonluğunda da aynı olay tekrarlanıyor. Takım şampiyonluğunun neler ifade ettiğini anlattım. Manevi duyguların ötesinde ferdi olarak nasıl sporcularımız ödüllendiriliyorsa, takım şampiyonluğu kazanan ekiplerimizin de (Amerika’da Eyalet Şampiyonu olan bir lise takımını ABD Başkanı kabul edebiliyorsa) devletimizin üst kademeleri tarafından sporcuların terleri kurumadan makama kabul edildikleri, ödüllendirildikleri takdirde daha nice takım şampiyonlukları almaları kaçınılmaz olacaktır. Evet takım şampiyonu olan ekiplerimizi sevindirmek, çabalarına ortak olmak elinizde...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT