BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilim ve politika / Hasan Seçen

Bilim ve politika / Hasan Seçen

16 Eylül 2003 tarihli Türkiye gazetesinde “Ediz Hun’un pişmanlığı” başlıklı haberden çok etkilendim.



16 Eylül 2003 tarihli Türkiye gazetesinde “Ediz Hun’un pişmanlığı” başlıklı haberden çok etkilendim. Ediz Hun’un söyledikleri önemliydi: “Dünyaya yeniden gelme imkanı bulunsa, bilim adamı olurdum. Çünkü dünyayı yönlendiren bilim insanlarıdır. Bir internet, bir bilgisayar, kimyasal bir reaksiyonun keşfedilmesi, inanıyorum ki bu insanlara tarif edilmez bir mutluluk vermiştir.” TÜBİTAK’ın popüler bilim kitapları arasında yayınlanmış olan “Üniversite: Bir Dekan Anlatıyor” kitabının yazarı Prof. Dr. Henry Rosovsky, babasının da bir yüksek okulda ders verdiğini, niçin bu mesleği seçtiğini soran arkadaşına, babasının, “çünkü, okumayı çok seviyorum ve okumak için ücret ödenen tek meslek de üniversite hocalığı!” dediğini nakleder. Adı geçen kitapta Rosovsky, bilim adamlığı için daha pek çok özendirici noktayı vurgular: Bir defa, üniversiteler, kentlerin en güzel yerleşim mekanlarıdır. Akademik hayat, devamlı hareket halinde bir hayattır. İş ortamında patron yoktur, başka bir deyişle üniversite hocaları, kendi işlerinin patronudur. Üniversite hocalarının bazı meslek grupları ile mukayese edildiğinde gelirleri düşük olsa bile, onlar, sanatçıların hürriyetleriyle mukayese edilebilecek hürriyete sahip kimselerdir. Bir nevi entelektüel bir gayretle, her zaman yeni bilgiler edinmek ve yeni bir şeyler keşfedebilmek heyecanıyla araştırma yapmak, edinimlerini üniversite amfilerinde talebe ve meslektaşlarıyla paylaşmanın güzelliğini bir düşünün! Bilim dünyasının bir başka özel tarafı da bu dünyada her zaman ve her yerde emeğe ve hocalığa hürmet gösterilmesine rağmen, en ünlü bilim adamlarının görüşlerinin bile tartışmaya ve tenkide açık olmasıdır! Bilim dünyasının bunca güzelliğine rağmen, nasıl olmuş da Albert Einstein gibi ünlü bir bilim adamı, “yeni baştan hayata gelseydim hayatta bilim adamı olacağıma seyyar satıcı veya tenekeci olmayı tercih ederdim” demiştir? Ediz Hun’un söyledikleri açık. O, bilimi mücerret olarak “insanları iyiye, güzele yönlendiren, insan tarafından insanın iyiliği için kullanılan bilgi” olarak düşünüyor ve yüceltiyor. Einstein’ı da anlamamız lazım. Çünkü, o da, bilim ve teknolojinin hep iyi niyetlerle kullanılmadığını, çılgınların elinde dünyayı imha etmek için de kullanılabileceğini çok iyi bildiği için böyle söylüyordu. Eğer Einstein’a nazire olarak “yeni baştan hayata gelseydim politikacı olurdum” diyen bilim adamları varsa ben onlara saygı duyuyorum. Üniversite hocalığı etiketiyle yasalar çerçevesinde politika yapan insanlara da saygı duyuyorum: Politik makamlar, ülke menfaati için bir bilim adamının tecrübesinden yararlanmak istiyorsa, o bilim adamının bilimsel dürüstlükten sapmadan politik makamdaki insanlara yol gösterici olmasının gayet tabii karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Bilim insanları adına üzüldüğüm bir şey varsa o da bazı bilim insanlarının ideolojik kimliklerinin bilim kimliklerinin önüne geçmesidir! Ediz Hun’un söylediklerinde onlar için dersler var!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104001
    % -1.26
  • 3.5061
    % 0.96
  • 4.1839
    % 0.36
  • 4.7509
    % 0.47
  • 145.618
    % -0.67
 
 
 
 
 
KAPAT