BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru - 33/Ne diyeceğini bilemedi Selda/ Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru - 33/Ne diyeceğini bilemedi Selda/ Seçkin Başkan

Genç adam bozulmuştu Selda’nın sözlerine. Sessizce döndüler. Villanın büyük salonunda Halim bey, Enver bey, Olcay ve Süheyla hanımlar koyu bir sohbete dalmışlardı. Gençler içeri girince merakla baktılar onların yüzüne...



Sedat genç kızın sessizliğine bir anlam vermeye çalışarak: - Canın sıkılıyor galiba... diye sordu. - Evet, pek keyfim yok. - Okul nasıl gidiyor, mimarlığı kazanmışsın. Çok sevindim. Omuz silkti genç kız. Yürümeye devam etti. Aklı Orhan’daydı. - Bitirince ne yapacaksın, bir planın var mı? Selda gözlerini kıstı; - Daha çok erken plan yapmak için. Daha birinci sınıftayım. Önümde dört sene var. Sedat güldü: - Sene dediğin ne ki... Göz açıp kapayana kadar geçiyor. Bak ben sanki dün gitmişim gibi. Anlamıyorsun bile zamanın nasıl geçtiğini. Bence planlarını şimdiden yapmalısın. Alaylı bir şekilde gülümsedi. Sedat devam etti: - Evlenmeyi düşünüyor musun? Birden bire damdan düşer gibi sormuştu bu soruyu. Kaşlarını kaldırdı Selda: - Hayır. Diye kesin ve net bir cevap verdi. Sedat durakladı: - Onu da düşünmelisin, babam haklı, çok güzel bir kız olmuşsun. Ben düşünüyorum evlenmeyi. Selda ne diyeceğini bilemedi. Şaşkın bir şekilde delikanlının yüzüne baktı. - Hayırlısı. İnşallah iyi bir evlilik yaparsın. - Bu biraz da sana bağlı. Bilmiyorum anlatabildim mi? Selda titredi. Bu işin içinden nasıl kurtulacağını bilemiyordu. Kaşları ister istemez çatılmıştı. Sedat gülümseyerek bakıyordu Selda’ya. Genç kız sinirli bir şekilde sordu: - Bu ne demek şimdi? Benim ne alakam var senin evliliğinle? - Neden anlamak istemiyorsun Selda? Ben seninle evlenmek istiyorum. Babama da söyledim bunu. Eğer istersen birlikte çok mutlu olabiliriz. Senin için her şeyi yaparım. Genç kız yüzünü buruşturdu: - Oooo, demek ki siz konuşup karar verdiniz? Sedat çekingen bir tavırla kekeledi: - Yok canım, biz kendi aramızda konuştuk. Tabii ki senin cevabın önemli. Ama çok istediğimi bilmelisin. Güldü alaylı bir tavırla Selda: - Böyle şeyler düşünmüyorum ben Sedat. Üşümüş gibi omuzlarını kaldırdı: - Dönelim eve. Yürümek istemiyorum. Genç adam bozulmuştu. Ses çıkarmadı. Sessizce döndüler. Villanın büyük, görkemli salonunda Halim bey, Enver bey, Olcay ve Süheyla hanımlar koyu bir sohbete dalmışlardı. Gençler içeri girince merakla baktılar onların yüzüne. Sedat durumu kurtarmak istermiş gibi atıldı: - Dışarısı soğuk. Selda üşüdü. Biz de geldik. Genç kız bir şey söylemeden koltuklardan birine oturdu. Canı sıkılmıştı. Anne ve babasının bu işten haberi olduğunu düşünüyor, için için kızıyordu. Halim bey ona baktı: - Pek neşen yok hanım kızım, hasta mısın yoksa? - Biraz keyifsizim efendim. Sanırım yorgunluk... Tok bir sesle güldü adam: - Şimdiki çocuklar pek dayanıksız oluyorlar. Hemen yoruluyorlar, bizler daha farklıydık. Yediğimiz, içtiğimizden mi nedir, daha sağlamdık. Olcay hanım kızına biraz sertçe baktı. Usulcacık fısıldadı: - Suratın gülsün biraz, ayıp oluyor insanlara karşı. Cevap vermedi Selda. Bir an önce bu ziyaretin bitmesini istiyordu. Bu misafirliğin amacı anlaşılmıştı artık... Geç vakte kadar oturdular Halim beylerde. Nefis yemekler hazırlamışlardı. Verandadaki barbeküde kebap pişirdiler. Halim beyin babası Gaziantep’liydi. O yörenin ağızlara layık kebaplarından yaptı misafirlerine. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108562
    % 0.59
  • 3.8336
    % -0.04
  • 4.5207
    % 0.34
  • 5.1264
    % -0.21
  • 154.155
    % 0.06
 
 
 
 
 
KAPAT