BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Peygamberlerin kıymeti

Peygamberlerin kıymeti

İmanın dördüncü şartı, Peygamberlere inanmaktır. Allahü teâlâ, kullarına acıdığı için, Peygamberler “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” gönderdi. Eğer bu büyük insanlar gönderilmeseydi, yolu şaşırmış olan insanlara, Onu ve sıfatlarını kim bildirirdi? Beğendiklerini, beğenmediklerinden kim ayırabilirdi



İmanın dördüncü şartı, Peygamberlere inanmaktır. Allahü teâlâ, kullarına acıdığı için, Peygamberler “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” gönderdi. Eğer bu büyük insanlar gönderilmeseydi, yolu şaşırmış olan insanlara, Onu ve sıfatlarını kim bildirirdi? Beğendiklerini, beğenmediklerinden kim ayırabilirdi İnsan aklı, noksân olduğu için, o büyüklerin davet nûru ile aydınlanmadıkça bunları bilemez ve ayıramaz. Anlayışımız tam olmadığı için, bu büyüklerin izinde gitmedikçe, bunları anlamakta şaşırır ve aldanırız. Evet akıl, doğruyu eğriden ayırmağa yarıyan bir âlettir. Fakat, tam olmıyan bir âlettir. O büyüklerin daveti ile, haber vermeleri ile tamam olmaktadır. Âhıretin azâbı, sevâbı, bu davet ve haberden sonra olur. Akıl göz gibidir. İslâmiyet de ışık gibidir. Yani, insanın aklı, gözü gibi zayıf yaratılmıştır. Gözümüz karanlıkta göremiyor. Allahü teâlâ, görme âletimizden istifâde edebilmemiz için güneşi yarattı. Güneşin ve çeşitli ışık kaynaklarının nûru olmasaydı, gözümüz işe yaramaz, tehlikeli cisimlerden, yerlerden kaçamaz, fâideli şeyleri bulamazdık. Evet, gözünü açmıyan veya gözü bozuk olan, güneşten fâidelenemez. Fakat, bunların güneşe kabâhat bulmağa hakları olmaz. Aklımız da, yalnız başına maneviyâtı, fâideli, zararlı şeyleri anlıyamıyor. Allahü teâlâ, aklımızdan fâidelenmemiz için, Peygamberleri, İslâmiyet ışığını yarattı. Peygamberler “aleyhimüssalâtü vesselâm”, dünyada ve âhırette rahat etmek yolunu bildirmeseydi, aklımız bulamaz, işe yaramazdı. Tehlikelerden, zararlardan kurtulamazdık. Evet, İslâmiyete uymıyan veya aklı az olan kimseler ve milletler Peygamberlerden fâidelenemez. Dünyada ve âhırette tehlikelerden, zararlardan kurtulamaz. Fen vâsıtaları, mevki, rütbe, para ne kadar bol olursa olsun, Peygamberlerin gösterdiği yolda gitmedikçe, hiçbir fert, hiçbir insan mes’ûd olamaz. Ne kadar neş’eli, sevinçli görünseler de, içleri kan ağlamaktadır. Dünyada da, âhırette de rahat ve mes’ûd yaşayanlar ancak, Peygamberlere uyanlardır. Şunu da bilmelidir ki, rahata, saadete kavuşmak için, Müslümanım demek, Müslüman görünmek yetişmez. Müslümanlığı iyi öğrenmek, onu doğru anlamak ve yapmak, ona uymak lâzımdır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT