BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İz bırakanlar / Hazret-i Dıhye / İrfan Özfatura

İz bırakanlar / Hazret-i Dıhye / İrfan Özfatura

Kayser Heraklius iki arada bir derededir. Müşaviri Uskuf ve Rahip Safâtır “Hazret-i Muhammed ahir zaman peygamberidir” derler. Hele Resulullahın elçisi “Dıhye” radıyallahu anh, onu çok etkiler. Ancak Rumlar bu konuda çok tepkilidirler. Şimdi karar vaktidir. Ya tacına tahtına sarılmalı ya da sıkıntıları göze almalıdır...



Resulullah Efendimizin mektubunu okuduğu günden beri uykusuz geceler geçiren Herakl son bir kez Dıhye’yi (radıyallahu anh) görmek ister. Ancak bu görüşme mahrem olmalı, konuştukları aralarında kalmalıdır. Sevimli sahabe o kendine has sıcak üslubu ile “Ey Kayser tereddüdün nedendir” der “biz seni Mesih’in secde ettiği Allah’a çağırıyoruz. Ki O (Celle Celâlüh), Mesih daha Meryem Validemizin karnında iken yerleri ve gökleri yaratmış idi.” -Anlıyorum. -Yine biz seni, Tevrat’ın ve İncil’in müjdelediği peygambere çağırıyoruz. Ya dünya ve ahiret saadetine kavuşursun ya da küfr ve şirk içinde kalırsın. Şunu bil ki Allah, cebredenleri helâk edici, nimetleri değiştiricidir. Heraklius Resulullah’ın mektubunu öpüp gözlerine sürer ve bir miktar mühlet ister. Ey Nasara! Bir sonraki görüşmelerinde Heraklius açık konuşur. “Ben de çok iyi biliyorum ki, seni bana gönderen zat, ahir zaman peygamberidir. Lâkin ona uyarsam, beni yaşatmazlar. Şimdi seni Rumların canları gibi sevdikleri bir rahibe göndereceğim. Eğer o iman ederse herkes iman eder. O zaman inancımı açıkça söylemekle kalmaz, var gücümle İslâm’ın yayılmasına çalışırım. Rahip Safâtır, ak saçlı ve insaf ehli bir ihtiyardır. Dıhye’yi (radıyallahu anh) beklediğinden de sıcak karşılar. Peygamber Efendimiz hakkında enteresan sorular sorar ve hulus-i kalp ile iman eder. Halk her pazar olduğu gibi o pazar da büyük kilisede toplanır, vaaz etmesi için Safâtır’ın çıkmasını beklerler. Safâtır o hafta ortalıkta görülmez, sonraki haftalarda da görülmez. Dördüncü hafta ortalık çok gerilir. Herkesin siyah cübbelerle görmeye alıştığı Safâtır bembeyaz bir libas ile halkın karşısına çıkar ve “Ey Nasara” der, “biliniz ki bize Ahmed’den (aleyhisselâm) mektup geldi. Hepimizi hak dine davet ediyor. Ben açıkça biliyor ve inanıyorum ki o Allah’ın resulüdür. Kurtulmak isteyen benim gibi yapsın, ona uysun!” Ortalık birden karışır. Ahali Safâtır’ın üstüne yürür, ayaklar altında ezer, döve döve şehit ederler. Heraklius son görüşmesinde Hazret-i Dıhye’ye “gördün işte” der, “eğer onu bile katlettilerse...” Buna rağmen sevimli sahabeyi hürmetle uğurlar. Efendimize bir mektup gönderir ki içinde “Hazret-i İsa’nın müjdelediği Allahın Resulü Muhammed’e, Rum hükümdarından: Elçin mektubunla birlikte bana geldi. Şehadet ederim ki sen Allah’ın resulüsün. Zaten biz seni İncilde yazılı bulduk, ve Hazret-i İsa seni bize müjdelemiş idi. Ama Rumlar iman etmeye yanaşmadı. Onlar beni dinleselerdi muhakkak hayırlı olurdu. Ben sizin yanınızda bulunup hizmet etmeyi, ayaklarınızı yıkamayı arzu ederdim...” yazsa da Efendimiz itibar etmezler. Nitekim bir süre sonra Müslümanlara karşı ordular çıkarır, tarafını seçer. Kahrından ölür! O günden sonra Herakl’ın işleri rast gitmez. Sasanilerin elinden kurtardığı toprakların tamamını Hazret-i Ömer’e kaptırır. Yermük Savaşında bir avuç mücahid 240 bin kişilik Bizans ordusunu dağıtır. Sadece 6 yıl içinde Suriye, Filistin, Ermenistan ve Mısır elinden çıkar. Herakl dert sahibi olur ve kahrından ölür. Bütün bunlara rağmen Herakl, Efendimizin mektubunu ipek atlaslara sarar ve altın kutular içinde saklar. Evlâdları bu mektubu ellerinde tuttukları müddetçe iktidarda kalacaklarına inanırlar. Ve kalırlar da... Gözlerini ayıramazlar Dıhye Radıyallahü anh kabile reisidir, zengindir, asildir ama öncelikle yakışıklılığı ile bilinir. Medine sokaklarında dolanırken Resulullah’ın emriyle yüzünü örter, zira onu gören gözünü alamaz, bütün nazarları üzerine çeker. Hazret-i Dıhye Müslüman olmadan önce de Efendimizi çok sever. Sıkça gelip gider, hediyeler getirir. Server-i kâinat “Ya Dıhye eğer beni memnun etmek istiyorsan iman et. Cehennem ateşinden kurtul” der, hidayeti için dua ederler. Onun iman edeceğini Cebrail Aleyhisselam haber verir. Efendimiz öyle sevinirler ki oturacağı yere hırkalarını sererler. Hazret-i Dıhye hırkayı hürmetle kaldırır ve yüzüne gözüne sürer. Dıhye radıyallahu anh Bedir haricinde bütün gazalara katılır. Şam’ın fethini görür, orada yerleşir ve orada (H. 50) vefat eder.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT