BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayakkabı edebiyatı

Ayakkabı edebiyatı

Çıkçıkalı ayakkabılar yahut lâpçin, galoş veya çarık... Siz ne derseniz deyin artık onların da bir kitabı var. Kimine göre lüzumsuz gibi gözükse de ayakkabının masaldan edebiyata, dilden sosyolojiye, tarihten siyasete uzanan ilginç öyküsünü okumak mümkün



Ayakkabının uzun ve renkli tarihi Mısırlıların papirüs sandaletlerinden Japonların itibar göstergesi ayakkabılarına, Roma’lı askerlerin ilkel postallarından Vinci’nin topuklu ayakkabı tasarımına kadar uzun bir hikayesi var. Ayakkabı deyip geçmemek gerek bir kalemde. Ayakkabı etrafında masaldan edebiyata, dilden tarihe, antropolojiden sosyolojiye, siyasetten müzeciliğe uzanan ilginç bir birikimin olduğunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali’nin editörlüğünde ve otuzüç tane araştırmacının çalışmaları sonucunda ortaya çıkan “Ayakkabı Kitabı”ndan öğreniyoruz. Kitabevi Yayınları arasından çıkan eser, Türk kültüründe ayakkabı konusunu irdelemeyi hedefleyen uluslararası bir toplantının ürünü olarak ortaya çıkmış. Ayakkabıyı her yönüyle irdeleyen eserde, çok ilginç başlıklar görmek mümkün. “Karakter ve Sosyal Statü Açısından Ayakkabı”, “Ayakkabı ve Edebiyat”, “Dede Korkut Destanlarında Ayakkabı”, “Na’l-ı Resûl Manzumesi”, “Divanlarda Ayakkabı”, “Tiyatro ve Ayakkabı”, “1640 ve 1928 yıllarında İstanbul’da Ayakkabı”, “TBMM Gizli Celse Zabıtlarına göre Kurtuluş Savaşı’nda Türk Ordusunun Giydirilmesi ve Ayakkabı Sorunu”, “Gelin Kızların Gözdesi: Çıkçıkalı Ayakkabılar yahut Lâpçin-Galoş” sadece bir kaçı... Müslümanlar sarı giyer Tarih, kültür, sosyal ve iktisadi bir organizasyon ürünü olan ayakkabıyı ilk çağlardan alıp gümüze kadar getiren kitapta, Milli Mücadele yıllarında yaşamış kişilerin anılarında, yoksulluk Anadolu’yu sarmışken, köylünün köyünden çıkıp şehre gideceği zaman, çarığı eskimesin diye ancak şehre yaklaştığında çarığın giyildiğini, ayağında giyecek ayakkabısı olmayan Anadolu ile Milli Mücadele’nin yapıldığını, askerin ayakkabı sorununun zamanın meclisinde gizli celselerle görüşüldüğünü, ayakkabı sayısının asker sayısı anlamına geldiğini anlatıyor Ayakkabı Kitabı. Kitap, Osmanlıda hangi grupların hangi renk deriden ayakkabı giyeceğini belirleyen nizamnâmelere de değiniyor. Verilen bilgiye göre, 1760 yılında İstanbul’da 60 gayrimüslim ayakkabıcı ustası vardı. Bunlar Müslüman ayakkabıcı ustalarıyla yaptıkları anlaşma ile gayrimüslim ustalar sadece kendileri için kırmızı ve siyah ayakkabı imal edecekler, Müslüman ustalar da kendi giydiği renk ve çeşitte ayakkabı üreteceklerdi. Birbirinin ürettikleri ayakkabıyı üretenler anlaşmayı bozmuş sayılacak ve cezalandırılacaklardı. Bütün bunlara rağmen gayri müslimler içinde sarı ayakkabı giyenler de vardı. Bu da verilecek cezayı kabullenmekti. Bunda asıl amaç Müslüman ve Gayri müslim tebanın anlaşılması için elbise ve ayakkabılardaki renk ve model farkıydı. Uzaktan Müslüman mı, gayri müslim mi belli olacaktı. Ayakkabısından belli... Kitap, ayakkabı ve edebiyat konusunu da geniş bir biçimde ele alıyor. Tanzimat’tan, Halide Edip’ten, Ömer Seyfettin’den günümüze ayakkabı üzerine yazılmış ilginç notlara rastlanıyor. Örneğin Tanzimat ile beraber “züppe” tipi ayakkabıların nasıl teşhis edildiğini anlatıyor. Günümüz edebiyatında da yoksulluk simgesi olarak, ayakkabının bir motif şeklinde karşımıza çıktığını, bir çift ayakkabının kardeşler arasında paylaşıldığını, veya Firuzan’ın bir hikâyesinde olduğu gibi yaz mevsiminde lastik bot ile dolaşan küçük kızın içimizi burkan hikâyesine yer veriyor kitap. Satır aralarından “Sarı çizmeli Mehmet Ağa” tabirinin nereden geldiğini öğreniyoruz. Osmanlı askeri sarı çizme giyermiş o dönemler. Sarı çizmeli Mehmet tabiri bu uygulamadan yadigâr. Asker olunca çizmesi de sarı olacağına göre, “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa”, herhangi bir insan anlamına geliyormuş. Siyasete damgasını vurdu Vaktiyle Rus Kruşçev’in Birleşmiş Milletler kürsüsünde ayakkabısını çıkarıp bununla kürsüye vurarak Amerika’yı protesto etmişti. O dönem gazetelerde manşetlerde yer bulan olay hiç unutulmadı. Aradadan geçen süreçte neyin protesto edildiği değil, -sizi ayağımız altında ezerim, derecesinde yaptığı protestonun bir ayakkabıyla yapıldığı zihinlere ve dünya tarihine yazıldı. Diğer bir ayakkabılı protestonun da ABD’de, 1998 yılında yapıldığını, binlerce kişinin 5.285 çift ayakkabısını ateşli silahların ölümlere yolaçtığı gerekçesiyle Smith Wesson silah fabrikasının önüne bırakarak, firmayı zorda bıraktığını hatırlatıyor eser. Bizim siyasi yakın tarihimize de ayakkabıya bir gönderme var. Olayı ve çalkantısı bol 1970’li yıllarda, sokak ve meydanların gösterilere şahit olduğunu, devrin başbakanı Demirel’in; “Sokaklar yürümekle aşınmaz” diyerek, ayakkabının aşınabileceğini ama devletin güçlü olduğunu, devletin temel ilkelerinin bundan etkilenmeyeceğini ifade etmek ister yazar. (Kitabevi Yayınları, 0212 512 43 28)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT