BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Selda diye bir kızım yok artık!”

“Selda diye bir kızım yok artık!”

Olcay hanım tiz bir sesle bağırdı: Anlayış mı? Sen sanıyor musun ki ben o yetimhanede büyümüş ne olduğu, kim olduğu belirsiz serseriyi damadım diye yanımda taşıyacağım?



Olcay hanım tiz bir sesle bağırdı: - Anlayış mı? Sen sanıyor musun ki ben o yetimhanede büyümüş ne olduğu, kim olduğu belirsiz serseriyi damadım diye yanımda taşıyacağım? Bizi can evimizden vurdun Selda... - Anne... Orhan serseri değil, tanımıyorsunuz onu. O çok iyi bir insan. Enver bey bütün kuvvetiyle masaya vurdu: - Kim olursa olsun! Değil mi ki sen bize bunu yaptın, bundan sonra bu evde işin yok artık. Pılını pırtını topla ve git buradan. Nereye gidersen git. Kocanın yanına mı gidersin, sokaklara düşüp rezil mi olursun, artık umurumda değil. Yeter ki gözüm görmesin seni. Benim Selda diye bir kızım yok artık, öldü! Babasının öfke dolu sozlerini duyunca bir tedirginlik bulutu geçti gözlerinden Genç kız yerinden kalktı: - Son sözünüz bu mu baba? Enver bey adeta kükredi: - Evet, son sözüm bu. Ne zaman yaptığı hatayı anlayıp her şeyi bitirir geri dönersin ve özür dilersin, ancak o zaman belki yine bu evde bir yerin olur. Ama o adamın karısı olduğun müddetçe bu evle hiçbir alakan yok!.. Selda annesine baktı. Babasının bu sözlerine onun da katılıp katılmadığını merak eder gibiydi. Olcay hanım - Babanı duydun. Bizim kızımız olamazsın sen, diyerek kocasına destek verdi. Genç kız hiçbir şey söylemeden kalktı. Acı bir gülümsemeyle: - Peki babacığım, anneciğim. Gidiyorum. Anlaşıldı, benim sizin yanınızda yerim olamaz artık. Hoşça kalın... *** Orhan atölyeye geldikten sonra iki yumurta kırmış, karnını doyurmuştu. Gündüz kalan işleri tamamlamaya başlamış, Ömer ustanın: - Oğlum, yorgunsun, bırak şunlarla uğraşmayı... demesine rağmen aldırmamış, yardıma koyulmuştu. Hafta arasında dersi olmazsa okuldan döndükten sonra yardım ediyordu. Hafta sonunda ise bir gününü tamamen atölyenin işlerine ayırıyor, diğer gününde ve gecelerinde de ders çalışıyordu. Hafta içinde, okulda sürekli karısıyla birlikte olduğu için hafta sonları artık pek fazla dolaşmıyorlardı. Elindeki İngiliz anahtarını cebine soktu. Alnında biriken terleri elinin tersiyle sildi: - Usta bu tamam sanırım. Mustafa silip temizlesin, sonra bir deneyelim. - Hay ellerine sağlık aslanım. Bu aralar oldukça yoğunuz Allah eksik etmesin. Saat yediye geliyordu. Atölyedekiler artık günün bu son çalışma saatlerinde savsaklanmaya başlamışlardı. Günün yorgunluğu hepsinde kendini belli ediyordu. Mustafa yan gözle baktı Orhan’a. Canının hiçbir şey istemediği belliydi. Delikanlı muzipçe göz kırptı ona: - Olmazsa yarına bırakalım usta. Çocuklar yorgun belli. Ömer dudaklarını büzdü: - Onların yorgun olmadığı zaman mı var yahu? Tam bu sırada göründü Selda atölyenin kapısında. Yüzü bembeyazdı. Orhan onu görünce şaşkın bir şekilde baktı kızın yüzüne. Gözlerinde endişeli bulutlar dolaşmaya başlamıştı. - Selda, hayırdır? Ne oldu? - Orhan, konuşalım biraz. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT