BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İz bırakanlar / Kıskanç kâşif Edison / İrfan Özfatura

İz bırakanlar / Kıskanç kâşif Edison / İrfan Özfatura

Nereye gitsem hayranlarım etrafımı sarıyor, beni insanüstü bir varlık gibi görmek istiyorlar. Halbuki ben gözden kaçan ayrıntılardan bir kısmını keşfettim o kadar. “Ben yaptım” diyen ahmaktır. Ben mucidim ha! Tek mucid vardır: “Allah!”



Efendim, güya Edison ampulü yapmış, iş patenti pazarlamaya kalmış. Görüşme günü evden çıkmadan firma yetkilileriyle neler konuşacağını tasarlamış. Kendince iki yüz dolarda diretip, geri adım atmamayı planlamış. Eşi “sen istersen hiç fiyat verme” demiş, “bakalım onların gönlünden ne geçiyor?” Kadının dediği çıkmış, adamlar 2 bin dolardan kapı açmışlar. Edison hayretle “nee iki bin dolar mı” diye fırlayınca “canım hemen kızmayın” demişler, “4 bine de çıkarabiliriz”. Edison “ne 4 bin mi” deyince, “haydi on bin olsun” diye fısıldamışlar. şaşkınlıktan Edison’un gözü ceviz gibi büyümüş “ne on bin mi” diyemeden adamlar önüne 20 bin doları koymuş işi kapatmışlar... Hikaye tabii. Hoş ama baştan ayağa yalan. Evet, Edison’un buluşları işimize yarar ama o “insanlar rahat etsin” gibi ulvi bir gaye peşinde değildir. Nasıl amele taş taşıyor, çiftçi tarla sürüyorsa o da patent pazarlar. Teoride boğulmaz Edison şüphesiz fizik, kimya üzerine çok şey bilir. Ancak işin teorisiyle uğraşmaz, zira teori karın doyurmaz. O daha ziyade pratik faydası olan, hayatı kolaylaştıran çalışmalar yapar. Ortaya elle tutulup, gözle görülen şeyler koyar, parasına para katar. Sattığı patentlerden bir servet edinince patronluğa kalkar. New Jersey’de bir Fabrika kurup, “telgraf” ve “telem” cihazları üretmeye başlar. Ancak imalatçılık zordur. Hammadde temini, işçi ücretleri, reklâm, pazarlama, muhasebe ona göre işler değildir. Tesisi kime devreder bilemiyoruz, o parayla bir araştırma laboratuvarı kurar. Silbaştan tüplerin, tellerin arasına dalar ve Graham Bell’in “konuşan telgraf”ı üzerinde çalışmaya başlar. Buna bir kablo ve bir mikrafon ekleyerek bildiğimiz telefonu yapar. Ses dalgalarının dinamiği üzerine derinleşir, sesi kaydedip tekrarlayan gramafonu geliştirir. İşin enteresan yanı ses üzerinde ince ayar çalışmalarda bulunan Edison sağırdır, yanında top patlasa duymaz. Ünlü bilgin bazen etrafına hikmet nazarıyla bakar. Bir keresinde cıva damlasını saatlerce yuvarlar ve “şundaki özellikler aklımı başımdan alıyor” diye fısıldar. Belki bu yüzden keşif üstüne keşif yapar. Fonograf, telefonograf, aerograf, motografı ortaya koyar. Sıra gelir ampule... Edison, William Wallace’in ark lambasını görünce beyninde şimşekler çakar. Bundan daha güvenli, daha ucuz bir lamba geliştirmeye kalkar. Öncelikle işadamlarının desteğini alır, ayağını sağlama basar. Tam 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal arar. Elektrik ampulünü çalışır hale getirebilmek için 2 binin üzerinde deney yapar. Bir ara asistanları yorulur, yıkılır, işi bırakırlar. Edison aksine keyiflidir “demek ki bir ampulün 2 bin şekilde nasıl yanmadığını öğrenmiş bulunuyoruz. Şimdi 2001’inciye geçebiliriz” der ve o günlerde ampulü yakar. Bir gazeteci kendisine bu kadar başarısızlığa uğradıktan sonra neler hissettiğini sorunca, “hiç başarısızlığa uğramadım ki” der, “Söz konusu çalışma ikibin aşamalı bir süreçti. İşin %1’i ilham % 99’u terdi. Bu ter aksa gerekti.” Derken birilerinin elektrik üretmesi icap eder ki Edison bu işe de el atar. New York’ta dünyanın ilk elektrik santralini açar. Pastayı paylaşamaz “Yapacak çok iş var ve hayat öyle kısa ki” sözüyle tanınan Edison, yeni laboratuvarının hazırlıklarını yaparken birileri iletime daha uygun olan “yüksek gerilimli alternatif akımı” bulurlar. Edison, adamları tebrik edecek yerde aleyhlerine kampanya açar. Sırf onları karalamak için elektrikli iskemle yapar. Hatta bu metodla atları inekleri katlederek tezini (!) ispatlar. Bu proje “temiz bir infaz” için çareler arıyan adalet bakanlığının gözünden kaçmaz. Gelgelelim ilk mahkum feci bir şekilde yanar ama canı çıkmaz. Edison’un yaşlandıkça hırsı artar. Her buluşunu paraya çevirmeye bakar. Diğer kâşiflere asla tahammül edemez, kendinden hızlı çalışanları “proje hırsızlığı” ile suçlar. Meselâ Swan’ın arkasından çok atar tutar. Sonra el sıkışır, birlikte şirket kurarlar. Edison yaptığı sinema cihazları ile Hollywood’un hamuruna maya çalar. Bu sektörde tekelleşir ve büyük paralar kazanır. Dile kolay, ünlü kaşif tam “1093” buluşa imza atar. O, her ne kadar “hayatta çalışmadım. Hepsi keyiften ibaretti” dese de son günlerinde rakipleriyle uğraşır, dava üstüne dava açar. Ne yer, ne yedirir, herkesi sıkıntıya sokar. Öldüğü gün bütün dünya üzülür ama genç araştırmacılar derin bir nefes alırlar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107775
    % 0.79
  • 3.665
    % -0.19
  • 4.3272
    % -0.03
  • 4.8207
    % -0.71
  • 151.305
    % -0.08
 
 
 
 
 
KAPAT