BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 50 senelik başarı öyküsü

50 senelik başarı öyküsü

Unilever Gıda Kategori Direktörü Hakan Behlil, bu sene 50. yılını kutlayan Sana için konuştu ve “Buraya tanıtım, kalite ve AR-GE ile geldik ve öyle de devam edeceğiz” dedi. Rakiplerinden ‘ortaklarımız’ diye bahseden Behlil, pastayı birlikte büyütmeleri ve birlikte paylaşmaları gerektiğini söyledi.



İSTANBUL- Her sanayici bir markası olsun ister. Hatta her sanatçının gönlünde marka olmak duygusu yatar ama tabii marka olmak hiç de kolay değil. Finansman gerekiyor marka olmak için. O da yetmez. Marka olmak için emek, dikkat ve sabır da lazım. Türkiye’de marka yok değil ama az. İşte bu azlardan biri de Sana. Margarin yağı sektöründe uzun zaman liderlik koltuğunu kimseye kaptırmayan Sana’nın bu uzun maratonu nasıl aştığını ve başarı sırlarını Unilever Gıda Kategori Direktörü Hakan Behlil ile görüştük. Bugünler, Türkiye’de marka telaşı yaşandığı günler. Çok firmanın piyasaya kendi markasıyla çıkmaya hazırlandığı böyle bir dönemde bu yazının faydalı olacağını tahmin ediyorum. İnşallah öyle olur. Marka demek özgürlük demektir. Üretilen mala fiyat koyarken bağımsızlık demektir. Kim istemez? 50 yılın lideri Sana bu sene Türkiye’de 50. yılını kutladı. Unilever ve Sana’nın Türkiye ekonomisindeki yeri nedir? Behlil: “Sana’nın ekonomiden daha da öte, Türk mutfağında önemli bir yeri var. Bununla çok gurur duyuyoruz. Piyasada 50 yıl lider olmak çok önemli ama bunun yanında kalplerin lideri olmak çok daha hoş bir duygu. Sana, Türkiye’de 4 jenerasyon büyüttü. Hâlâ da itibarından bir şey kaybetmeden yoluna devam ediyor. Bizim için uzun vadeli başarılar çok kıymetli. Bir iki sene parlayıp sonra kaybolup gitmenin hiçbir değeri yok. Unilever, böyle düşünüyor. Orta yaş grubunun yağ kuyruğunda beklemek başta olmak üzere Sana’yla ilgili çok hatırası vardır. Margarin yağına uzun yıllar Sana denildi. Unilever bunu nasıl başardı? Behlil: “Ürünün hep tüketicinin sevdiği şekilde olmasına dikkat edilmiş bir kere. Bugünkü Sana, 50 sene önceki Sana değil Biraz daha hafif, biraz daha kolay sürülen, biraz daha gelişmiş teknoloji. Onunla tüketicinin istekleri doğrultusunda gidilmiş. Çok geniş bir tanıtımla başlamışlar. Tabii ben bu anlatılanları görmedim ama öyle olmuş. O günlerde yeni çıkan bir ürün sadece Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde bulunurmuş. Sana tam aksine Anadolu’nun en ücra köşesine kadar gidip anlatılmış. Sana ile ilgili benim de hatıralarım var. Askerde benim Sana ile ilgimin olduğunu öğrenen çavuşlar, ‘Bize bir kamyon Sana getir, biz sana iyi bakarız’ diyorlardı. Margarini biz öğrettik Halka maledilmiş yani. Öyle mi? Behlil: “Aynen öyle. Cami avlularında tencerede pilav pişirip dağıtmışlar. Çünkü, yeni bir ürün bu. O gün halk kuyrukyağı yiyor, ya da parası olan tereyağı. Sana yağı çıkınca herkes merak ediyor. Tereyağı desen değil. Kuyrukyağı da değil. Margarini ise kimse bilmiyor. O zamanın lügatlarında İngilizce ‘margarin’, Türkçe’de ‘Sana’ yazıyor. Çok kısa zamanda bu ürünü hayatın bir parçası yapabilmişiz.” İlk açılış 1953 senesi mi? Behlil: “Evet. O sene Celal Bayar açmış fabrikayı. 20 ton kapasiteli bir tesis. 80’li yıllarda ise 130 bin ton üretime ulaşmış.” Tereyağı-Margarin savaşı Bir gıdacı olarak yemeğe elbette ki önem vereceksiniz! Behlil: “Beslenmede gıda tabii çok önemli. İkinci lezzet. Üçüncüsü de ortam. Ailenin bir araya geldiği en önemli yer sofra. Aile fertlerinin birbirini görüp dinlemesine vesile oluyor.” 1960’lı 70’li yıllarda Türkiye’de tereyağı-margarin tartışması yaşandı. Sana, o gün nerede pozisyon aldı? Behlil: “Ben bir gerginlik hatırlamıyorum da... tereyağı, margarinden daha pahalı ve biraz daha ağır bir yağ. Lezzetini sevenler var mutlaka. Bazı yemeklerde onu tercih ederler. Tereyağıyla benim bildiğim pek ber geçinememezlik olmadı. Şimdi bizim ‘crem bonjour’ diye bir ürünümüz var. Tereyağı yani, Zeytinyağıyla da olmadı. Çünkü biz, zeytinyağı da üreten bir kuruluşuz. Her ikisinin yan yana kullanıldığı evler olduğu gibi birini tercih edenler de oluyor tabii.” Her yemekte kullan‘Sana’ Sana Yağı her yemekte kullanılabilir mi? Behlil: Kullanılır. Başka yağın yapmadığı tek yiyecek kek ve börektir. Onları zeytinyağı veya çiçekyağıyla yapamazsın. Tereyağıyla yapılabilir. Geriye kalan birçok yemekte istediğiniz yağı kullanmak mümkün.” Siz konuyu mutfakla sınırlandırdınız ama ben biraz daha dışarı çıkmak istiyorum. Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı Alber Bilen’in bir kitabını okumuştum. Yabancı sermayenin çektiği çile anlatılıyordu o kitapta. Siz de yaşadığnız mı o çileye? Behlil: “Biz de nispeten yaşadık. Mesela ben 1982’de şirkete girdiğimde Alanya’da bizim yasemin işleme fabrikamız vardı. Çiçekle hiçbir alakamız yoktu esasında. Sana için lazım olan bazı lezzet verici maddeleri ithal edemiyorduk. O zamanlar mubadele gibi bir şey vardı. Unilever Alanya’da o fabrikayı kurmuz ve yasemin esansı ihraç edip karşılığında lezzet verici maddeyi ithal etmiş. İthalatta buna benzer olaylar yaşandı ama şimdi onların hepsi aşıldı. Unilever, dünyada 150 ülkede çalışıyor. bu tür zorluklara alışkın. Çok şaşmıyoruz. Zorluklarla savaşta geçen 50 yıl diyelim mi şuna? Behlil: “Tüm bu zorluklara rağmen Unilever 50 sene önce gelmiş. Çünkü, Unilever’in bu tip ülkelerde kazandığı önemli bir tecrübesi var. tüm zorlukları göze alıp geliyor. Bence, çok uluslu çalışmaya alışkın şirketler Türkiye’ye daha kolay geliyor. Çünkü, zorlukları aşmayı becerebiliyorlar. Kriz olmasına rağmen yatırımlarımız sürüyor.” Unilever, bu 50 sene içinde Türkiye’de yaşadıklarını bir kitapta toplasa çok enteresan şeyler çıkacağı gibi faydalı olacağını da düşünüyorum. Ayrıca, Unilever’in başka şirketlerin Türkiye’ye gelmesi için çaba harcaması gerektiğini de düşünüyorum. Behlil: “Unilever dünya başkanı, yanılmıyorsam geçen hafta Türk Büyükelçisi ile bir yemek yedi. Biz her şeye memnuniyetle yardımcı oluruz.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT