BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Büyük 500 Küçük 250 / İsmail Kaya

Büyük 500 Küçük 250 / İsmail Kaya

Mutlu yıllar yaşadığımız evlerimizden birinde -ikisi yan yana idi- kapıları da aynı göründüğünden yabancılar karıştırırlardı.



Mutlu yıllar yaşadığımız evlerimizden birinde -ikisi yan yana idi- kapıları da aynı göründüğünden yabancılar karıştırırlardı. Kapısına, "Büyük 100 bin Küçük 50 bin" yazılı bir levha asınca, hem herkesi güldürmüş, hem de misafirlerin tuvalet ve banyoyu karıştırmalarına son vermiştik. Biliyor musunuz, bu levha evimize pazarlama sayesinde gelmişti. Bir mağaza, müşterilerin alışveriş miktarına göre değişik hediyeler veriyordu. Parayı ödeyip, torbanızı elinize aldığınız sırada, "Bu da müessesemizden ufak bir hediye" güzel bir hediye paketi içinde ilave bir şey daha alıyordunuz. Bizim hediyemiz "Büyük 100 bin Küçük 50 bin" esprili bir levha olmuştu. Hoş günlerdi o günler... Şimdilerde rakamlar neredeyse milyona dayanacak. Kibarca tuvalet dediğimiz hela işi çok ciddî bir iştir, aslında. Medeniyetin aynasıdır. Yolculuklarda karşılaştıklarımız bu yazıya malzeme oldu. Tatilimiz sırasında temel beşerî ihtiyacımızı temiz-kirli, bakımlı-bakımsız, bedava-paralı, ucuz-pahalı çeşitli "mekan"larda giderdik. Gidermek zorundaydık. Her mekanda işimi görürken bol bol düşünme fırsatı buldum. Bu sırada bu yazının mesajı ortaya çıktı: "Bütün iş sahipleri ve yöneticileri! Tuvaletlerinize dikkat edin! Bütün yöneticiler! Tuvaletlerinizi başındaki tahsildar bakıcılardan kurtarın! Bütün tuvaletler bedava olmalı!" Üç kuruşun peşinde değilim. Dokunmak istediğim husus, temel bir anlayışımız: Almayı biliyoruz da, iş, vermeye geldiğinde yan çiziyoruz. Otogara gidin. Pisin pisi tuvaletler için para ödemeden "turnike"den geçemezsiniz. Pisliğe mi, yoksa bu pisliğe para ödediğinize mi yanarsınız? Yazıhanelerdeki tuvaletler ise, yolcular için kapalıdır. Nedense? Yolculara otobüs şirketleri ve/veya otogar işletmesi hizmet verir. İkisi de yolculardan para alır. Ama iş hizmete gelince, servis minibüsleriyle sınırlı kalır. Müşterisini, yani yolcusunu, misafir olarak ağırlayan sayılı firmaları kutluyoruz. Niye diğerleri de öyle olmasın? Çok mu zor? Hele bir de benzincinin birinde, hem de benzin aldığım halde, tuvalet için kapıdaki tahsildarı görünce, insanımızın temel anlayışının vermeye değil, almaya dönük olduğunu bir kere daha anladım. Umumî tuvaletlere ne demeli? Bunlar da mı bedava olmalı? Evet, bunlarda da hâcetler ücretsiz görülmeli. Niye mi? İnsanlar dağ başında bile olsa sırf keyif için dolaşmazlar. Umumî tuvalet kondurulan her yerde, ya işyerleri vardır veya insanlar oralarda bir sebeple bulunurlar. Onca insanı oralara her ne sebep ve her kim çekiyorsa, lütfen insanımızın tuvalet ihtiyacını da düşünsün. Cami tuvaletleri de buna dahil. İş sahipleri müşterilerini gerçekten memnun ve "mutlu" etmek istiyorlarsa, onları en sıkışık zamanlarında ferahlatmayı da öğrenmeliler. Gidin bir büyük alışveriş merkezine. Ufağından büyüğüne bütün ihtiyaçlarınızın en temiz ve hoş şekilde giderildiğini görürsünüz. Gidin bir esnaf sitesine, (pardon, gitmeden önce küçük-büyük bütün hâcetinizi görün) neyi nerede yapacağınızı bile öğrenemezsiniz. Paranızla rezil olursunuz. İnsanımızın hep almaktan vazgeçip, "hizmet eden, hizmet ettiği insan kadar değerlidir" ve "hizmet, vermek demektir" anlayışlarına kavuşması gerekiyor. Zor, ama imkansız değil.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT