BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru / Selda’nın ailesinden hiç ses seda yoktu! -41- / Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru / Selda’nın ailesinden hiç ses seda yoktu! -41- / Seçkin Başkan

Selda’nın anne ve babasından hiç ses yoktu. Arabayı, avukatın aradığının ertesi günü kocasıyla birlikte götürüp teslim etmişti. Bazı hafta sonlarında Mürşide hanım çağırıyordu genç çifti. Onlara çiğ börek yapıyor, mantı açıyordu...



Senenin sonunda her ikisi de sınıflarını geçmişlerdi. Tatile girince biraz daha rahatlayacaklarını düşünüyorlardı. Çünkü hem Orhan bütün gün çalışabilecek, hem de Selda bir işe girecekti. O zaman daha fazla paraları olacak, bir dahaki sene için bir kenara üç beş kuruş atabileceklerdi. Gerçekten de Selda bir ofiste sekreterlik işi buldu. Bilgisayar kullanmasını bildiği için hemen işe alınmıştı. Öyle çok fazla bir para vermiyorlardı ama hiç yoktan iyiydi. Artık karı koca sabahtan çıkıyorlar, akşama yorgun argın dönüyorlardı. Bir gezmeleri, eğlenceleri yoktu. Para biriktirdikleri için evlerinde oturuyor, kitap okuyor, sohbet ediyorlardı. Orhan bir dahaki senenin derslerine göz gezdiriyor, böyle yaparsa sene içinde daha rahat edeceğini düşünüyordu... Selda’nın anne ve babasından hiç ses yoktu. Arabayı, avukatın aradığının ertesi günü kocasıyla birlikte götürüp teslim etmişti. Bazı hafta sonlarında Mürşide hanım çağırıyordu genç çifti. Onlara çiğ börek yapıyor, mantı açıyordu. Bir kere de Ekrem beye gitmişlerdi ziyarete. Emektar müdür Orhan’ın hikayesini dinlemiş sonra da her ikisini teselli etmişti: - Üzülmeyin çocuklar, siz mutlusunuz ya... Elbet bir gün anne ve babanız da anlayacaktır. Onlara da hak vermek lazım. Orhan’ı tanımıyorlar. Ama eminim ki zaman gelecek, o zaman her şey düzelecektir. Yapabileceğim bir şey olursa hiç çekinmeyin, gelin, arayın, söyleyin. Ben de sizin babanız sayılırım. Orhan’ı evladım gibi severim. Bunca senedir bu kurumda çalışırım, onun gibi bir çocuk hiç tanımadım. *** Yaz bütün hızıyla geçti. Her ikisi de durmadan çalışmışlar, hayatlarını sürdürebilmek için koşuşturmuşlardı. Okulların açılma vakti gelmişti. Masrafları çoğalmıştı bir anda. Orhan burslu okuduğu için problem yoktu ama Selda’nın kayıt parası, kitapları derken biriktirdikleri paranın dörtte üçü gidecekti. Artık durumlarının göz ardı edilecek hali kalmamıştı. Sonunda Selda bir gece kocasının yanına oturdu: - Orhan, böyle olmayacak. Ben okula bir müddet ara vereyim ne olur. Senin okulu bitirmen lazım. En mantıklısı bu. Yoksa imkansız yetişemeyeceğiz. İzin ver ne olur... Orhan dişlerini sıktı. Elinden bir şey gelmiyordu. Karısı haklıydı. O bursla okuyordu ve masrafı yoktu. Gözlerini kapattı. Başını havaya kaldırdı. Çaresizlik içini kemiriyordu. Selda’nın istikbalini etkileyecekti vereceği karar. Ama bu şekilde de hiç bir şeyin altından kalkamayacaklar, belki mutlulukları gölgelenecekti. - Peki Selda. Şimdilik kaydını donduralım sadece. Hatta dilekçe verelim, bir iki sene ara vermeni isteyelim... Ertesi gün hemen okula gittiler birlikte. Dilekçeyi yazıp elleri titreyerek verdi Orhan. Selda onun ruh durumunu anlıyor, son derece neşeli görünmeye çalışıyordu. Durmadan, aldıkları kararın iyi taraflarını öne çıkartıyor konuşuyordu. - Göreceksin bak daha düzenli olacak hayatımız. Hem bunda bir şey yok. İlerde yine gidebileceğim. O zaman sen çalışacaksın. İnan ki ben çok mutluyum. Evime, kocama yararlı olabildiğim için mutluyum. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT