BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hasret Yağmuru / Bir korna sesiyle irkildi genç kadın! - 44 / Seçkin Başkan

Hasret Yağmuru / Bir korna sesiyle irkildi genç kadın! - 44 / Seçkin Başkan

Ertesi gün işinde yoğun bir gün geçirmiş, oldukça yorulmuştu. Paydos saati geldiği zaman rahat bir nefes aldı. Oyalanmadan hazırlandı ve çıktı. Ağır adımlarla yürüyordu. Ekmek ve meyve aldıktan sonra otobüs durağına doğru yönelmişti ki...



O akşam okuldan yeni gelmiş, sofraya oturmuşlardı. Selda sessizdi. Genç adam onun durgunluğundan rahatsız olmuş, tedirginliği artmıştı. Bir müddet göz ucuyla karısının hareketlerini takip etti. Selda sık sık nefes alıp veriyor, sanki zorlanıyordu... Orhan dayanamadı, yan gözle baktı karısına, ürkek bir şekilde sordu: - İyi misin sen? - İyiyim Orhan, biraz ayaklarım ağrıyor. - Çok sessizsin. Canın sıkkın gibi. Genç kadın cevap vermedi. Kocasının yemeğini koydu. Oturdu sofraya. Bir kaşık aldı Mürşide hanımın yapıp getirdiği tarhanadan. Sonra birden ağlamaya başladı. Orhan şaşırmıştı. - Selda’cığım, ne oldu? - Yok bir şey, seni de üzüyorum böyle yaparak. Ama elimde değil, içimde bir sıkıntı var. Genç adam onu teskin etti: - Hamileliğin oldukça ilerledi. Sanırım onun stresi. Sonra durakladı. Yavaşça sordu: - Anneni babanı özledin değil mi? Selda, hafifçe hıçkırdı. Cevap vermedi. Delikanlı anlayışla başını salladı: - Kimbilir, belki bir torunlarının olduğunu öğrendikleri zaman yumuşarlar. Bilinmez ki... Beklemek lazım. - Babamı tanırım Orhan, çok inatçıdır. Hiç bir zaman onlar olmayacak, biliyorum. Genç adam korkarak “Pişman mısın?” diye fısıldadı. Selda başını kaldırdı, kendinden emin bir şekilde: - Asla, seni çok seviyorum ve seninle çok mutluyum. Sen harika bir eşsin. Sana güveniyor, senin yanında kendimi emniyette hissediyorum. Sen bana bakma, bazen oluyor böyle, sanırım bebeğin yüzünden. ??? O gece erkenden yattılar. Ertesi gün işinde yoğun bir gün geçirmiş, oldukça yorulmuştu. Paydos saati geldiği zaman rahat bir nefes aldı. Oyalanmadan hazırlandı ve çıktı. Ağır adımlarla yürüyordu. Ekmek ve meyve aldıktan sonra otobüs durağına doğru yönelmişti. Birden arkasında bir korna sesi duydu. Gayri ihtiyari dönüp baktı. Beyaz bir araba içinde Sedat el sallıyordu kendisine. Şaşırdı. Sonra gülümsedi: - Tanımadım seni Sedat, kim bu diyordum kendi kendime. Genç adam arabadan inip yanına geldi: - Merhaba Selda, ne kadar güzelleşmişsin. Eskiden de güzeldin zaten. Mahcup bir şekilde güldü genç kadın: - Teşekkür ederim Sedat, hep böyle iltifatkârsındır. Delikanlı onun büyümüş karnına baktı: - Ooo, desene misafir var... - Evet, inşallah, iki buçuk ay sonra... - Sevindim Selda, inan ki sevindim. Okulu ne yaptın? Gidiyorsun değil mi? Genç kadın durakladı. Sonra başını hafifçe iki yana sallayarak cevap verdi: - Hayır Sedat, ara verdim. Öyle icap etti. Beni bırak, sen nasılsın? İşini kurabildin mi? - İdare eder Selda, hadi gel seni bırakayım gideceğin yere. Burada bekleme. Selda bir an tereddüt etti. Sonra arabaya doğru yürüdü. Sedat yan gözle ona bakarak gaza bastı: - Nereye ne tarafa gideceğimizi söyle bana. Evin nerede? Hafifçe tebessüm etti genç kadın: - Sen beni Aksaray’da bırak, ondan sonrası kolay. Cevap vermedi Sedat. Onun evini görmesini istemediğini anlamıştı. Bir müddet konuşmadılar. Neden sonra: - Eşin nasıl? Diye sordu genç adam. - İyi, çalışıyor, ne yapsın. Hem de okula gidiyor. Ben de çalışıyorum. Bir ofiste sekreterlik yapıyorum. Beyazıt’ta. Rahatım iyi, çok şükür. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT