BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Alman zekâsı

Alman zekâsı

Önceki günkü maçta; Beşiktaş eksikleriyle, vurucu gücü hatta süngüsü düşük bir asker gibiydi... Ve teknik patronu bunu çok iyi biliyordu.



Önceki günkü maçta; Beşiktaş eksikleriyle, vurucu gücü hatta süngüsü düşük bir asker gibiydi... Ve teknik patronu bunu çok iyi biliyordu. Maça asılması gereken, gol yollarını zorlaması gereken taraf Beşiktaş olamazdı... Rakibi oynatmamak üzere sahaya çıkması gereken, haliyle Beşiktaş’tı. Oynamak üzere sahaya çıkması gereken, avantajlarıyla ancak Galatasaray olabilirdi. Sarı-kırmızılılar maçın favorisi olduğu halde teknik patron sanki karşısında Manchester United varmış gibi rakibe yoğun pres mantığı ile takımını hababam yordu... Golcü ayaklar pres yapmaktan bitirici vuruşu yapacak dirilikte kalamadı... Eksik kadrosuyla Beşiktaş’ın preslik hali de yoktu. Galatasaraylı oyuncuların prese bağlanması Beşiktaş’ın işine geldi. Bir de Hakan’ın savrukluğu, dengesizliği hatta ilgisizliği siyah-beyazlılara yardımcı faktörler arasında yer aldı. Her nedense Beşiktaş’tan daha çok rakibini oynatmamaya çalışan, didinip yorulan, akıntıya kürek çeken Galatasaray’dı. Zaten sahada defanstan çıkmamayı kafasına koymuş, maçı daha çok rakibine oyun kurdurmamaya yönelik kabul eden bir Beşiktaş varken Galatasaray’ın da aynı şeyi düşünmesi, daha kısa yollardan gole gitmeyi hedeflemekten çok rakibiyle didişmeyi tercih etmesi oyunu kilitledi... Kalli de bunu istiyordu... Bunu sağlamaya çalışan, böyle planlayan Alman zekâsı, oyuna gelen Türk zekâsı oldu. Maçtan önce iki teknik adam arasında ne fark var diye merak ediyordum. Farkı gördüm. Ya siz? Alman, o günkü maçta Beşiktaş’ın alabileceği en mükemmel neticeyi aldı. Türk’se bütün avantajlarına rağmen alabileceği en kötü neticeyi... Keşke tersi olsaydı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT