BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yemekte konuşmak

Yemekte konuşmak

Sofraya oturdunuz. Yemekler sıcak. Tabaklar özenle dizilmiş, salata ise ortada. Çorbalar konulduktan sonra, sofra söylemleri başlar; “Tuzu verir misin?”, “Ekmeği uzatsana”...



Sofraya oturdunuz. Yemekler sıcak. Tabaklar özenle dizilmiş, salata ise ortada. Çorbalar konulduktan sonra, sofra söylemleri başlar; “Tuzu verir misin?”, “Ekmeği uzatsana”... Akşam yemeği, bütün aile birarada. Bir anda, “Bunun tadı ne böyle?” sorusu insanı allak bullak ediverir. Bütün gün uğraşıp yaptığınız yemeği beğenmeyen çocuğunuzun bu kibar sorusunu cevapladıktan sonra yemek devam eder. “Biliyor musunuz bu akşam gelirken, yolda bir kaza gördüm. Uff, arabanın sağ ön gitmiş, içindekiler ise...” diye anlatmaya başlar biri. Yemekte böyle şeyler konuşulmayacağını belirtip konuyu değiştirirsiniz. Yemek devam eder. “Anneeee, baksana dişim mi kanıyor?” diyerek; yarı dolu ağzını açar küçük oğlan. İncelersiniz, gereken yapılır ve yemek devam eder. “Bu salatayı güzel yıkadın mı? Geçenlerde iş yerindeki yemekte salatadan ne çıktı biliyor musunuz?” Bu sorudan etkilenen bir diğeri salatayı karıştırarak “Aaa, anne bu ne yahu?” diye sorar. İncelersiniz. Bir şey değildir. Zaten o marulları defalarca dikkatle yıkamışsınızdır. Yemek mi? Devam eder. Sohbet de... Yere düşen çatalı alıp, birinin aklına gelen karabiberi getirip, küçüğün ağzını silip, diğerinin saçını tokaladıktan sonra ikinci yemek tabaklara doldurulur. Çocukların bütün sızlanmalara rağmen ikazda bulunursunuz; “O yemek bitecek.” Sebzelerin besin değerini, vitaminleri ve minerallerin vücut için gerekliliğini anlatırken, küçük çocuğunuz yüzünüze heyecanla bakarak, “Anne, dişinde maydanoz var” der. Siz dişinizdeki maydanozun yerini tespit etmeye çalışırken bir ses gelir. “Çayı ateşe koydun mu? Yemekten sonra şöyle demli bir çay içelim, yetişsin.” Ateşe çayı koyarsınız, bilmem kaçıncı defa kalktığınız yerinizde tekrar oturursunuz. Yemek devam eder. “Eline sağlık hanım. Ama annem buna bir şeyler katıyordu. Sanki yağı mı değişikti ne?” sorusuyla daha da bahtiyar olursunuz. Yemek artık sona ermiştir. Siz, tabağınızdaki soğumuş yemeği bitirmeye çalışırken yeni bir ses; “Çaay. Bir bardak çay getirin içeriyee!” Biri, “Ay çok yedim şimdi çıkaracağım” diğeri ise hâlâ, “Anne, dişim kanıyor sanki bir daha baksana” demektedir. Siz ise, donmuş yemeğin yağlarına bakarak doymamış karnınızı unutursunuz. Konuşmadan...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT