BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüzen kütüphane mi misyoner gemisi mi

Yüzen kütüphane mi misyoner gemisi mi

“Kültür köprüsü”, “hoşgörü ve diyalog” sloganlarıyla yola çıkan Doulos gemisini gezenler sükut-u hayale uğruyor. Zira binlerle cildin sergilendiği standlarda ne sağlık, ne sanat, ne spor, ne ekonomi, ne mimari, ne teknoloji, ne de roman ve araştırma tarzında kitaplar görünüyor.



“Kültür köprüsü”, “hoşgörü ve diyalog” sloganlarıyla yola çıkan Doulos gemisini gezenler sükut-u hayale uğruyor. Zira binlerle cildin sergilendiği standlarda ne sağlık, ne sanat, ne spor, ne ekonomi, ne mimari, ne teknoloji, ne de roman ve araştırma tarzında kitaplar görünüyor. Mesela, sinema ve fotoğrafçılık üzerine çok şey bulacağımızı sandığımız gemide bizi ilgilendiren tek eser çıkmıyor. Evet renkler, sayılar ve hayvanlar üzerine kitaplar var ama İncil’deki renkler, İncil’deki sayılar ve İncil’deki hayvanlar. Raflar değişik alfabelerde basılmış İnciller’le dolu, nitekim bulduğum tek Arapça kitap da “Kitab-ı Mukaddes” çıkıyor. Ders kitapları tabii ki konuyla ilgili. 13 derste İman, 13 derste İncil, 13 derste İsa... Yer gök dua kitabı, çocuklar için dualar, gençler için dualar, kadınlar için dualar, yaşlılar için dualar, orta yaşlılar için dualar... Eh sesli yayınların da kilise müziği ve ilahilerle dolu olduğunu anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Şüpheli bakışlar Gemide iki çeşit insan var. Birincisi herkese gülümseyen Uzakdoğulular, ikincisi herkese şüphe ile bakan ve her hareketinizden tedirgin olan batılılar. Nitekim birinci kısım objektifimize gülümserken, ikinci kısım fotoğraf çekmemizden rahatsız oluyor. Doulos hoparlörlerinden ikide bir kendilerine satış izni vermeyen makamları kınar üslupta bir “uyarı anonsu” yapılıyor. Ancak Türkçe kitapların satışında bir engel yok ve Türkçe kitapların tamamı (Pınar Altuğ’un yemek kitabını saymazsak) Hristiyanlık propagandası yapıyor. Yetmiyor Tevhid-i Tedrisat’ı alaya alıyor, Türk Milli Eğitimi’ni tahkir ve tezyif ediyorlar. Değirmenin suyu nereden geliyor? Doulos, Titanic’li yıllardan kalma bir gemi leşi. Malta bandırası ve şövalye haçı işlenmiş bir bayrak taşıyor. Bu asırlık gemiyi yürütmek için devlet bütçesi gerek. Yunanca “hizmetkâr” mânâsına gelen Doulos, 1952 yılından beri kiliseye hizmet ediyor. Adının “SS Roma” olduğu devirlerde Avustralya ve Güney Amerika’dan İtalya’ya hacı taşıyan gemi şimdi, “Güte Bücher för Alle” adlı bir kuruluşun emrinde görünüyor. Doulos çalışanları, geminin arkasındaki gücü ısrarla saklıyor ve bağışla yaşıyoruz gibi bir bahanenin arkasına sığınıyorlar. Partnerleri arasında zikrettikleri en dişe dokunur isim Zulu Kralı Majeste Zwelithine Bhekuzulu. Ancak standartlarda model ülke olarak İsrail’i gösteren kitapların çokluğu, Başkan Bush’un da mensubu olduğu Avenjelik kilisesinin destek verdiğini düşündürüyor. Zira onlar “Allah dünyayı Yahudilere, ahireti bize verdi” diyor ve ahireti kazanabilmek için “Yahudilerin dünya hakimiyeti”ne çalışıyorlar. Nitekim adı açıklanmayan bir şahıs ya da örgüt tek kalemde 1milyon 400 bin litre (takriben 1400 kamyon) yakıt bağışlıyor. Doulos ve Logos’ta satılan kitapların fiyatı maliyetinin altında. Buradan bir para kazanmaları söz konusu değil, kaldı ki niyetlerinin satmaktan ziyade dağıtmak olduğunu saklamıyorlar. Geminin tek masrafı yakıt değil, burada 320 personel barındırılıyor, yediriliyor, içiriliyor. Dans grupları, tiyatrocular vazife alıyor, konferanslar, seminerler düzenleniyor. Sadece liman ücretleri bile ciddi yekun tutuyor. Hedef Asya Son yıllarda Batılılar, kiliseden iyice soğudular. Amsterdam’da yapılan bir araştırmada Katoliklerin oranı % 10, ateistlerin oranı % 59 çıktı. Müslümanlar bu şehirde % 13’lük oran ile Hristiyanların önüne geçti. Kilise, anlattıklarına ilgi göstermeyen Avrupa gençliğinden ümidini kesti, şimdi var gücü ile Afrika, Ortadoğu, Orta Asya ve Uzakdoğuya yükleniyor. Söz konusu çalışmada bu iki gemi öncülük yapıyor. Bu gemide ilaç için Türk kültürüne, İslam medeniyetine dair bir kitap bulamıyoruz. Demek ki diyaloğun adı var, kendi yok. Avrupalı, eskisi gibi “ben konuşayım sen dinle” havasında. Ve bunun adı “monolog” oluyor. Açıkça “bu bir din gemisidir” deseler anlayışla karşılanabilir ama Doulos ve Logos, dünyanın dört bir yanında maske takıp dolanıyor ve özellikle problemli ülkelerde hassas dengeleri kaşıyor. Doulos’çular önümüzdeki günlerde İzmir, Antalya ve Mersin’e demir atmayı düşünüyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT