BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Irak, her şeye ırak

Irak, her şeye ırak

“Türk askeri Irak’a gitmeli mi gitmemeli mi?” tartışmaları hükümet ve askerin bileceği bir şeydi. Dün Meclis gereğini yaptı. Ama bildiğimiz bir şey var ki o da Irak’la ilgili tek satır yazmak isteyen, mutlaka haberi kaynağında yaşamalı...



Yazıya “demedim mi ben size” şeklinde bir giriş yapsam ukalalık olur mu bilmem ama ben bunları aylar evvel dedim. Zira savaştan sonra Irak’ta nelerin yaşanabileceğini tahmin etmek için dış ilişkiler uzmanı ya da sosyolog olmaya gerek yoktu. O zaman bu sütunlarda yer verdiğimiz ,” Filistin’den beter olur”, “Gerilla saldırılarının ardı arkası gelmez”, “ABD burayı kesinlikle kontrol altında tutamaz”, “Savaş sırasında ölen insanlardan daha fazlası savaştan sonra ölebilir” şeklindeki tesbitlerimiz istemesek de doğru çıktı. Çünkü savaş sırasında bir çok milisin kol gezdiği sokaklar 9 Nisan günü nasıl olduysa birden bire sessizliğe terkedilmiş ABD askerlerinin bot ve tanklarının palet sesleri Bağdat sokaklarında yankılanmıştı. Bir savaş “bu kadar kolay” kazanılamazdı. En azından milyonlarca dolara maledilen savaş filmlerine imza atan Holywood’a haksızlık edilmiş olurdu... Herkes ayrı telden çalıyor 1 milyon polis, 4 milyon asker ve 3 milyon civarındaki gönüllü yer yarılıp da içine girmemişti ya! Günlerce mermi atmaktan temizlenmeye bile fırsat bulunamayan yüzbinlerce silah nereye kaybolmuştu? Savaşın ardından herkes birşey söyledi. Saddam’ı memleketini satmakla suçlayanlardan tutun da, Irak halkının yönetimden bıktığı için savaşmaktan vazgeçtiğine kadar bir çok iddia ortaya atıldı. Ama savaşın nasıl olacağını TV ekranlarında ışıklı kalemlerle tarif edenlerin bu konudaki tesbitleri de tutmadı. Irak’ta 1 Mayıs’ta savaşın resmen bittiği şeklindeki açıklama yine aynı açıklamayı yapanlar tarafından tekzip edildi. Savaşı Bağdat’ta yaşamış bir gazeteci olarak 4 ay sonra tekrar Irak’a vardığımda gördüklerim beni yanıltmadı. Kaçtı denilen askerler, polisler ve milisler sadece üzerlerindeki Baas Partisi’ne ait yeşil elbiseleri çıkarmış, silahlarını ise bir süreliğine bakıma almışlardı. Belli ki mola bitmiş hepsi yeniden sokaklara ve insanların arasına dönmüştü. Şimdi onların açtığı cephede savaş yeniden başlamıştı. Sora sora Bağdat bulunur Sora sora Bağdat bulunur derler ama meslektaşlarımız sormadan da buluyorlar. Eh önlerine dünya ajanslarından çiçek gibi fotoğraflar düştüğüne göre Bağdat’a gidip riske girmeye ne gerek var? Ancak haberleri Ajans France Press’ten alanlar yoruma da Fransız kalıyorlar. Bağdat bir gazeteci okulu, orada geçirdiğiniz her dakika bilginiz görgünüz artıyor. Dostu düşmanı daha net görebiliyorsunuz. Biz buna rağmen yorum yapmaktan kaçacak sadece gördüklerimizi duyduklarımızı yazacağız. Bir kere Irak’ta gece sokağa çıkma yasağı var. Şehirlerarası yollarda 18.00, şehiriçinde de 22.00’den sonra dolaşmakla belaya abone oluyorsunuz. Eğer bu kuralı bozarsanız ya ABD’lilerin ya da Iraklı milislerin saatler süren sorgulamalarına katlanacaksınız. Gündüz de öyle her istediğiniz yere gitmeniz mümkün değil. Irak’ta şehirler farklı aşiretlerin, mahalleler de değişik grupların kontrolü altında. Yollara kurulan sayısız Chek-pointlerde adeta sinir harbi yapıyorsunuz. Boyundan büyük silah taşıyan Iraklı çocukların kimlik kontrollerinde güvenilirlik vasfı kazanabilirseniz yolu kullanmanıza izin veriliyor. Aksi takdirde hemen bir mazaret bulup kaçmanız gerekiyor. Yıllarca savaşlarla içiçe yaşayan Iraklılar patlayan bombaları, atılan kurşunları kaale almıyor. Yanıbaşlarındaki sokakta çatışma varmış kimin umurunda... Bir zamanlar destanlara konu olan Bağdat’ta ABD askerlerinin ilk günkü şatafatı yerini tedirginliğe bırakmış. gölgesine dahi mermi sıkan gözü dönmüş insanların dolaştığı bir şehir oluvermiş. Evet Irak görünüşte ABD ve müttefiklerinin kontrolündeydi ama gerçekte sokakların hakimi kaçtı denilen Iraklılardı. Attığınız her adım, alıp verdiğiniz her nefes onların kontrolü altında. İstenmeyen bir yerde olmanız halinde istemediğiniz görüntülerle karşılaşmanız an meselesi. Yıllarca Saddam’dan ya da vekillerinden aldığı buyruklarla hareket eden Iraklılar için emir dinlemek bir hayat tarzı olmuş. Bu zaafı farkeden değişik grupların halkı yönlendirmesi zor olmuyor. ‘Taal’ sesiyle bir anda kuş uçmayan sokakta yüzlerce silahlı insan toplanabiliyor, ortalık anında atış poligonuna dönebiliyor. Ceset enflasyonunun yaşandığı Irak’ta ölüm o kadar ucuz ki, yaşadığınız her an için sürekli şükretmeniz gerekiyor. Eğer böyle bir ortamdaysanız ne kadar sportmen olduğunuzu göstermek için saniyelerle yarışmak zorundasınız. Yabancılara büyük kin Savaş sırasında Bağdat’a giren ABD askerlerini çiceklerle karşılayan Irak halkı, aynı askerleri mermirlerle uğurlamanın peşinde. Özellikle Felluce, Tikrit, Bakuba ve Ramadi, ABD askeri avlamak isteyen Iraklıların mekanı durumunda. Koskaca Irak’ı ele geçirip de bu bölgedeki insanlara söz geçiremeyen askerlerin durumu gerçekten içler acısı. Saldırılar sadece askerlere yönelik mi? kesinlikle hayır. Yabancı olduğunu hissetiren herkes potansiyel hedef durumunda. Nitekim Türk askerinin gideceği bölgeler arasında yeralan bölgeyi ziyaretimiz sırasında yaşadıklarımız onların bu konuda ne kadar ciddi olduklarını bir kez daha gözler önüne serdi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107921
    % 1.38
  • 3.8353
    % -0.54
  • 4.5054
    % -0.9
  • 5.1351
    % -0.04
  • 153.999
    % -0.04
 
 
 
 
 
KAPAT