BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gözleri dolu dolu olmuştu yine!..

Gözleri dolu dolu olmuştu yine!..

Ertesi sabah aynada kendisine bakınca korktu. Tıraş oldu. Önceden yaptığı rutin işler şimdi sanki bir angarya gibi geliyordu. Hayatının devam etmesinden üzüntü duyuyor, nasıl nefes alabildiğine, bütün bu işleri nasıl yapabildiğine şaşıyordu...



Hiç uyumamıştı o gece. Dualar etmiş ve sabaha kadar oturmuştu koltuklardan birinde. Sakalları uzamış, bitkin bir görünümdeydi... Ertesi sabah aynada kendisine bakınca korktu. Tıraş oldu. Önceden yaptığı rutin işler şimdi sanki bir angarya gibi geliyordu. Hayatının devam etmesinden üzüntü duyuyor, nasıl nefes alabildiğine, bütün bu işleri nasıl yapabildiğine şaşıyordu. Mürşide hanıma telefon edip bebeği alacağını söylemişti. Yardım istemişti. Yetimhanede çok küçük bebekler görmüştü ama bu kendi evladıydı ve onun sorumluluğunu taşıyordu. Yanlış bir şey yapmaktan korkuyordu. Hiç bir bilgisi yoktu ki çocuk büyütmek hakkında. Koşup gelmişti yaşlı kadın. Ekrem bey on gün izin vermişti. Bu zaman zarfında bir şeyleri rayına oturtmak zorundaydılar. Kadın kucağında mışıl mışıl uyuyan bebeğe baktı: - Pek de güzel maşallah, Allah senin bahtını açık etsin yavrum. Acıyla gülümsedi Orhan: - Daha doğar doğmaz nelerle karşılaştı yavrum. - Öyle şeyler söylemek isyan gibi geliyor bana Orhan. Başını iki yana salladı çesizce genç adam. Gözleri dolmuştu yine. Usulca fısıldadı: - İsyan etmiyorum asla teyze... Bundan sonra her şey oğlum için, göreceği son şanssızlık bu olur inşallah.... - İnşallah yavrum, senin de onun da başka derdiniz olmasın... Küçük Emre Can gözlerini açmıştı o sırada. Sevgiyle baktı Orhan: - Nasıl da annesine benziyor değil mi teyze? Mürşide hanım dudaklarını ısırdı. Sanki kendi evladıymış gibi yanıyordu yüreği... Kısa zamanda çok sevmişti Selda’yı. Hiçbir şey söylemedi, sesinden üzüntüsünün farkedileceğinden korkuyordu. *** Enver bey sinirli bir şekilde salonda dolanıyordu. Olcay hanım kanapeye oturmuş, sessizce hıçkırmaktaydı. Avukat Tahsin bey ise masanın bir köşesinde bekliyordu. Enver bey adeta kükredi: - Bir şeyler yap Tahsin! Ne yapılabilir bana tek tek anlat. Ben torunumu istiyorum. O adamın eline bırakmayacağım evladımın yavrusunu. Tahsin bey biraz kilolu, saçları hafifçe dökülmüş, kumral bir adamdı. Kalın çerçeveli gözlüklerinin üstünden baktı Enver beye. Kurumuş dudaklarını ıslattı diliyle: - Dava açabiliriz Enver bey... Bir çocuğu yetiştirmek için gerekli şartlara sahip olmadığını ileri sürerek velayetini talep edebiliriz. - Ne gerekiyorsa yap o zaman. Kızımın ardından kalan tek varlığı yanımda istiyorum. Avukat gözlerini kıstı: - Ben gereken incelemeyi yaptırayım. Sanıyorum hayatını çok kötü şartlarda sürdürüyor. Her şey lehimize gibi gözüküyor. Hemen davayı açarım. Hakim arkadaşlarımız var. Onları da ikna edebilirsek bu iş çok kolay olur. Bir aksilik çıkacağını sanmam. Yaşlı adam: -Ben ona dünyayı dar edeceğimi söylemiştim. Hemen harekete geç! Diye soludu. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT