BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kağıttan ekonomiler

Kağıttan ekonomiler

Bugün, güncel ekonomik mevzulardan biraz uzaklaşıp, “metaforik” bir konu üzerinde fikir jimnastiği yapmak istiyorum.



Bugün, güncel ekonomik mevzulardan biraz uzaklaşıp, “metaforik” bir konu üzerinde fikir jimnastiği yapmak istiyorum. Borsa, bono, döviz kelimeleri bizlere yatırım kelimelerini çağrıştırıyor. Yani değerlendirmek maksadıyla tasarrufumuzu, varlığımızı yatırdığımız enstrümanlar. Bunların bir başka ortak özelliği daha var: hepsi kaydi değerler, yani kendilerinin bir değeri yok ama, olduğu varsayılan değeri temsil ediyorlar. Hisse senedi, şirketin sermayesini, yani öz varlıklarını temsil eden, bono devletin borcunu taahhüt eden, döviz yani kağıt para ise, ilgili Merkez Bankası’nın kasasında var olduğu düşünülen maddi kıymetlere isnad eden evraklar, yani kağıtlardır. Aynı şekilde, cebimizde taşıdığımız kendi ülke paramız da temsili ve kaydî bir değerdir. Bizler esasında bu kağıtlara değil, bunların arkasındaki maddi ve hakiki değerlere yatırım yapmış oluyoruz. Elimizdeki kağıtların üzerinde yazılı değer oranında, bir maddi kıymete sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Bunun temelinde ise, 1973’e kadar dünyada geçerli olan altın standardı yatıyor. O tarihe kadar, ABD ve diğer ülke Merkez Bankaları, bastıkları her kağıt paranın karşılığı tutarında altını veya kıymetli metali kasalarında bulunduruyorlardı. Banknotun karşılığı gerçekten vardı yani. Nixon bu sistemi uygulamayacaklarını açıkladı ve “karşılıksız para basma” tabir edilen uygulama fiilen başlamış oldu. Son yıllarda ise, gelişen finansal piyasalar ve “türev” tabir edilen, karmaşık yatırım ve finansman araçlarının yaygınlaşması ile, dünyada büyük bir “kaydi para” hacmi oluştu. Şu anda dünyada dolaşan trilyonlarca doların bir bölümü, bırakın karşılığında maddi kıymet olmasını, banknot şeklinde bile değillerdir. Şirket bilançolarında, banka hesaplarında şiştikçe şişen, kayden nema (geli ) kazanan, ama mutlak değeri giderek erozyona uğrayan kağıt üzerindeki varlıklar. Dinimizin rasyonelliği İslamiyet, alışveriş, zekat gibi parasal konuları izah ederken kıymet ölçüsü olarak altın ve gümüşü esas alır. Zekât kağıt para olarak değil, altın cinsinden hesaplanır, altın olarak ödenir. Çünkü gerçek olarak değeri temsil eden, maddenin kendisidir. Son bir iki yıldır, altına dünyada büyük talep var. Onsu 390 dolara kadar çıktı. Acaba insanların, iyice şişmiş, “köpük halindeki kağıt ekonomilerine” güvenleri azalmaya mı başladı? Altına yönelik talebin altında, kağıttan maddi ekonomiye dönüşe yönelik sinyaller olabilir mi? Ne dersiniz? Başta da söylediğim gibi, sadece metaforik bir fikir açılımı benimkisi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT