BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hakikati arayan edip Wolfgang Goethe

Hakikati arayan edip Wolfgang Goethe

Alman şair, yazar ve bilim adamı Goethe, Resulullah Efendimiz ve Kuran-ı kerim hakkında öyle şeyler yazar ki okuyucular “yoksa bu adam Müslüman mı” gibi bir şüpheye kapılırlar. Goethe bu şüpheyi sürekli kamçılar, hatta bir takdim yazısında “bu eserin müellifi kendisinin Müslüman olduğu şüphesini reddetmez” diyecek kadar...



Eğer babanız kralın baş danışmanı, anneniz Belediye Başkanının (Franfurt) biricik kızı ise şanslı sayılırsınız. İşte Johann Wolfgang Goethe de aşçısı, dadısı, seyisi, mürebbiyesi, kütüphanesi olan bir evde doğar ve daha minicikken okumaya yazmaya başlar. Babası onun da kendisi gibi bir hukukçu olmasını çok arzular. Goethe babasını kırmaz, ilk, orta ve lise tahsilini hızla bitirir ve henüz 16 yaşında üniversiteye başlar. Ama ona kalsa kuytulara çekilip şiirler karalayacak, boş zamanlarında Göttingen’li David Michaelis’in dizi dibine oturup Arapça okuyacaktır. Lâkin onun işi ona kalmaz, istese de istemese de Leipzig’e gider hukuk tahsili yapar. Weimar Dükü Kral August, Goethe’yi oğlu gibi sever, elinden tutar. Hatta bir ara düklüğün idaresini ona bırakıp kendisi sayfiyeye kaçar. Goethe hem yöneticilik yapar, hem ufak ufak notlar tutar. Kendince şiirler yazar, hikayeler karalar. Aşk insanı yazdırır İşte devlet işleriyle uğraştığı günlerde (20 yaşındadır) Weimar Dükü’nü temsilen bir baloya çağrılır. Burada Lotte Buff adlı hanım hanımcık bir kıza gönlünü kaptırır. Lotte 19 yaşındadır lâkin 30 yaşında bir adamla dört yıldır nişanlı durmaktadır. İstese kızın kafasını karıştırabilir ama onun gibi ahlâklı ve ilkeli biri duygularını bastırmak zorundadır. Söyleyecek çok şeyi vardır ama hepsi içinde kalır. Goethe balodan kaçarcasına ayrılır, ancak aklı Lotte’de kalır. Yine o günlerde Ehrenbreitstein kasabasına yaptığı resmi gezi de Laroche ailesinin onuruna verdiği yemeğe katılır. Evin 16 yaşındaki kızı güzel Maximiliane ona çok sıcak davranır. Dahası Bayan Laroche, kızı Maximiliane yanına alır, Goethe’ye iade-i ziyarette bulunur. Evet mutlu bir evlilik için bütün şartlar hazırdır. Ancak Goethe “n’apsam, nasıl yapsam” derken bu treni de kaçırır. O mutlu bir yuva için inceden planlar yaparken Maximiliane’nın evlendiğini duyar. Şimdi oturup ağlamak faydasızdır, eline kalemi almalı, başına geleni yazmalıdır. Goethe masaya öyle bir oturur ki ancak üç ay sonra kalkar. “Genç Werther’in Acıları” adlı romanıyla dünya edebiyatının en etkili eserlerinden birine imza atar. Tamam, romanın konusu iskeleti yerli yerincedir ama asıl emsalsiz olan lisanıdır. Ev, aile, arkadaşlık ilişkileri, köylüler, hizmetçiler günlük bir dille anlatılırken, gönül sancıları, öfkeler, heyecanlar coşkulu bir üslubla tırmanır. Öyle ki zaman zaman satırlar duygu seline ayak uyduramaz. Kelimeler tıkanır, kopar, ama okur aldığı hızla maksadı kavrar. Orda bir dost var uzakta... Goethe hukuk tahsili almasına rağmen tabiat bilimleri üzerinde de çalışmalar yapar. “Renk Teorisi” adlı kitabının ardından bitkiler üzerine “ilmî eserler” yazar. Evet, Goethe renkler, sesler, bitkiler üzerine çok şey yazsa da en ünlü eseri “insanı” anlatan Faust’tur. Ona göre insan sürekli öğrenir ve bıkıp usanmadan kâinâtın sırlarını araştırır. Goethe buradan hareketle, “herkesin doğuştan iyi olduğu” tezini savunur ki bu teşhis kiliseye ters, İslâma uygundur. Nitekim onun Faust’u, zamanında şeytanla işbirliği yapan büyücü olmasına rağmen bataklıktan kurtulur, doğru yolu bulur. Goethe bu esere tam 60 yılını verir ancak yayınlandığını göremez. Goethe, kendinden sonra gelen yazar ve felsefecilere tesir eden nadir ediplerden biridir. Ünlü şair İslâm dînine ve Muhammed Aleyhisselam’a karşı duyduğu hayranlığı saklamaz. Kur’ân-ı kerîmin, hatalarla ve noksanlarla dolu bir tercümesini okumasına rağmen; “ifâdenin büyüklüğü, haşmeti karşısında hayrân kaldım” demekten kendini alamaz. Goethe kısacık bir ömre 140 cild eser sığdırır. Bunlar arasında en çok dikkat çekeni İranlı şâir Hafız’dan etkilenerek yazdığı Batı Doğu Divanıdır (Westöstlicher Diwan). Goethe eserini okuyucularına aşağıdaki cümleyle takdim eder: “Doğu-Batı Divanı’nın müellifi kendisinin bir müslüman olduğu şüphesini reddetmez.” Kitapların kitabı Kur’an hakkında kim ne derse desin Ben şüphelere kulaklarımı tıkarım Müslüman olarak bana farz olduğu gibi Kitapların kitabı olduğuna inanırım Dalalet beni şaşırtmak ister Ancak sen şüphelerimi dağıtırsın İşlerimde şiirlerimde Yoluma istikamet verirsin ! J.W. Goethe
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT