BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki asırlık komedi

İki asırlık komedi

Tam 194 yıl önce kaleme alınan ve Prof.Dr. Fahir İz’in Avusturya’daki araştırmaları sırasında bulduğu 1809 yılına ait “Papuçcu Ahmed’in Garip Maceraları” adlı piyes, Osmanlı arayından sonra ilk defa tiyatro seyircisiyle buluşuyor.



Tam 194 yıl önce kaleme alınan ve Prof.Dr. Fahir İz’in Avusturya’daki araştırmaları sırasında bulduğu 1809 yılına ait “Papuçcu Ahmed’in Garip Maceraları” adlı piyes, Osmanlı arayından sonra ilk defa tiyatro seyircisiyle buluşuyor. İlk Türk piyesi “Şair Evlenmesi”nden yaklaşık yarım asır daha eski olan eserin yazarı, kimi kaynaklarda “İskerleç”, kimi kaynaklarda “Dombay” olarak geçiyor. Yönetmenliğini Ahmet Mümtaz Taylan’ın üstlendiği “Papuçcu Ahmed’in Garip Maceraları”nın prömiyeri, Küçük Tiyatro’da yapıldı. Taylan, eseri 1950’li yıllarda Avusturya’da araştırma yapan Prof.Dr. Fahir İz’in İtalyanca, İngilizce ve Fransızca çevirilerinden bulduğunu belirterek, 1809 yılında kaleme alınan eserin Türkçe’de yazılan ilk piyes olduğunu iddia etmenin yanlış olmayacağını söyledi. Orijinal diliyle sahnelendi Taylan, “İlk Türk piyesi olarak, Şinasi’nin ‘Şair Evlenmesi’ni biliriz ama bu oyun ondan yarım asır önce yazılmış. Bu anlamda bir ilk niteliği taşıması itibarıyla önemli. Buna ilk Türk piyesi diyemesek bile Türkçe’de yazılan ilk piyes olduğunu iddia etmek yanlış olmaz” dedi. Osmanlıca kaleme alınmış eseri sahneye koyarken dilini günümüz Türkçesine çevirmediklerini ve orijinal haliyle sahnelediklerini anlatan Taylan, dilin bu haliyle esere “bambaşka bir lezzet” kattığını ve bunun kurmaya çalıştıkları o dönemin dünyası için çok önemli bir avantaj oluşturduğunu belirtti. Bu güzel bir masaldır Taylan, “Eserin dilini güncelleştirdiğimiz zaman dramaturjik açıdan birçok boşlukları olan son derece basit bir oyun haline gelir. Ama sahip olduğu dil, şu anda ona bir özellik kazandırıyor. Bu özelliği oyundan almak istemedik” dedi. Taylan, dil problemini reji anlayışı ve oyunculukla çözdüklerini kaydederek, 20’li yaşlardaki seyircilerin bile oyunu anlamakta zorluk çekmeyeceğini söyledi. 1809’da yazılmış piyesi repertuvara kazandırmak istediklerini, bu amaçla da sahneye koyduklarını anlatan Taylan, “Ulaştığı bu artistik estetik düzeyle, ileriki yıllarda başka tiyatroların repertuvarlarına da girecek bir oyun haline getirebildiğimizi umuyorum” dedi. Taylan, oyunun gerçek hayatı anlatmadığını kaydederek, şunları söyledi: “Bu eser bir dokümanter ya da belgesel bir nitelik taşımaz. Bu bir masaldır. Masal ölçeğinde ele alındığı zaman ilginç olduğunu düşünüyorum. Oyunun müziklerini Yalçın Tura hazırladı. Bu, çok önemsediğimiz bir katkı oyuna. Çünkü, kendisi Türkiye’de müziği ve dönem müziğini en iyi bilen bestecilerden birisi. O döneme ait dünyayı oluşturmaya çalışırken, elimizdeki en güçlü silahlardan biri de Yalçın Tura’nın müziği oldu.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT