BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üreterek büyümek

Üreterek büyümek

Ekonomistler Platformu’nun düzenlediği “Ekonomi Politikaları Zirvesi”, güzel bir sloganı da beraberinde getirdi.



Ekonomistler Platformu’nun düzenlediği “Ekonomi Politikaları Zirvesi”, güzel bir sloganı da beraberinde getirdi. “Türkiye artık hikayesini değiştirmeli.” Zengin kaynakların fakir bekçileri tabirini yıllardır duyarsınız. Gerçi burada kastedilen yeraltı zenginlikleridir ama, bu ülke sahip olduğu işgücünden coğrafyasına, turizm fırsatlarından tarih mirasına kadar çok zengin bir potansiyele sahiptir. 200 milyar dolarlık bir borç yükü, ciddiye alınması gereken bir rakamdır. Türkiye, üretim dinamiklerini optimize ettiği ve katma değeri fazla üretime yoğunlaştığı takdirde ise, kendi Milli Geliri ile bu borcu rahatlıkla ödeyebilecek hacimleri sağlayabilir. Nasıl olacak katma değeri yüksek üretim? İşgücü ve hammaddenin birim maliyeti başına elde edilecek karı arttırarak tabii ki. Ama arttır demekle kar artmaz. Öncelikle küresel rekabette güçlenmemiz, sonra da markalaşma sürecini iyi yönetmemiz lazım. Oysa, zirvenin açılış konuşmasında Başkan Tuna Bekleviç’in de vurguladığı gibi Türkiye, rekabet gücü olarak Dünya’da 69. sıradadır maalesef. Evet ihracatımız artmakta ve 35 milyar dolar sınırına dayanmaktadır ama, Türkiye fason üretim üssü olmaktan da kurtulamamıştır. Nasıl bir tarif ? O halde Türkiye, bilinçli ve markalaşan üretim sürecine girerek, bir anlamda “üretim hikayesini de değiştirerek” hareket ederse, kısılıp kaldığı sarmallardan kurtulması işten bile değildir. Yaşadığımız ülke, potansiyel ve dinamizm olarak çok iyi durumdadır. Bu motor gücü üretken ve verimli sahalara yöneltmek için, akılcı makro ve mikro ekonomik politikalara ihtiyaç vardır. Türkiye’nin coğrafi önemi, sadece ABD’nin bölgedeki sıçrama tahtası olmasından ibaret değildir. Bölgede, hakiki seçimli demokrasiye sahip, ekonomik altyapısı olan, insangücü ve bilgi olarak iyi durumda, işleyen bir devlet yapısına sahip tek ülkedir. Bekleviç’in tabiriyle bölgenin “agora”sı, yani pazar yeri olabilecek, çokuluslu şirketlerin üretim ve yönetim üssü olarak konumlanabilecek bir durumdadır. Bu potansiyellerin harekete geçmesi için ise öncelikle Türkiye’nin “kendini net ve açık bir şekilde tarif etmesi” ve “sürekli bizi yıkmaya uğraşan iç ve dış düşmanlar” şeklinde özetlenebilecek güvenlik algılamasını yeniden düzenlemesi gereklidir. Ekonomistler Platformu bu zirve ile yine farklı ama çok önemli bir meseleye dikkat çekmiş oldu. Umarım benzeri sivil toplum inisiyatiflerinin sayısı da artar.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT