BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Niye Irak’a gidiyoruz

Niye Irak’a gidiyoruz

Irak’a asker gönderme hazırlıkları hızla sürerken, Türkiye karşıtlarının protesto ve tepkileri de giderek artıyor.



Irak’a asker gönderme hazırlıkları hızla sürerken, Türkiye karşıtlarının protesto ve tepkileri de giderek artıyor. Tezkerenin kabul edilmesinin ve Türk Askeri’nin dost ve kardeş Irak’a istikrar ve yeniden yapılanma için gidecek olmasının ne kadar önemli olduğu, “istemezük” diyen şer cephesine bakmakla çok daha iyi anlaşılıyor. Türkiye’nin Bosna’ya sembolik asker göndermesine de çok karşı çıkılmıştı. Ama Mehmetçik orada sadece Boşnaklar’ın değil, Hırvatlar’ın ve hatta Sırplar’ın bile takdirini kazandı. Afgan halkı Mehmetçik’in hizmetlerini hâlâ konuşuyor ve takdirle anıyor. Irak’ta da durum aynen böyle olacak. Özel misyonlu heyetler kurmak Ancak Türkiye’nin Irak’a niye gittiğini, ısrarla ve iyi anlatması lazım. Türkiye sadece Dışişleri ile değil, işadamları-akademisyenler ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinden oluşan özel misyonlu heyetlerle, hem Batı Dünyası’nı, hem de Arap ve İslam Alemi’ni sürekli dolaşmalıdır. Irak’ta da köy köy, cami cami ve aşiret aşiret dolaşarak Kürd ve Arap kardeşlerimizi kazanmanın yolunu bulmalıyız. Sağlık ocakları ve okullar kurarak, Irak halkı ile bütünleşmeliyiz. Yıllardır fakirlik ve yokluk içinde binbir sıkıntıyla yaşayan bu kardeşlerimizin ihtiyaçlarını ve taleplerini elden geldiğince karşılayacak mekanizmaları, yardımlaşma organizasyonlarını biran önce devreye sokmalıyız. Türk, Arap ve Kürd halklarının, yeniden kaynaşmasını sağlayacak yönde çalışmalara hız ve öncelik vermeliyiz. Irak’a gidecek Türk Askeri’nin yanında, bölge insanları ile bire bir kontakta bulunacak işadamlarından, diyanet görevlileri ile İslam Alemi’nde sevilen-sayılan kişilerin ve grupların da yeraldığı gönüllülerden yararlanılması büyük faydalar getirecektir. İslam barış gücü Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) toplantısı sırasında Malezya’da gündeme getirdiği İslam Barış Gücü oluşturulması çağrısı, son derece yerindedir. Aslında, gecikmiş bir davettir. Irak’ta güvenliği, istikrarı ve huzuru sağlayacak; yeniden yapılandırmaya katkıda bulunacak 10 binlerce müslüman asker fena mı olur? İslam ülkeleri, Osmanlı’dan sonra maalesef dayanışma ve yardımlaşma konularında sınıfta kaldı. Bugün emperyalist oyunlara karşı da havanda su dövmekle yetiniliyor. Ne Birleşmiş Milletler’de, ne de uluslararası platformalarda hiç ses çıkmıyor. Müslümanları hayati derecede ilgilendiren olaylara bile sessiz kalınıyor. Türkiye’nin Irak’a asker göndermesi, ortak hareket etmek için iyi bir başlangıç olabilir. Barış Gücü’ne diğer müslüman ülkelerden katılımların da sağlanması, sadece Irak’a huzur ve istikrarın gelmesini hızlandırmayacak. Bugün dünyanın tek süper gücü durumundanki ABD’nin yanlışlarını ve haksız uygulamalarını da önleyecektir. ABD İslam ülkelerini daha çok dinlemek zorunda kalacaktır. Müslümanlar, “kendilerinin yanında oldukları Bir ABD ile mi yoksa, İsrail ve İngiliz’in güdümündeki mağrur ABD ile mi dünya barışının daha kolay kazanılacağı hususunu” vicdanlarında ve basiretlerinde iyi değerlendirmelidirler. Hem de yarın çok geç olmadan...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT