BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asker göndermemiz ABD ile anlaşmamıza bağlı

Asker göndermemiz ABD ile anlaşmamıza bağlı

Hükümetin, Irak’a asker gönderilmesi konusunu “Evvela tezkere, sonra müzekare” yöntemine bağlaması ve TBMM’nin bu formülü benimsemesi çok yerinde olmuştur.



Hükümetin, Irak’a asker gönderilmesi konusunu “Evvela tezkere, sonra müzekare” yöntemine bağlaması ve TBMM’nin bu formülü benimsemesi çok yerinde olmuştur. Bu suretle Yasama Organımız TBMM’nin, Irak’a asker gönderme konusunda verdiği kararın yürürlüğe sokulması, yani uygulamaya konulması,Türkiye ile ABD arasında bu konuda tam bir mütabakata varılması şartına bağlı kılınmıştır. Bilindiği üzere Türk tarafı, sivil ve askeri kanadı ile, masaya oturmak için bütün hazırlıklarını tamamlamış, ne var ki ABD, aradan geçen epey uzun zamana rağmen, bu konudaki kararını belirleyemeyerek bir türlü görüşme masasına gelememiştir. Öyle anlaşılıyor ki, işin başından beri Irak’a Türk askerinin gelmesini isteyen ABD, bu konuda bir sıkıntı içine düşmüştür. Nitekim, son zamanlarda ABD Dışişleri Bakanı William Powell, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice açıkça Türk askerinin Irak’a gönderilmesi konusunda bazı sorunların aşılmağa çalışıldığını beyan etmekte adeta yarış halindedirler. Demek oluyor ki, Türkiye’nin Irak’a asker göndermesi konusunda işin başından beri ısrar eden ABD, şimdi bu konuda “ciddi” bir “sıkıntı” içine düşmüştür. Bana göre bu sıkıntının nedeni çok açık olup şöyle özetlenebilir; ABD, Saddam Hüseyin Rejimine karşı harekete geçmeden önce Bush yönetiminde egemen bir durum elde eden İsrail taraftarı bir ekip görünüşe göre Başkan Bush’u da etkileyerek Irak’taki Kürt unsuruna, hiç olmazsa “Federal” bir sistem içinde ağırlık verilmesi ve uzun vadede Orta Doğu’da meskun bulunan bütün Kürtlerden oluşan bir yeni ve bağımsız Kürdistan oluşturulması konusunda ikna etmiş ve bu sürecin ilk aşaması olarak, bütün dünyanın tanık olduğu üzere, Talabani ve Barzani ABD’nin en büyük dostları ve dayanakları durumuna getirilirken, bu iki “Bölücü” lidere Irak Geçici Yönetimi içinde “Mümtaz” bir yer sağlanırken kurulan Irak Yönetiminin Dışişleri Bakanlığı da bir Iraklı Kürt’e verilmiştir. Doğrusu istenirse, ABD’nin bu “İkili Oyun”u yüzünden Türkiye ile ABD arasında uzun ve çetin pazarlıklar cereyan etmiş ve özellikle bu yüzden 1 Mart 2003 Tezkeresi TBMM’de birkaç oya takılarak, kabul edilmemiştir. Oysa, bazı saflar ve dış politika acemileri, TBMM’nin 1 Mart Tezkeresini çıkarmamakla Türkiye’nin çok büyük bir fırsat kaçırdığını iddia ettikleri gibi, şim di de, ABD’nin müzakereler konusunda ağır davranmasının nedenini yine 1 Mart Tezkeresini çıkarmamış olmamıza bağlamağa kalkışmaktadırlar. Bilindiği gibi, Türkiye herşeyden önce komşusu Irak’ın ve diğer komşularının toprak bütünlüğünden yanadır. Diğer taraftan Türkiye’nin kendi toprak bütünlüğünü de korumakla yükümlü olduğu ve ancak onunla bu konularda mutabık olanlarla işbirliği yapabileceği ve ancak bu şartlarla kendinden istenen desteği vereceği ortadadır. Bu itibarla Türkiye’nin TBMM’nin kabul ettiği “Tezkere”yi yürürlüğe koyması yani Irak’a Türk askerini yollaması, ABD ile Irak konusunda tam bir görüş birliğine ulaşmasına bağlıdır. ABD’nin, Irak konusunda Türkiye ile mutabakata varıp varmaması Irak’taki PKK/KADEK teröristlerini silahsızlandırması gerekirken, Türkiye yerine Talabani ve Barzani ile sıkı işbirliği yapmaya kalkışması ise kendi sorunudur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT