BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilim adamı ve din...

Bilim adamı ve din...

Bugünlerde dinle ilgili olarak medyada yoğun haber ve yorumlar yer alıyor.



Bugünlerde dinle ilgili olarak medyada yoğun haber ve yorumlar yer alıyor. Öyle ki, bir gazete Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’na atfen, “Din elbisesi tekrar dikilmeli...” manşetini bile attı. Tırnak içinde verilen ikinci başlıkta aynen şu ifadeler yer alıyordu: “Tüm kalıplar günümüz şartlarına göre gözden geçirilmeli. Din elbisesi bu bedene göre yeniden dikilmeli.” Sayın Başkan kısa bir süre önce göreve başlamasına rağmen, değişik bir üslupla dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Meseleleri seleflerinden daha farklı kelimelerle anlatmaya gayret ediyor. Bir televizyon programında dinleme fırsatım oldu. Doğrusu etkileyici bir konuşma kabiliyetine sahip. Daha önce başka bir gazeteye verdiği beyanatta “Dinde reform olmaz...” ifadesini kullandığı için, bu yeni elbise dikme işinden, “reform” anlamını çıkarmak doğru olmaz diye düşünüyoruz. Yukarıda başlığını verdiğimiz haberde, yakında dağıtıma girecek üç kitapçıktan bahsediliyor. Yanlış anlamadıysak bu kitapçıklarda, Başkanın vermek istediği yeni mesaj detaylandırılmış. Ancak bu kitapçıkları henüz göremediğimizden, muhtevası ile ilgili yorumda bulunmak, mümkün değil. Yani doğmamış çocuğa don biçmek gibi olacağı için doğru değil. Yeni Başkanımızın, ülkedeki din adamlarının görev ve fonksiyonları ile ilgili olarak günümüz şartlarına uygun çalışmalar yapacağını temenni ediyoruz. Bu arada din üzerinde ehil-naehil kişilerce yürütülen gelişigüzel tartışmalara da gerekli alakayı gösterip yanlış anlaşılmalara, bozuk telkinlere ve özellikle misyonerlerin cirit attığı bir ortamda, vatandaşın kafasını karıştıracak propaganda meydanı boş bırakmayacağını da ümitle bekleyeceğiz. Çünkü bilhassa din konusunda bilgisi kıt olan insanlarımızın zihnini allak bullak eden ve çoğu kasıtlı olarak yapılan yoğun bir gri propaganda söz konusu... Dinin uzmanlık gerektiren meseleleri hakkında nedense herkes rahat rahat fetva verebiliyor. Bu modaya bilim adamları da özensiz bir şekilde kapılmış gidiyor. Oysa başka sahalarda bir konu gündeme geldiği vakit, bilim adamlarının eğer kendi uzmanlık sahası değilse, görüş belirmekten kaçındığını ve işi ilgili dalın mütehassısına havale ettiklerini hep görürüz. Mesela Ceza Hukuku Ord. Profesörü olan Sayın Sulhi Dönmezer’in, kendisine anayasa ile ilgili bir soru sorulduğunda, “Ben cezacıyım. Onu anayasacılara sormalısınız...” dediğine şahidim. Ama “Hocaların hocası” ve bu arada Hukuk Fakültesinden benim de hocam olan Sayın Dönmezer aynı hassasiyeti din konusunda göstermiyor! Geçenlerde bir magazin yazarına verdiği mülakatta “Ezan’ın tekrar Arapçaya çevrilmesi bir geri adımdır...” deyivermiş. Kendisi, “Ezanın sözleri, Kur’an-ı kerimin kelimeleri olmadığı için” bu yorumu yapmış. Ömrünün seksenli yıllarında olan Hocamız, “Namazını ise, küçükken ailesinden öğrendiği üç-beş sure ile kılıyormuş.” Ceza Hukuku sahasında yaşayan en büyük otorite kabul edilen, herhalde en az iki yabancı dil bilen ancak Kur’an-ı kerim bilgisi küçükken öğrendiği üç-beş sure ile sınırlı olan Hocamızın, din konusunda bu kadar rahat fetva vermesi doğrusu yadırganacak bir durum!... Doksanlı yılların ortalarında, Suudi Arabistan’daki bir meseleden dolayı (Bir kaç Türk vatandaşı idam tehlikesi ile karşı karşıya idi. İ.K.) televizyonlarda yapılan tartışmalara çıkan bütün hukukçular, istisnasız ilk cümlede şunu söylediler: “Ben İslam Hukukunu bilmiyorum.” Bu şüphesiz doğru bir yaklaşımdı. Bilim etiğinin gerektirdiği bir şeydi. Ama diğer zamanlarda, din konusunda bilen bilmeyen, herkes kendilerini müftü veya Diyanet İşleri Başkanı yetkisinde görüp ahkam kesebiliyor. Ve bunlar “Arap islamı, Türk islamı, yok Anadolu islamı” gibi saçma sapan terimler de kullanıyor. O zaman da milletin kafası karışıyor; Kaç tane islam var diye... İşte bu sebeple, her şeyi gözden geçirmek gerektiğini söyleyen yeni Başkanımız Bardakoğlu’nun bu hususları da tarassut altına alması zaruri. Pek hoşuma giden bir beyit var. Sizinle Paylaşayım: “Çok ince manalar var kulağını eyle yakın/ Kürsüde her nutuk çekeni bir şey biliyor sanma sakın.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT