BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gurbetçinin parası

Gurbetçinin parası

Zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış. Bizde de kim ekonomik bir laf söylemek istese; yurtdışındaki 3 milyon gurbetçinin tasarrufunu dillendirir.



Zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış. Bizde de kim ekonomik bir laf söylemek istese; yurtdışındaki 3 milyon gurbetçinin tasarrufunu dillendirir. Yok, 100 milyar doları bulmuşmuş da... Yok, Türkiye’nin dış borcunu ödermişmiş de... Yok, ekonomiyi uçururmuşmuş da... Kimse paranın sahibiyle ilgili değil. Varsa, yoksa para. Bir Allah kulu çıkıp da, o adamlara; ‘Ey gurbetçi kardeşim. Ne haldesin?’ demedi. Onlara akıllı alternatifler sunup yol göstermedi. Herkes hamasi nutuk atıp durumu kurtardı. Meydanı boş bulan bazı uyanıklar daha da ileri gidip, o garibanların alın teriyle kazandığı paraya göz dikti ve onları söğüşlemeye çalıştı. Tüyü yolunacak kaz muamelesi! Sonuç ortada. Sıfıra sıfır, elde var sıfır. Ha, hakkını yememek lazım! Süleyman Demirel, gurbetçiye 1970’li yıllarda Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM) hesapları açtırıp, burada toplanan paralarla ‘Büyük Türkiye’ hayalini gerçekleştirmeye çalıştıysa da sonu fiyaskoyla bitti. Özal’ın o borçları ödemek için göbeği çatladı. Türkiye’de uyanık bir değil ki. Ecevit, Demirel’i de sollayan bir formül bulup, gurbetçinin paralarını kamu bankaları marifetiyle toplamaya çalıştı. Kerameti kendinden menkul bu formülün sırrı, diğer bankalardan daha fazla faiz vermekti. Haklı olarak yerli, yabancı tüm bankalar ayağa kalktı ve bir ay sonra o da bitti. Onunla kalsa yine iyi. 1980’lerde ise Çok Ortaklı Şirketler (ÇOŞ) diye bir şey türedi. Gurbetçiden parayı kapan başta Trakya olmak üzere tüm Anadolu topraklarına fabrika dikti. Mantar gibi çoğalan bu fabrikalaşma hamlesi de tabii fiyaskoyla sonuçlandı. Geçmişte gurbetçiye ilgimiz böyle oldu işte!.. Yatırımcıya kolaylık Şimdilerde para piyasasında profesyonellerin yönettiği ciddi, tutarlı ve dolayısıyla başarılı bir hareket başladı. Bir kere, piyasaya tasarruf sahibini kaz gören uyanıkların yerine onları yatırımcı olarak nitelendiren ve kurumsal kimliği olan kuruluşlar girdi. Portföy yönetim ve bireysel emeklilik şirketleri bunların başlıcaları. Mesela, Türkiye İş Bankası. Almanya’da satışa sunduğu Tuerkisfund Bonds son sekiz aylık dönemde yüzde 59’luk performansla dünyada getiri lideri oldu. Tuerkisfund’lar; AB Hukuku’na göre kurulmuş, Alman ve Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının yatırım yapmasını kolaylaştıran önemli bir fon. Uluslararası piyasalarda yıtırım fonu analizi yapan Lipper Şirketi’nin son raporuna göre bu fonlar, tasarruf sahiplerine yılın ilk sekiz ayında döviz bazında yüzde 59’luk bir kâr sağladı. Tuerkisfund Bonds Yatırım Fonu, İş Portföy tarafından yönetiliyor. Aynı dönemde gelişmekte olan ülkelerin uluslararası tahvillerinin performansını gösteren EMBI+endeksi ise ancak yüzde 36 kazandırdı. İş Bankası ve diğerlerinin beş sene önce başlattığı portföy yönetimi ve bugünlerde faaliyete geçecek olan bireysel emeklilik şirketleri, gurbetçi yatırımcıya ciddi imkanlar veriyorlar. Nihayet gurbetçi de geleceğini garantiye alacak alternatif yatırım enstrümanlarına kavuşmuş oldu. MI ACABA?!. Naomi, bu sefer de kaprisin dozunu kaçırmış... Kaprisin prim yaptığını görünce ne yapsın kadın? * Paradan para kazanma dönemi bitmiş... İyi de, yerine ne gelmiş?.. * Sokak lambasına da vergi geliyormuş... Dibine birer gecekondu oturtsunlar bari! * Riski azaltan iki uzmana Nobel ödülü verilmiş... Türkiye’de yaşasalardı aç kalırlardı! * Bir rektör, bir partileri bile olmamasından yakınmış... Var ya: Laik Akademisyenler Fırkası (LAF)! * Amerikalı illüzyonist David Blaine’nin 44 günlük esareti bitmiş... Bizimki ne zaman bitecek acaba?..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT