BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kartal nasıl serçe oldu?

Kartal nasıl serçe oldu?

Sabır!.. Dikkat!.. Ve “Tecrübe!” Ama daha da mühimi: “Tevazu.”



Sabır!.. Dikkat!.. Ve “Tecrübe!” Ama daha da mühimi: “Tevazu.” *** İşte, Sparta Prag’a yenilerek Şampiyonlar Ligi’nde hedefinden uzaklaşan Beşiktaş’ın dört büyük eksiği bunlar. Şöyle sakin kafayla bir düşünün. Bizim Süper Lig’de, Sparta Prag ayarında en az 5 takım var mı, yok mu? Bence daha da fazlası mevcut. Lâfı dolaştırmadan konuya girelim. Süper Lig’de 9 maçta 25 gol atan, maç başına gol yüzdesi 2.55 olan Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi söz konusu olunca bu golcü özelliğini kaybedip, 3 maçta sadece 3 gol atıyor ve maç başına gol yüzdesini 1’e düşürüyorsa... Yine, Süper Lig’de 9 maçta sadece 6 gol yiyen ve savunması güven veren bir takım, Şampiyonlar Ligi’nde 3 maçta 4 golü kalesinde görüyor ve maç başına yediği gol yüzdesini 0.5’ten 1.4’e yükseltiyorsa... Beşiktaş’ta çok ciddi bir problem var demektir. Bunlar, “sabır ve dikkat” dağınıklığı... “Tecrübe” ve “tevazu” içinde hareket eden bir takım olmanın sağladığı avantajları kaybetme... Takımdaki hücumcu sayısını çoktan teke indirme... Pozisyona girme fonksiyonlarını yitirme... Kaçınılmaz son, mağlup olma. *** Bazı yorumcular, bu durumu, “Beşiktaş’ta Avrupai forvet yok!” iddiasıyla özetlemeye çalışıyor. Bakın, Şampiyonlar Ligi’ndeki problemi sadece gol atamamak değil. Problem, hem hücumda hem de forvette yaşanmakta. Ama asıl problem, kafalarda. Teknik direktör Lucescu’dan başlayan ve bütün ekibi etkisi alan köhne zihniyette. O köhne zihniyet, Beşiktaş’ın usta kramponlarına prangalar vurmakta, cesaretleri kırmakta ve siyah - beyazlıların en büyük zenginliği olan çok adamla golü düşünen hücuma dönük oyun anlayışını yok etmektedir ki, bu da “takım olgusu”nu zayıflatmaktadır. Ne yazık ki, koca Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi’ndeki geleceğini bir tek Sergen’in becerisine bağlamaktadır. Şampiyonlar Ligi’nde “tek kişilik oyun”la başarı yakalanmaz. Bu, hem Sergen gibi yetenekleri hem de büyük Beşiktaş’ı yorar, zayıf düşürür. Sparta maçında Beşiktaş’ın en çok ihtiyaç duyduğu şeyin gol ve golcüler olduğunu düşününce İlhan Mansız’ı ben de dahil herkes aradı, arıyor da... Ama bir futbolcu, mesleğinin kendisine yüklediği sorumlulukları taşıyamıyor, en ihtiyaç duyulan bir dönemde basit hatalar sonucu takımını yalnız bırakıyorsa, hem etik, hem de istikrar açısından ortada sorgulanması gereken bir durum var demektir. Diyarbakırspor maçındaki davranışlarından büyük mutluluk duyduğum İlhan Mansız, hatasından ders aldığı intibaını en azından bu satırların yazarının gönlünde uyandırmıştır. Umar ve dilerim, İlhan bu şekilde olgun ve tevazu içinde futbola döner. *** Ahmet Dursun o gece için henüz hazır olmadığını daha maçın başındaki ilk pozisyonda gösterince, onun yerinde İlhan Mansız’ın olmasını çok arzuladım. Çünkü, İlhan, maçı ve Beşiktaş’ın geleceğini o gece etkileyebilirdi. Ama, uzun dönem için “İlle de İlhan olmalı!” demek, çok kolaycı ve Beşiktaş’ı tek adama mâhkûm bırakacak bir yol olur ki, hiç tasvip etmem. Ayrıca o geceye, kafa ve fizik olarak hazır çıkamamasının sorumluluğunu tek başına Ahmet Dursun’a yüklemek de büyük haksızlık olur. Bu noktada Lucescu, yardımcısı Feyyaz Uçar ve özellikle menajer Sinan Engin’e büyük görevler düşmektedir. Ahmet gibi büyük bir golcü, heyecan ve melekelerini neden köreltir? Beşiktaş’ın teknik ve idari sorumluları, bu meselenin nedenlerini doğru analiz edebilirse, Ahmet’lerin kazanılması daha kolay olur. Beşiktaş için akılcı yol da, “suçlamak” yerine, “kazanmayı hedefleyen çözümler” üretebilmektir. Bence, Ahmet Dursun’daki düşüşü sadece sakatlığa bağlamak da safdillilik olur. Bu çocuk, Hakan Şükür gibi duygusal biri. Rekabet ortamında ruhu okşanmazsa, küsüp sinmekte veya aşırı bir hırsa girip yanlışlar yapabilmekte. Beşiktaş, gol için sadece İlhan Mansız’a bel bağlamak yanlışından kendini kurtarmak istiyorsa, Ahmet Dursun, Sinan, Ahmet Hassan, Pancu, Tümer ve Okan Koç’a verdiği önemi, oyuncularına iyi anlatabilmelidir. *** “Beşiktaş içerde nasıl Kartallaşıyor da dışarıda sıradan bir serçeye dönüşüyor?” sorusunun özeti bence budur. Yurtta ve Avrupa’da çift karakterli bir portre çizen Beşiktaş, eğer iç dünyasıyla dış dünyasını barıştırabilir, hücum ve savunmadaki zaaflarını giderir, “as - yedek” demeden takım olma bütünlüğü içinde hareket ederse, Şampiyonlar Ligi’nde kaçırıldığı sanılan treni yeniden yakalar. Şahsen, buna yürekten inanıyorum. Çünkü, zengin oyuncu kadrosuyla Beşiktaş, Lazio, Chelsea ve Sparta’dan rövanşı rahatlıkla alabilecek güce sahiptir. Hele hele 2-1 yenildiği Sparta’dan Beşiktaş her açıdan kat be kat üstündür.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT