BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üçüncü göz

Üçüncü göz

İranlı sanatçı Rahim Yazdani’nin “Üçüncü Göz” ismini verdiği sergisi İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Yıldız Sarayı-Çit Kasrı’nda açıldı.



İranlı sanatçı Rahim Yazdani’nin “Üçüncü Göz” ismini verdiği sergisi İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Yıldız Sarayı-Çit Kasrı’nda açıldı. En büyük hocasının doğa olduğunu söyleyen Yazdani’nin 35 civarında resminin teşhir edildiği sergide, yağlıboya, akrilik, guvaj tekniklerini kullanıldığı eserleri yer alıyor. “Üçüncü Göz” adlı sergiyi gezenlerin gözlerini kapatarak, gönül gözleriyle sergiyi gezmelerini isteyen sanatçı ile çalışmaları üzerine konuştuk: İstanbul’da yaşamak ve burada bir sergi açmak nasıl bir duygu? Ben İran’da#yken Türk radyolarını dinler ve hep İstanbul’u hayal ederdim. Ve şimdi nihayet buradayım. 1994 yılında İstanbul’a geldiğimde sanki Istanbul’a geç kavuşmuşum gibi bir his içindeyim. Hayalimdeki Istanbul gitmiş, sanki bir başka İstanbul gelmişti. Ve ben hâlâ hayalimdeki İstanbul’un izlerini arıyorum bugünkü İstanbul’da... Peki o izlere hiç mi rastlayamadınız? Tarihi, terkedilmiş ve sessiz yerlerde hayallerimdeki İstanbul’u yaşıyorum zaman zaman ve bu beni rahatlatıyor doğrusu. Yalnız dolaştığımda, sessiz sokaklarda eski Istanbul’un kokularını alabiliyorum, oradan sesler duyabiliyorum. Belki tuhaf olacak ama bir yabancı nasıl İstanbul’a bu kadar yakın bir duygu besleyebilir. Ama bilmiyorum, bu büyük bir gerçek benim için... Eserlerinizi meydana getirirken neleri kıstas olarak bulunduruyorsunuz? İçimdeki duyguları, kompozisyonlarla birleştiriyorum. Bazen duyguların boşalması, bazen iç yalnızlığın aktarımı şeklinde oluyor. Ben resimlerimde genellikle birçok ressam gibi fikir üretmek niyetinde değilim. Tam tersine izleyicinin zihninde bir boşluk oluşturmaya çalışıyorum. Zaten insanların zihinleri değişik fikirlerle yeterince dolu. Ben resim yolu ile insan ruhunu durulamak, temizlemek ve daha mükemmeli ortaya çıkarmak yolunu seçtim. Ruh arındıkça insan kendi benliğine daha kolay yaklaşıyor. Sergiye üçüncü göz adını verdiniz. Peki neden “Üçüncü Göz”? Duygularımı soyut şekilde yansıtmaktan büyük zevk duyuyorum. Soyut düşüncede form ve renk ön plana çıkar. Resimde genel olarak kaybolmak istiyorum ve benlik duygusundan sıyrılarak, gönül gözünü yani üçüncü gözü açıyorum. Bu yüzden serginin adına ‘üçüncü göz’ dedim. İnsan ruhunda hissettiğini yalnızlığı sanatla doldurmaya çalışıyor. Büyük bir yalnızlık, ressamın kendisine birçok pencere açılıyor ama sanki aradığını bilinmeyen bir kapı gibi bir türlü bulamıyor. Sonsuza dek bir arayış, bir istek, bir yücelme sanata açılan bu pencereler vasıtasıyla devam ediyor. Sanatçının ruhunu bu arayış mükemmele doğru yaklaştırıyor. Her resim bir zikirdir. Her telaffuz insanda bir dönüşüm gerçekleşiyor. Çalışmalarımda model olarak doğayı kullandım. Doğadan her zaman etkilendim ve dersler aldım. Ama yine de içimde hâlâ aktaramadığım büyük bir potansiyelin olduğunu biliyorum. Klasik çalışmaların yanında serginizde soyut çalışmalar da göze çarpıyor. Soyut çalışırken neler hissediyorsunuz? Fantastik dünya ve fantastik resimler yaptığım zaman insanın gerçek yüzünü ifade etmek istiyorum. İnsan yüce bir varlık. İnsanda büyük enerjiler var. Ama ne yazık ki bugünkü insan bu kavramı unutmuş. Bazen tüm kainatın ağırlığını kendi üstümde hissederim. Bundan bir şekilde kurtulmak gerekir, bunun yoluda sanattan geçer. Sanat ruhu arındırıcı bir madde gibidir. Ruhun kirlerini söker atar. Soyut resimde böyle bir şeydir benim için, arınmadır bir anlamda... Bir başka soru var kendi kendime sorduğum... Bir şiir vardır Farsça’da, “Ben kimim, nerden geldim, nereye gideceğim” Bu sorular bana hem huzur, hem de huzursuzluk verir iç dünyamda... Hiç çözülemeyecek, cevapsız bir soru gibi durur önümde, gölge gibi peşimdedir ve asla bırakmaz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT