BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kutsal ramazan” ve çelişkiler

“Kutsal ramazan” ve çelişkiler

Artık kanıksanmış bir durum olduğu için, giderek daha az ilgi çekiyor...



Artık kanıksanmış bir durum olduğu için, giderek daha az ilgi çekiyor... Gazetelerin “Kutsal Ramazan” kampanyaları, ürün olarak çeşitlense de, (Eskiden sadece özel sayfa hazırlanır veya ekte broşür ve kitaplar verilirdi. Şimdi buna kaset, CD vs. eklendi) muhteva itibariyle pek bir yenilik yok. Genellikle eskilerin tekrarı veya oradan buradan devşirme ile bir araya getirilmiş, önemli bir kısmı eksik yahut yalan yanlış kaynaklardan derlenmiş, halkın da kafasını karıştıracak nitelikte yorumlarla doldurulmuş dinen hiç de makbul olmayan yayınlar. Ama her sene bildik manzaralar tekrar ediyor. Bütün sene dinden öcü görmüş gibi kaçanlar, hatta her fırsatı din düşmanlığı için kullanmaktan kaçınmayanlar, bu ay gelince, “Kutsal Ramazan ayı dolayısıyla büyük hizmetleri”ni sunuyorlar. Zira, “On Bir Ayın Sultanı”nın sosyolojik ve ekonomik yönünden yararlanmak onlar için piyasa ekonomisinin bir gereği... Bu ayda, medyada “Kutsal Ramazan” kampanyalarından ziyade, güya dine ve dindarlara saygı ve inanç özgürlüğüne tolerans gösteriyormuş, hatta destek veriyormuş görüntüsü ile ama, eğer kasıt yoksa katmerli cehalet kokan absürd fikirlerin (!) serdedilmesi düşündürücü. Çünkü yeterince dini bilgiye sahip olmayan vatandaşlar için hakikaten, şaşırtıcı, aldatıcı ve kafa karıştırıcı bir yayın bombardımanı sürdürülüyor. Dinle ilgili, özellikle uzmanlık gerektiren meselelerde çala kalem yazanlar bir tarafa, dinle imanla pak alakası olmayan, bırakın alakası olmasını, hatta bazılarının ateist olduğunu yani hiçbir dine inanmadığını deklare ederek İslamiyet hakkında ahkam kesmesi o kadar acı ki... Hani derler ya, dinime ta’n eden bari müselman olsa!.. Birkaç gündür, malum resepsiyon dolayısıyla, özellikle kalemlerini pala gibi sıyıran bazı bayan yazarlar, akıllara ziyan şeyler yazıyorlar. Dini konularda temelsiz olduğu, “Mucize” kavramını kel alaka yerde kullanmasıyla (Çünkü Mucize ancak peygamberlerin gösterdiği harikulade, yani olağanüstü bir haldir. Sıradan insanlar mucize gösteremez...) apaçık belli yeni yetme bir bayan yazar, Sezer’in yaptığı kadın erkek ayırımcılığını kendince savunmak adına, durumu protesto eden AK Parti Milletvekillerine şöyle yükleniyordu: “Camide kadınlar ve erkekler ayrı oturan bir kitle, sıra Çankaya Köşküne gelince “Karım olmadan asla!” diyebiliyor, haklı oluyor.. Modernizm karşıtı olan bir kesim, sıra “modern hayattan dışlanmaya” gelince en büyük modernizm savunucusu oluyor..” Bu saçmalıkların hangisini düzeltmek mümkün?! “Cahilliğne ver” diye bir laf vardır. Ona uyduk diyelim ama, bu absürd düşüncelerin dini bilgiden yoksun zihinleri karıştırmasına ne demeli? Hele bir de kırıklarıyla şöhret bulmuş, hatta birisi artık yaşamayan kart aşıkları onun için kavga ederken, ancak tava ile kafalarına vurup,yahut üzerine su döküp ayırabilen bir Paris Dilberi var ki... Türkiye’ye pek uğramadığı için anlaşılan dini bilgilere de çok Fransız kalmış,,, O da, kadınlarla erkeklerin camide ayrı oturmalarına takmış! Erdoğan’ın sözünden hareketle kendisini Emine hanımın yerine koyup düşünmüş ve bugüne kadar beyi ile beraber Cuma ve Bayram namazlarına gidemediği, hele bir cenaze namazında yanyana saf tutamadığı için (Burada da saçmalıkların bini bir para; Cuma ve Bayram namazları kadınlar için bir dini vecibe mi? Cenaze namazının dindeki hükmü nedir? Herkese farz mı?... Ama zaten bayanın ezanda kulağı yok ki, namazda gözü olsun!) onun adına büyük üzüntü duymuş. İşte bu yüzden de, Emine Hanımın kanadının kırık olduğunu, kendisinin ise er doğan olduğunu, ama Emine Hanımın bunu bilmediğini filan yazmış. Vay vay vaay! Türkiye’ye Paris’ten bakınca demek böyle oluyor. Neyse, onun da cahilliğine vermekten başka çare yok!.. Ya bir de yaşını başını almış Güneri Cıvaoğlu’nun “Hadisler insan sözüdür ve birbiriyle çelişkilidir...” türünden hakikat dışı yazıları... Hem onun adına hem toplum adına çok daha üzüntü verici. Bence Cıvaoğlu hiç vakit geçirmeden en yakınındaki bir müftüye gidip, Necm Suresi’nin üçüncü ayetinin meal ve tefsirini bir sorsun da “Hadis”in ne demek olduğunu öğrensin. O zaman bu kadar vahim yanlışlara düşmez... “Kutsal Ramazan Ayı” ile hiç de bağdaşmayan yazılar o kadar çok ki... Hangi birisini ele alalım!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT