BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cumhuriyetimiz 80 yaşında

Cumhuriyetimiz 80 yaşında

Cumhuriyetimiz 80 yaşında, ebediyete kadar yaşayacaktır, hepimize kutlu olsun.



Cumhuriyetimiz 80 yaşında, ebediyete kadar yaşayacaktır, hepimize kutlu olsun. Milletin egemenliğini en iyi ve en sağlam temsil ve tatbik eden Devlet şekli Cumhuriyettir. Atatürk ilkelerinin ilki Cumhuriyetçiliktir. Atatürk ilkeleri Türk Devletinin rejiminin ilmi mahiyeti ve istinat ettiği esasları tesbit eder. Cumhuriyet Türk milletinin ve Türk Devleti’nin en esaslı beka şartıdır. Atatürk onu Türk milletine ve Türk gençliğine kutsal bir emanet olarak tevdi etmiştir. Cumhuriyetçilik üzerinde durmak isteriz. Cumhuriyetçilik; diğer yönden de halkçılık esasına dayanan demokrasinin, milliyetçilik kavramı ile birleştirilmesinden ve laiklik harcı ile örülmesinden meydana çıkmış bir rejim anlayışıdır. Atatürk,Cumhuriyet yönetimini, ulusal karakterimize en uygun düşen bir yönetim biçimi olarak görmektedir. Diyor ki: (Türk ulusunun yaradılış ve şiarına -karakteristiğine- en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. Türk ulusu egemenliğini en şumullü bir surette gösteren yeni idareye kavuşuncaya kadar daima mevcut kurumların siyasetlerine yabancı kalmıştır 1924) Çünkü cumhuriyet yönetiminin ulus-devlet ikilisinde bir bütünleşmeyi sağlayacağına içtenlikle inanıyor ve şöyle söylüyordu: (Bu günkü hükümetimiz, doğrudan doğruya ulusun kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümetidir ki, onun adı cumhuriyettir. Artık hükümetle ulus arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet, ulus; ulus, hükümettir... 1923) Bu düşünceyle çağdaş ve batılı özgür demokratik cumhuriyet anlayışını ortaya koyuyor ve: (Demokrasi prensibinin en modern ve akılcı uygulamasını sağlayan hükümet biçimi cumhuriyettir. Demokrasi prensibi, emgemenliği kullanan araç ne olursa olsun esas olarak ulusun egemenliğine sahip olmasını ve sahip kalmasını gerektirir. Bizim bildiğimiz demokrasi siyasaldır, onun hedefi, ulusun idare edenler üzerindeki kontrolü sayesinde, siyasal özgürlük sağlamaktır.) Bu ilke, halk-devlet ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini de belirtmekte egemenliğin ulusa ait olduğu görüşüne dayanmaktadır. Ulusu kendi yönetiminde söz sahibi yapan: ulusa hükümet işlerini kontrol etme yetki ve imkanı kazandıran cumhuriyet yönetiminin özgür demokrasiden ayrılamayacağını anlatmaktadır. Atatürkçü dünya görüşüne göre cumhuriyet, bir halk idaresidir. Ama, ulusal egemenliğe dayanan bir halk idaresidir. Bu görüşün içinde milliyetçilik anlayışının cumhuriyetçiliğe yansıdığını görüyoruz. Yani, Cumhuriyetimiz, marksist anlamda belli bir sınıfın egemenliğine dayanan bir halk cumhuriyeti, ya da halk demokrasisi değildir. Kendine özgü yapısı ile “Türkiye Cumhuriyeti ve Demokrasisi”dir. Atatürk kendi anladığı kapsam ve kavram çerçevesinde ve birbirini tamamlayan inkılap ve ilkelerinin amacı doğrultusunda gördüğü cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiş ve: (Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet -sonsuza dek- muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur 1927.) diyerek, cumhuriyetin korunmasını Türk gençliğine ilk görev olarak vermiştir. Cumhuriyetçiliği, Atatürkçü dünya görüşündeki yerine koyabilmek için yine Atatürk’ün düşüncelerine göz atmamız gerekir. Diyor ki: (Cumhuriyet, özgür düşünce taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartı ile her düşünceye hürmet ederiz 1923) Atatürk, cumhuriyet -demokrasi- özgür düşünce üçgenini milliyetçi, halkçı, laik, sütunlar üzerine oturtmuştur. Nitekim: (Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz. Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetin dayanağı, Türk topluluğudur. Bu toplumun fertleri, Türk kültürü ile ne kadar dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de, o kadar kuvvetli olur.) diyor ve fert-ulus-devlet-özgürlük dengesi konusundaki düşüncelerini de şöyle açıklıyor: (Modern demokrasilerde ferdi özgürlükler, özel bir değer ve önem kazanmıştır. Artık, ferdi özgürlüklere devletin ve hiç kimsenin karışması, bahse konu olamaz. Ancak, bu kadar yüksek değeri olan ferdi özgürlüğün, uygar ve demokrat bir ulusa neyi ifade ettiği, özgürlük kelimesinin genel olarak düşünülen anlamı ile anlatılamaz. Bahse konu olan özgürlük, sosyal ve uygar insan özgürlüğüdür.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT