BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üsküdar düşü

Üsküdar düşü

Denize portakal düştü, ama kimse görmedi. Bu zaten bir "düştü". Suda yumuşak kabuğundan boşaldı, süzüm süzüm damlalar.



Denize portakal düştü, ama kimse görmedi. Bu zaten bir "düştü". Suda yumuşak kabuğundan boşaldı, süzüm süzüm damlalar. Dalgaların sırtında yakamoz oldular ve yıldız yıldız sahillere vurdular. Turuncuydular, git gide kavruldular. Güneş usul usul süzüldü mavi semâdan. Yaklaştıkça ufkun çizgisine kızardı, turunçlaştı. Ve düştü gönlüne yarin; Boğaziçi'nde bir gurup vakti turunçlaştı. Martılar, koinalar, vapur sesleri... Sesler silindi efsunlu ziyadan ve yangın kapladı görüntüleri. Sedâlar dalgalanarak çarpıştı, düştü denize portakal! Derinler derinlere karıştı, ayna, aynayla karşılaştı. Billûr şavk turunçlaştıkça tunçlaştı. Bakır kızılı şerbet Üsküdar'a ulaştı. Güneş yığın yığın ışıklarını sahillere saçtı, çarpıldı kayalara; ufukların aşkı sahillere bulaştı. Değişti ışıklar, renkler değişti. Hüzme deliklerimde gölge değişti. Susayan kuşlar vardı; bülbüller, pervaneler ve hatta atmacalar, kuzgunu kargalar...Ya kandılar doya doya ya da boğazlarında düğümler hıçkırıklaştı. Kimine gülsuyu oldu, kimine kızılcık şerbeti. Portakal düştü denize ki, bu zaten bir "düştü" Asırlar taşındı dalgalarla Üsküdar'a. Yüzyıllar önce adı yoktu sahilinin belki, lâkin deniz kıvrım kıvrım köpüklerini hep o sahile salacaktı. O zamanlar adı Üsküdar değilse de Üsküdar olacaktı. Manzara aynı ufka asılacak, gün dökülüp kasesinden suya banacaktı. Dalgalar vuracaktı kayalara; kayaları güneş çarpacaktı. Bu diyarda yalnız zaman taşınacaktı. Ve çekilecekti sular toprağa, güllerin köklerine nem dolacaktı. Yarılan dallardan damla damla kan fışkıracaktı. Gülün rengi hep aynı kalacaktı. Üsküdar aşk renkleriyle yâr olacak, bakır rengi alevlerle pişecek ve dahası kavrulacaktı. Üsküdar'a düşmesine bilene yaşamak düş, Üsküdar dar olacaktı. Hatice BAYRAMOĞLU / İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT