BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ekonomi nereye gidiyor?

Ekonomi nereye gidiyor?

Ekonomi nereye gidiyor? Bugünlerde muhatap olduğum en önemli soru bu. Herkes şaşkın. İşlerin yolunda olduğu söyleniyor ama henüz cebe yansıyan bir şey yok.



Ekonomi nereye gidiyor? Bugünlerde muhatap olduğum en önemli soru bu. Herkes şaşkın. İşlerin yolunda olduğu söyleniyor ama henüz cebe yansıyan bir şey yok. Dolayısıyla, iyimser havanın estirdiği rüzgarı hemen herkes şüpheyle kokluyor. Öyle ya: Madem iyi, ben niye hissetmiyorum? Esas soru bu: Ben niye hissetmiyorum? Geçmişte yaşanan krizler, yüksek enflasyon ve faiz göz önüne alındığında gelinen nokta hiç de fena değil hani, iyi. Türkiye ekonomisi nispeten çalkantılardan kurtuldu, borçlanma daha düşük faizlerle oluyor, kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştıran enflasyon canavarı ha gitti, ha gidiyor. Öbür taraftan IMF ve Dünya Bankası olumlu sinyaller veriyor... Peki, endişe niye? Her şey yerli yerine oturmuş değil de ondan. Birçok mesele hâlâ pamuk ipliğiyle tutturulu!.. Kamunun önümüzdeki sene elde edeceği tahmini gelir; 114 katrilyon lira. Harcamaları ise bu gelire göre oldukça fazla: 160 katrilyon lira!.. Devlet yatırım yapacak ki, Anadolu insanının cebi para görsün. 46 katrilyon lira açık vermesi tahmin edilen bir bütçe ile yatırım yapmanın imkanı var mı? Hele bir de 20 katrilyon lira tutarında faiz dışı fazla verecekse; o bütçe ile değil yatırım hayal bile görülmez!.. Üstüne üstlük tüm bunların 420 katrilyon liralık bir GSMH ile başarılacağı düşünülürse; işin vahameti kendiliğinden ortaya çıkıyor. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunduğu 2004 Bütçe Tasarısı’nı, ‘kemer sıkma bütçesi’ olarak nitelendirenler var ki, yerden göğe kadar haklı adamlar. Türk halkının önümüzdeki birkaç sene daha sıkı bir kemer sıkma politikası altında yaşayacağı kesin. Doğru da. Başka çare yok çünkü. Hükümetin, başka sloganlarla iktidara gelmişse de sıkı para politikalarına sımsıkı sarılması; hem yurt içinde, hem de yurtdışında Türkiye’ye olan güveni arttırıcı en büyük amil oldu. Mali disipline uymaktan başka çare yok zaten. Sıkı para politikalarının Türkiye’ye istikrar, istikrarın da yabancı sermaye getireceği hususunda dünya alem hemfikir. Şayet yabancı sermaye gelmezse; Türkiye’nin kendi imkanlarıyla düze çıkması maalesef mümkün görünmüyor. İlla ki yabancı sermaye desteği lazım. Peki, yabancı sermaye ne istiyor? Birçok konuda tereddütleri varsa da; iki konuda çok tedirgin. Bunlardan biri hukuk, diğeri kayıtdışı ekonomi. Türkiye’deki hukuki altyapının ekonomik haklarını korumakta yeterli olmadığının altını ısrarla çiziyorlar. Bir de tabii kayıtdışı ekonomi. Kayıtdışı ekonomi, haksız rekabet ahtapotunun en uzun kolu. Türk işletmeleri bu kolu kesip kurtulamıyorsa da, etrafından dolanıp zararından korunmayı becerebiliyor. Elin yabancısı nasıl yapacak bunu? Vergi kaçırayım, dese; yapamıyor. Rüşvet vereyim, dese; yol yordam bilmiyor. Bazı satışları faturalandırmayayım, dese; ağzına yüzüne bulaştırıyor. Unakıtan, 2004 yılını; kayıtdışı ekonomiyle mücadeyle yılı ilan etti. Bekleyip göreceğiz. Ne kadar reform, o kadar para!.. MI ACABA?!. Şimdi de Irak’a asker göndermeme eğilimi ağırlık kazanmış... Gönderelim... göndermeyelim... Gön... Kapıcı Mahmut, çok çalışıp New York’ta 175 daireli ‘kral’ olmuş... Hepsi o, başka bir numara yok yani! Süleyman Demirel, 80’inci yaşına girmiş... Onun en az 140 yılı siyasetle geçti! Cumhurbaşkanı Sezer, spor yaparken belini incitmiş... Resepsiyon bu kolay değil! YÖK, hükümeti beklemeden ÖSS klavuzu basmış... Bağımsız ülkenin bağımsız evlatları! 2005’te TL’den altı sıfır atılacağı konuşuluyormuş... Eh, bir sene doya doya konuşalım!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT