BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şehadetlerini haber verdi

Şehadetlerini haber verdi

Resulullah efendimiz, hazret-i Kays bin Şemmas’a “Güzel olarak yaşarsın ve şehîd olarak ölürsün” buyurdu. Hazret-i Ebû Bekr halîfe iken Yemâme’de Müseylemet-ül-Kezzâb ile yapılan muhârebede şehîd oldu.



Resulullah efendimiz, hazret-i Kays bin Şemmas’a “Güzel olarak yaşarsın ve şehîd olarak ölürsün” buyurdu. Hazret-i Ebû Bekr halîfe iken Yemâme’de Müseylemet-ül-Kezzâb ile yapılan muhârebede şehîd oldu. Ömer-ül-Fârûk’un ve Osman’ın ve Ali’nin “radıyallahü teâlâ anhüm ecmaîn” şehîd olacaklarını dahî haber verdi. Acem pâdişâhı Kisrânın ve Rum pâdişâhı Kayserin memleketlerinin müslümanların eline geçeceğini ve hazînelerinin Allah yolunda dağıtılacağını müjdeledi. Ümmetinden çok kimsenin denizden gazâya gideceklerini ve sahâbeden olan Ümmü Hirâm’ın “radıyallahü teâlâ anh┠o gazâda bulunacağını haber verdi. Hazret-i Osmân halîfe iken müslümanlar, gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harb etdiler. Bu hanım da berâber idi. Orada şehîd oldu. Resûl aleyhisselâm birgün yüksek bir yerde oturuyordu. Yanındakilere dönerek, “Benim gördüğümü siz de görüyor musunuz? Yemîn ederim ki, evlerinizin arasında, sokaklarda meydâna gelecek fitneleri görüyorum” buyurdu. Osmânın “radıyallahü anh” şehîd edildiği günlerde ve sonra Yezîd zamanında, Medine’de büyük fitneler meydâna geldi. Sokaklarda çok kimselerin kanı döküldü. Birgün kendi zevcelerinden birinin halîfeye karşı geleceğini haber verdi. Âişe “radıyallahü teâlâ anh┠bu söze gülünce, “Yâ Hümeyrâ! Bu sözümü unutma! Bu kadın sen olmayasın” buyurdu. Sonra, Ali’ye “radıyallahü anh” dönüp, “Bunun işi senin eline düşerse, kendisine yumuşak davran!” dedi. Otuz sene sonra, Âişe “radıyallahü anhâ”, Ali “radıyallahü anh” ile harb etti ve eline düştü. Ali “radıyallahü anh”, Onu ikrâm ve ihtirâm ile Basra’dan Medine’ye gönderdi. Hazret-i Muâviye’ye, “Birgün ümmetimin üzerine hâkim olursan iyilik yapanlara mükâfât et! Kötülük edenleri de af eyle!” buyurdu. Muâviye “radıyallahü anh”, Osman “radıyallahü anh” zamanında Şâm’da yirmi sene vâlilik, sonra yirmi sene de halîfelik yaptı. Birgün de , “Muâviye hiç mağlûb olmaz” buyurdu. Hazret-i Ali, Sıffîn muhârebesinde, bu hadîsi işitince, eğer önceden işitseydim, Muâviye ile “radıyallahü teâlâ anh” harb etmezdim, dedi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT