BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaymakamı bu kadar üzen neydi?

Kaymakamı bu kadar üzen neydi?

Yusuf, babasının elini öptükten sonra şöyle yan gözle anacığına baktı. Garip, cefakar anası, canından bir parça oğlunu kucaklamak için bekliyordu, kalbi sevinçten yavru bir kuş gibi pır pır ede ede.



Yusuf, babasının elini öptükten sonra şöyle yan gözle anacığına baktı. Garip, cefakar anası, canından bir parça oğlunu kucaklamak için bekliyordu, kalbi sevinçten yavru bir kuş gibi pır pır ede ede. Ve sıra, Ayşe geline geldi. Oğul, anasının elini öptü. Ayşe gelin, aslan gibi oğlunu bağrına bastı, doyamadı tekrar bastı. Elinden gelse göğsünde eritecek, içine alacak, dünyanın kötülüklerinden etkilenmemesi için Kıyamete kadar orada saklayacaktı. Yusuf da ana kucağında, göğsünün genişlediğini, bütün Deliorman’ı, içine aldığını hissetti. Yusuf’un, anasının yanında fazla kalması, babası Deli İsmail’i huzursuz etti. Hemen parmağıyla Yusuf’a dokundu. Babasının işaretiyle, anasından ayrıldı, diğer misafirlerin eline öpmek için koştu. Ayşe gelin, mahzun mahzun, sanki Yusuf’tan devamlı ayrılacakmış gibi, arkasından bakakaldı. Kaç tane evladı vardı, ama nedense ona bir türlü doyamıyordu, küçük yaşta gurbete çıktığından mı, yoksa, doğumu ve doğum sonrası yaşadıklarından mı bir türlü bilemiyordu, ona baktığında hep bir daha kavuşmamak üzere ayrılacaklarmış gibisine geliyordu. Yusuf, misafirlerin elini öptükten sonra, Pazarcık Kaymakamı’nın yanına geldi. Kaymakam, Yusuf’a, Filipe Valisi Aziz Paşa’nın selam ve dualarını ilettikten sonra, İstanbul’dan, Sultan Abdülaziz tarafından gönderilen Aziziye Nişanı’nı taktı. Orada bulunanların hepsi, gözyaşlarını muhafaza edemediler. Halifenin, Osmanlı Padişahının Deliormanlı bir gence nişan göndermesi ne büyük vefakarlık, kadir, kıymet bilirlikti. Kaymakam, tam bir şey söyleyecekti ki, cemiyetin yapıldığı alana dört nala giren birisi, herkesin dikkatini çekti. Bu gelen, bir zaptiye onbaşısıydı. Köpük içindeki atından indi. Kaymakamın karşısına geldi ve selam verdikten sonra, elindeki bir kâğıdı kaymakama teslim etti. Kaymakam dahil herkes, şaşırmıştı. Herkes, merak içindeydi. Zaptiye, bu kadar telaş içinde ne haberi getirmişti acaba? Kaymakam, kendine uzatılan kâğıdı aldı. Bu bir telgraf kâğıdıydı. Avrupa’nın bir çok yerinde daha telgraf nedir bilinmezken Osmanlı Devleti, Rumeli’deki bütün vilayetleriyle telgraf bağlantısı sağlamıştı. Telgraf kâğıdını okudukça kaymakamın yüz ifadesi değişti, elleri titremeğe, yüzü sararmağa başladı. Herkes, büyük bir merak içindeydi, kaymakamı bu kadar etkileyen haber neydi?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT