BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki aile de çok memnundular -1-

İki aile de çok memnundular -1-

Doktor Ferit beyin anne ve babası İstanbul’a gelmişlerdi. Kısa zamanda her şey tamamlanmış, güzel bir düğünle Nevin ve Ferit evlenmişlerdi. Herkes hayatından memnundu...



Muayenehanenin kapısı yavaşça açıldı. İçeriye giren orta boylu, kumral kadın sekreter masasında oturan sarışın genç kıza gülümseyerek baktı: - Bugün için saat üçte randevum vardı. Sekreter kız önündeki defteri karıştırdı: - İsminiz neydi hanımefendi? - Afitap... Afitap Yıldırım. Sekreter kız gülümsedi: - Evet Afitap hanım, doktor bey sizi saat üçte görecek. Buyurun, şurada bekleyin lütfen. Muayenehane eski tarzda döşenmişti. Doktor Ferit Yılmaz eskiye olan düşkünlüğünü muayenehanesinin döşenme tarzında da ön plana çıkarmış, eski stil mobilyalar ısmarlayarak günlerce beklemişti. Yaklaşık beş sene olmuştu bu binaya taşınalı. Daha önce şimdi bulunduğu yere üç durak mesafede bir başka binada çalışmıştı yıllarca. Dahiliyeciydi. Bir kızı ve bir oğlu vardı. Çok sevdiği karısı ile tam yirmi beş yıl önce anlaşarak evlenmişlerdi. Bir sene sonra oğulları Serdar doğmuş, Ferit bey o an kendini bütün dünyanın fatihi sanmıştı sevincinden. O zaman daha yeni ihtisasını bitirmiş acemi bir doktordu. Bir hastahanede görev yapıyordu. Beş sene çalışmıştı hastahanelerde. Daha sonra ayrılarak kendi muayenehanesini açmış, kısa zamanda bir sürü hastası olmuş ve durumları hayal ettiklerinden daha iyi vaziyete gelmişti. - Serdar’ım bana uğur getirmiştir hep... diye söylerdi herkese. Üç sene sonra da kızı Meral dünyaya gelmişti. Tıpkı annesi gibi ufak tefek, sarışın, yeşil gözlü, narin bir kızdı. Serdar da, Meral de tahsil hayatlarında hiç bir problem çıkarmadan okumuşlardı. Serdar iki sene sonra tıpkı babası gibi doktor çıkacaktı. Oğlunun da baba mesleğini seçmiş olmasından ayrı bir gurur duyuyordu Ferit bey. Serdar okurken her gece onunla birlikte oturup derslerine yardımcı olmak, onunla mesleki sohbetler yapmak inanılmaz bir zevkti yaşlı doktor için. Meral ise sosyoloji bölümünde okuyordu. Her ikisi de problemsizce girmişlerdi üniversiteye. Karısı Nevin hanım ise bir banka müdürünün kızıydı. Tıp fakültesine giderken memleketinden babasının gönderdiği harçlığını banka hesabından çekerken tanışmışmışlardı. Kısa zamanda arkadaşlıkları ilerlemiş, aileler devreye girince de okul bitene kadar nişan yüzükleri takılmıştı. Ferit bey bütün gücünü derslerine vermiş, sene kaybı olmadan okulunu bitirip ihtisas sınavını da başarıyla vermişti. Kayınpederine verdiği sözü tutmuştu böylece. Askerlik süresince durmadan mektuplaşmıştı nişanlısıyla. Sayılı gün geçer hesabı, zaman dolup terhis olunca evlilik hazırlıkları başlamış, Ferit’in anne ve babası İstanbul’a gelmişlerdi. Kısa zamanda her şey tamamlanmış, güzel bir düğünle Nevin ve Ferit evlenmişlerdi. Herkes hayatından memnundu. Nevin’in ailesi efendi, ağıbaşlı, hem de doktor olan bir damatları olduğu için, Ferit’in ailesi de iyi bir aileden, terbiyeli, hanım hanımcık, aklı başında en önemlisi kendilerine saygı ve sevgi duyan bir gelin sahibi oldukları için son derece mutluydular. Hele Serdar doğduktan sonra iki aile daha da kaynaşmış, torunlarını başlarına taç yapmışlardı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT