BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeniden “merhaba”

Yeniden “merhaba”

Eğer küçük bir kasabada ve çevresinde yaşadıysanız, benim gibi siz de herkesin selam faslından sonra birbirlerine “Merhaba” hitabıyla daha bir yakınlaştığını ya da yakınlaşmaya çalıştığını bilirsiniz.



Eğer küçük bir kasabada ve çevresinde yaşadıysanız, benim gibi siz de herkesin selam faslından sonra birbirlerine “Merhaba” hitabıyla daha bir yakınlaştığını ya da yakınlaşmaya çalıştığını bilirsiniz. Özellikle mahalle berberlerinde bu seremoni pek olağandır. “Benden zarar gelmez” Ortaokul yıllarımda, kelimelerin anlamlarına kafa yormaya başladığım günlerde, bir gün babama sormuştum. “Merhaba ne demek?” Rahmetli ilkokul mezunu bir marangozdu. “Ben âlim miyim? Ne bileyim... ama gençliğimde büyüklerden birinden “merhaba”nın ‘Benden sana zarar gelmez’ manasına geldiğini duymuştum” demişti. Sonra Arabça “Rahat” kökünden geldiğini ve “Rahat ol” demek olduğunu öğrendim. Köşe yazısı yazmaya başladığım zaman da isim olarak özellikle bu kelimeyi seçtim. Çünkü bendeniz köşemden kimseye rahatsızlık verme niyetiyle yola çıkmıyordum. Gerçi aranılan, okunmak zorunda kalınan, kaleminin hışmından korkulan, dolayısıyla da ‘meşhur’ bir yazar olmak istiyorsanız ortalığa rahatsızlık vermek zorundasınız! Ya da şöyle ifade etmek de mümkün “Toplum adına sorgulama yaparak gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamak ancak keskin bir üslupla olur” Bu da bir tarzdır. Saygı duyulur. Ancak insanın ruh yapısı, kimyası, karakteri de üslubunu etkiliyor. Bu yüzden bu köşede fazla kavga gürültü çıkmayacak. Fakat doğru bilinenler de ‘delikanlı’ bir tarzda ortaya konulacak. En büyük zarar!.. Gelelim babamın “merhaba”yı yorumlamasına. “Bu köşeden okuyucusuna zarar gelmeyecek” Ne manada... Malum insanlık 80’li yıllardan beri “bilgi çağı” denilen, yoğun bilgi bombardımanının söz konusu olduğu bir devrin baskısı altına girdi. Bu devirde insanlara yapılabilecek en büyük zarar, onları yanlış bilgilendirmektir. “Dezenformasyon” denilen bu felaketin boyutları bilgi çağında daha da artmış bulunuyor. Bu konuda da elimden geldiği kadar kimseye zarar vermemeye çalışacağım. Bu arada Türk basınının gerçek duayenlerinden olan Sevgili Ömer Öztürkmen beyin tavsiyesine de uyuyorum. “Hafta da 3, en fazla 4 gün yaz. Bundan fazlası iyi olmaz.” Bir kitap kurdu... Önemli bir mazeret olmadıkça salı, perşembe, cumartesi ve pazar günleri beraber olacağız. Ramazan sonrası geri kalan üç günde de, kırk yıllık dostum gerçek bir fikir adamı, kitap kurdu, yönetim ilminin ustalarından Dr. Muhsin Abay bey okuyucularıyla buluşacak. Arada günleri paslaştığımız da olacak, tabii... Okuyucularınızla her gün bir arada olduğunuzu bilmek zevkli bir iş. Sonuç olarak ülkemize, insanımıza faydalı olma niyetiyle yola çıkıyoruz. Allah utandırmasın...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT