BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘İlk film’ tartışması

‘İlk film’ tartışması

İstanbul Bilgi Üniversitesi önceki gün “89. Yılında Türk Sinema Tarihine Bakış/ Belgeler- Tanıklar” başlıklı bir panel düzenledi.



İstanbul Bilgi Üniversitesi önceki gün “89. Yılında Türk Sinema Tarihine Bakış/ Belgeler- Tanıklar” başlıklı bir panel düzenledi. İlk Türk sinema filmini kimin çektiği konusu üzerine yoğunlaşan panelde Yönetmen Halit Refiğ, bunun çok tartışmalı bir konu olduğunu ve halen belgeleriyle tam manasıyla ortaya konulamadığını söyledi. Türk sinema tarihinin başlangıcının Fuat Uzkınay’nın çektiği düşünülen “Ayastefanos Rus Abidesi’nin Yıkılışı” olarak kabul edildiğini ancak bunun gerçek kaynaklara dayanmadığını vurguladı. 14 Kasım tarihini Türk sinemasının başlangıç tarihi olarak kabul etmenin pek gerçekçi olmadığını söyleyen Refiğ, “Zaten bu filmi ne gören oldu, ne de bir kanıtını bulan... İlk sinema tarihi kitabını yazan Nejat Özün’nün eserinde yer alan bu bilgi o tarihten bu yana hiç bir tarihçi tarafından doğrulanmadı. Eğer biz ‘Ayastefanos Abidesi’nin Yıkılışı’ndan vazgeçersek 1915 yılında kurulan Merkez Ordu Sinema Dairesi sinema tarihimiz için bir başlangıç sayılabilir diye düşünüyorum” dedi. Sinemadaki yanlışlar Türk sinemasında birçok yanlış olduğunu vurgulayan sinema tarihçisi Burçak Evren, bu konuyu düzeltme adına ciddi çalışmaların yapılmadığını ve zaten bu işe soyunanların tahsilinin orta eğitimi geçmediğini söyledi. Söylentilerle tarih yazıldığını kaydeden Burçak, “Fuat Uzkınay’nın çektiği düşünülen ‘Ayastefanos Rus Abidesi’nin Yıkılışı’ isimli filmin çekilip çekilmediği daha belli değil. O dönemki gazetelerde buna dair herhangi bir kayıt da yok üstelik. Elimizde sadece üç adet fotoğraf var ki bunların abidenin yıkılışına birer delil kabul etmekte kanımca yetersiz. Bir de elimizde Fuat Uzkınay ile yapılan iki röportaj var ki bu belgeselin konusu dahi geçmiyor. Kendisinin arşivinde de bu belgeselle ilgili bir belge yok, Uzkınay’ın faturalarını bile saklayan biri olduğunu düşünürsek bu durum hayli gariptir” diye konuştu. Maraki kardeşlerin filmi “Ayastefanos Rus Abidesi’nin Yıkılışı” isimli filmden daha eski olan ve Maraki kardeşler tarafından 1911 yılında çekilen başka bir filme değinen Burçak, “Sultan Reşat, 1911 yılında Manastır’a gittiği sırada Maraki kardeşler, karşılama sırasında ellerindeki kamerayla Sultan Reşat’ı filme almak ister, hatta bu sırada kardeşlerden biri padişaha, ‘Biraz yavaş hareket eder misiniz?’ der. Sultan Reşat daha önceden görmüş olduğu bu makinanın ne işe yaradığını bildiği için, ‘Bırakın çocuklar oynasın’ diyerek çevresindeki yaverleri müdehale etmesini önler. İşte bu Osmanlı sınırları içinde çekilen ilk film olabilir. Tabii bu konu biraz daha ele alınırsa daha farklı bilgilere de rastlanabilir. İlk film 1914 dersek sinema tarihçisi yetişmez” dedi. Cumhuriyet ve sanatımız İstanbul Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen bir diğer sempozyum da “Cumhuriyet ve Sanat” başlığını taşıyordu . Toplantıda konuşan ünlü sinema sanatçısı Türkan Şoray, sanatın insanın içinde biriktirdikleriyle ortaya çıktığını ve sanatla buluşan insanların da hayata, güzelliklere dair şeyler öğrendiklerini vurguladı. Hayatta en çok arzu ettiği şeyin yükseköğrenim görebilmek olduğunu da belirten Şoray, “Böyle bir imkanım olmadı, ama sinema benim için hakikaten yükseköğrenim gibi oldu ve çok şey öğrendim” diye konuştu. Aynı toplantıda konuşan yönetmen Atıf Yılmaz da, Türk sinemasının halkın taleplerine göre şekillendiğini anlatarak, “Türkiye’nin sosyal tarihi, bence başlangıcından bu yana Türk filmleri izlenerek yazılabilir” diye konuştu. Sinema oyuncusu Deniz Türkali de son dönemde teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı sinema sanatının ‘teknolojinin elinde oyuncak haline geldiğini’ savundu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT