BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Terör dün de vardı ama...

Terör dün de vardı ama...

Milenyum çağı ile birlikte dünya hızla küreselleşmeye giderken; daha açık bir ifade ile kendisini dünyanın hakimi görenler tarafından dünyaya yeni bir şekil ve nizam vermeye çalışan “hegemonya” mümessilleri beraberlerinde terörün yeni yüzünü de getirdiler!



Milenyum çağı ile birlikte dünya hızla küreselleşmeye giderken; daha açık bir ifade ile kendisini dünyanın hakimi görenler tarafından dünyaya yeni bir şekil ve nizam vermeye çalışan “hegemonya” mümessilleri beraberlerinde terörün yeni yüzünü de getirdiler! Evet; terör dün de vardı ama; dünya üzerinde mevzi idi ve çok kere dışarıdan desteklerle hayatını idame ettirebiliyordu. Burada bir nokta koyup; başımızı iki elimizin arasına alıp derin derin düşünelim. Varacağımız sonuç; terör belasında en büyük vebalin; kendisini güçlü devlet zennedip, terörün kendisine bulaşmayacağını varsayarak bu işe destek olanlarda olduğu görülür. Biz acı çekerken dostlarımız (!) terörü destekliyordu Bundan dolayıdır ki; başta Batı’lı güçlü demokrasiler olmak üzere; hemen hemen her devletin bu belada kusuru kabahati ve vebali vardır. Biz Türkiye devleti ve Türk insanı olarak terörün mağdurlarındanız. 20 seneye yakın bir zaman terörle “düşük yoğunluklu bir savaş” verdik. 40 bin insanımıza ve yüzlerle ifade edilen milyarlarca dolarımıza mal oldu. O vakitler, dost ve müttefiklerimiz dahil, birçok ülke, bu vahşete seyirci kalmak şöyle dursun; terör ve teröristler tarafında yer alıyor ve onları destekliyordu. Er ya da geç bir gün bu belanın kendilerini de vurabileceğini düşünmediler, düşünemediler. O vakitlerde bu günler görülüp hesap edilebilseydi ve gerekli tedbirler el birliği ile alınabilseydi; ne biz ve bizim gibiler onca acıları çekerdik ve ne de dünya bugünkü terör kaosuna süreklenirdi! Destek ve himaye gören terör azdı; azdıkça palazlandı; öyle ki, şimdi de sahiplerine kafa tutmaya başladı. Şu hususu peşinen kabullenmek gerekir ki dünyadaki terörist hareketlerin kahir ekseriyetinin temelinde “adaletsizlik” yatmaktadır. Baskı ve zulüm yatmaktadır. İşte; ezilen halkların bu “başkaldırı” psikolojileri bir maden gibi işletilerek; her önüne gelen bunları kendi emelleri doğrultusunda kullanır oldu! Haklı ya da haksız olmalarına bakan olmadı. Terör, soğuk savaş döneminin bir aracı olarak görüldü ve düşman bellenen güçlere karşı gizli açık desteklendi. İstanbul’un göbeğinde, Musevi mabedlerinin bulunduğu semtlerde patlatılan bombalar küresel terörizmin bir parçası, bir uzantısıdır.Asla yerli malı değildir. Nitekim; bu hadisenin istihbaratı, aylar önce, İsrail’li yetkililer tarafından bizim makamlarımıza bildirilmişti. Alınan onca tedbire rağmen netice böyle olmuştur. Dikkat edilirse aynı semtteki (Kuledibi) Neve Şalom Sinagogu’nda, daha evvel meydana getirilen terör mabedin içinde olmuştu. Bu sefer; gerekli tedbirlerin alındığını gören ve bilen terör örgütleri; bu hunharca işin hesaplarını inceden inceye yaparak bilinen olayı gerçekleştirdiler. Türkiye dik durmalıdır Burada yapılmak istenen, elbette ki Türkiye’ye gözdağıdır! Neden; çünkü Türkiye hem ABD’nin müttefiki ve hem de İsrail’le askeri, siyasi ve ekonomik anlaşmaları olan bir ülke. Türkiye bu konumundan şu veya bu gerekçeyle; hele terör kaygısıyla vazgeçebilir mi? Asla! Türkiye’nin bu devletlerle dostluğu ve alış-verişi, onlardan ziyade kendi menfaati icabıdır. Ve, asla onların, neredeyse; kendi dışlarındaki bütün dünya insanlığını rahatsız eden davranışlarını desteklememektedir. Bilakis yermekte ve her zaman makul olanı göstermeye çalışmaktadır. Nitekim; Türkiye’nin Filistin-İsrail anlaşmazlığındaki tavrı ortadadır. Bütün bunlara rağmen Türkiye yanlış anlaşılıyor, Terör için hedef seçiliyorsa; Türkiye’nin yapacağ tek şey; her zaman olduğu gibi dik durmaktır. Türkiye, terörle mücadelede dünyanın en tecrübeli birkaç ülkesinden biridir. Neler pahasına, nasıl mücadele ettiği ve nasıl dik durduğunu cümle alem bilmektedir. Her zamankinden daha dikkatli olunacak zamandır. Zira, burnumuzun dibindeki Irak kaynamakta, nerede, nasıl durulacağı bilinememektedir. Aynı şekilde Filistin-İsrail gerginliği her geçen gün şiddetini arttırarak devam etmektedir. Terör örgütlerine ortam hazırlayan bu bataklıklar kurutulmadan (Irak’ın bütünlüğü sağlanıp, Irak’lılara devredilmeden ve Filistin’le İsrail arasında şerefli bir barış olmadan) bize ve dünyaya rahatlık yoktur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT