BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Belediyeciliğin okulu olur mu?

Belediyeciliğin okulu olur mu?

Vatandaşın hizmet beklediği kurumların başında belediyeler geliyor.



Vatandaşın hizmet beklediği kurumların başında belediyeler geliyor. Şehirlerimizin karşılaştığı en büyük problemler ise belediyelerdeki kalifiye eleman eksikliğinden kaynaklanıyor. Ülkemizde bununla ilgili alınan tedbirler ise oldukça yetersizdir. Daha günümüze kadar belediyecilik anlayışı babadan oğula kalan bir meslek dalı gibi görülmüştür. Halbuki şehircilik ciddi bir iştir. İyi bir eğitim ve alt yapı da şehir yönetimi için şarttır. Bu önemli konuya temas eden Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinin DYP’li Belediye Başkanı Yalçın Demir de, belediyecilik eğitimi verecek fakülte ve yüksekokulların mutlaka olması gerektiğini söylüyor. Türkiye genelindeki belediyelerin birçoğunun maddi sıkıntı içerisinde olduğunu vurgulayan Yalçın Demir, kaynak sıkıntısının yanısıra kalifiye eleman sıkıntısının da çekildiğini dile getiriyor. Başkan bu konuda çok haklı. Belediyeler mevcut imkanlarıyla ve elemanlarıyla işlerini yürütmeye çalışıyor. Birçok belediye teknik elemandan yoksun, işler ehil olmayan kişilerin eline terkediliyor. Böylece her yönüyle çarpık bir şehir ortaya çıkıyor. Kurulacak üniversitelerde okuyacak gençlerimiz bir yandan teorik eğitim alırken diğer yandan da belediyelerde staj yaparak pratiğini geliştirebilir, okul bittiğinde ise belediyelerde istihdam edilebilir. Övgümüzün sebebi Gelişmiş ülkelerde medeniyetin en büyük göstergesi, bu ülkelerdeki şehirlerin planlı olması ve şehir yöneticiliğinin eksiksiz işleyişidir. Bir çoğumuzun Avrupa ülkelerine ya da Amerika’ya yaptığımız seyahatlerden sonra düzenli şehirleri anlata anlata bitiremeyiz. Ancak bu şehirler Türkiye’deki gibi babadan kalma yöntemlerle değil bilakis üniversitede verilen köklü eğitimlerle sağlanıyor. Şehircilik eğitimi, bazı üniversitelerde, “The City Management Academy” (Şehir Yönetimi Akademisi) ya da “Municipal Management Academy” (Belediye Yönetimi Akademisi) bölümlerinde veriliyor. Okullarda, yerel yönetimlerin karşılaştığı bütçe darlığının nasıl aşılacağı, bütçe kaynaklarının geliştirilmesi, hizmet anlayışının geliştirilmesi, belediye kararlarının uygulanması gibi konular işleniyor. Dersler ise belediyelerdeki meclis üyeleri, şehir plancıları, halkla ilişkiler uzmanları, belediye organizasyonları temsilcileri, şehir yönetimiyle ilgili birliklerden uzman kişiler ve bu konuda eğitimli şehir yöneticileri tarafından veriliyor. Türkiye’de ise ne yazık ki bunun bir örneği yok. Nalbantlığın bile okulunun bulunduğu günümüzde, belediyecilik gibi insanın hayatında hayati önem taşıyan bir kurum için, kalifiye ve teknik eleman yetiştirecek fakülte veya meslek yüksek okullarının ülkemizde de artık açılması gerekir. Siverek itfaiyesine zulüm Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde, İtfaiye Müdürlüğü, yangınlardan çok asılsız ihbarlarla başa çıkmaya çalışıyor. İtfaiyeye ait “Alo 110 Yangın İhbar” hattına her gün onlarca asılsız ihbar yağıyor. Daha çok çocuklar tarafından yapılan bu ihbarlardan dolayı İtfaiye, hem vakit hem de işgücü kaybına uğruyor. Kamu hizmetinin en önemlisini gerçekleştiren, her defasında canları pahasına kendilerini tehlikeye atarak insanları alevlerin arasından kurtaran itfaiye teşkilatına en büyük zararı bu ihbarlar veriyor. Çünkü her ihbarı değerlendirmek zorunda olan teşkilat, olay yerine vardığında asılsız ihbarla karşılaşınca bir sonraki muhtemel bir gerçek ihbara aynı endişeyi taşıyarak gidiyor. Bu da itfaiye erlerinde motivasyon eksikliğine ve bıkkınlığa yolaçıyor. Buradan Siverekli ailelere sesleniyorum: Çocuklarınızı uyarın, bu tür ihbarlarla iftaiye teşkilatını meşgul etmesinler. Onlar hepinizin can güvenliği için hazır bekliyorlar. Bu iş şakaya gelmez, malum ‘yalancı çoban’ hikayesini bilenler bilmeyenlere, en önemlisi de çocuklara anlatsınlar.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT