BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güreş antrenörü

Güreş antrenörü

Yazıma 1948 Olimpiyat, 1951 Dünya ve 1946-1947-1949 Avrupa Şampiyonu efsane güreşçi ve antrenör Yaşar Doğu ile başlamak istedim.



Yazıma 1948 Olimpiyat, 1951 Dünya ve 1946-1947-1949 Avrupa Şampiyonu efsane güreşçi ve antrenör Yaşar Doğu ile başlamak istedim. Yaşar Doğu’nun antrenörlük vasıfları incelendiğinde onun çok iyi bir yetenek seçicisi olduğu görülür. Doğu, ferdi spor olan güreşi; disiplin, dayanışma, istikrar ve otoriteye dayalı bir takım sporu haline sokmuş, bütünleştirici özelliği, çalışkanlığı, azim, inanç ve inandırıcılığı, güzel ahlak, vatan ve millet aşkı, mütevazilik ve fedekârlığı, yardımseverliği ile Türk, hatta dünya güreşinde idol olmuştur. Ayrıca mükemmel organizasyon mantalitesi, düşünce ve faaliyetlerinin destek görmesi gibi niteliklere de sahiptir. Güreşimiz 1900-1969 çıkış, 1970-1990 gerileme, 1990’dan sonra da ikinci çıkış dönemini yaşamıştır. Bunda zamanın federasyon başkanları; Yalçın İpbüken, Esat Güçhan ve Sadettin Tantan’ın olumlu çalışmaları, getirtilen Rus antrenörler Şahmuradov ve Sapunov’un katkıları ile beraber, o dönemde bu iki ünlü antrenör ile çalışan yardımcı antrenörlerle devletin de desteği etkili olmuştur. Daha sonra her iki antrenör de ülkemizden ayrıldı. Sapunov 2000 yılı sonunda federasyon seçimleri sonrası düzenlenen 1. Türk Güreş Kurultayı’nda (Başkan Şansal 700 kişiyi 1 hafta boyunca özel bütçesiyle karşıladı) antrenör İbrahim Yıldırım’ın, “Türkiye’de sizin döneminizden sonra sisteminizi yönlendirecek, geliştirecek antrenörler var mı?” şeklindeki sorusuna şu karşılığı vermişti: “Dünyada her insanın yeri vardır” Telekom Kulübü yöneticisi Serdar Korkusuz’un, “Güreşin özellikle puan kaybetmemeye yönelik çalışmaları, puan kazanma ve daha aktif yönde geliştirme açısından görüşleriniz nelerdir?” şeklindeki sorusuna da, “Kurallar sık sık değiştiği için antrenör arkadaşların kendilerini yenileyip, bu kurallara çok çabuk adapte olmaları gerekiyor. Antrenörlerin bunu hissetmeleri gerekiyor. Başka yolu yok” demişti. Yine Kurultay’ın sonuç bölümünde, “Sistemler sık sık ve çabuk değiştiğinden, antrenör arkadaşların, yeni çalışma metodları araması gerekmektedir. Bunun için yüksek seviyedeki müsabakaların analizi değerlendirilmelidir. Çalışmaların ne şekilde, hangi özellikleri içermesi gerektiğinin belirlenmesi gerekir. Bu konuda örnek ülkeler olarak Güney Kore ve Küba’yı zikredebiliriz. Bu ülkeler diğer ülkelerden daha önce ve doğru şekilde benimsiyor ve 1988’den beri her olimpiyatta madalya alıyorlar” görüşlerine yer verilmişti. Evet ünlü antrenörlerin görüşlerinden sonra gelelim Türk güreş antrenörüne; 1994 Dünya Serbest Güreş Şampiyonası’nda alınan takım birinciliği, Hamza Yerlikaya (1993, 1995), Sebahattin Öztürk (1993), Hakkı Başar (1995), Zekeriya Güçlü (1997), Ercan Yıldız (1997), Şeref Eroğlu (1997), Harun Doğan (1999), Nazmi Avluca (1999) ve Mehmet Özal’ın (2002), Dünya şampiyonlukları ile ilk defa olarak serbestte Ahmet Gülhan (2001), Arif Kama (2002) ve Mahmut Demir’in (1996) Olimpiyat şampiyonluğu, 1997-2002 Grekoromende Dünya Kupası şampiyonlukları, 2001 yılı Grekoromende Avrupa Takım şampiyonluğu, 2002’de Gençler Serbest takım birinciliği, 2003 Gençler Grekoromen Dünya takım şampiyonluğu, Yıldızlarda 2001’deki her iki stilde de Avrupa takım şampiyonluğu... Burada ikincilik ve üçüncülükleri saymadım. Tüm bunlar Sapunov ve Sahmuradov gittikten sonra Türk Güreş antrenörlerinin başarıları... Geçtiğimiz günlerde milli takım antrenörlerimizin yeterli kapasitede olmadıkları ve Atina Olimpiyatları’nda başarılı olabilmemiz için yabancı antrenör arayışları basına yansıdı. Federasyon Başkanı’nın haklı gerekçelerle bu konuya sıcak bakmadığını biliyorum. GSGM Müdürü Sayın Atalay’ın samimi ve iyi niyetle, ancak eksik bilgiye dayalı olarak bu arayışlar içinde olduğu görülüyor. Çok iyi hatırlıyorum, 2000 Olimpiyatları’na Serbest Güreş’te teknik direktör Fevzi Şeker’in yanına, müsabakalara 1 yıl kala Rus Yumin geldi, fakat yararlı olamadı. Ayrıca kaliteli ve otoriter bir antrenör olmadıktan sonra Türk milli takımına asla faydalı olamaz. Dereyi geçerken at değiştirmenin yanlışlığı bir yana, gelecek yabancı antrenörlerin maaşları dahil aylık masraflarının 10.000 USD olacağı belli. El insaf... Adama sormazlar mı, sen Türk antrenörüne ne veriyorsun? Kocaman bir sıfır... Burada biraz düşünelim... Federasyon başkanının göreve geldiğinden beri bu konuda çok samimi çalışmalar içinde olduğu, ancak bu çabalarına müsbet yankı bulamamasının sıkıntısını yaşadığını çok iyi biliyorum. Ben dünya şampiyonalarının birer geçici bozgun olduğunu varsayıyorum. Nedeninin ise, Carl May’in sözünde gizli olduğunu düşünüyorum: “Geçici bozgun ile tam yenilgi arasında büyük bir fark vardır. Geçici bozgun, tam başarıya götürebilir.” Serbest ve Grekoromende görev yapacak olanlar Türk antrenörler olacaksa, işte onlara fırsat ve imkan... Kendinizi ispatlayın, taşın altına elinizi sokun. Ama kamuoyundaki haber ve yorumları da kulak arkası yapmamak gerekir. Başkan Şansal göreve geldiğinden beri teknik kurul dahil hiçbir antrenöre bir müdahalede bulunmadı ve milli takım işine karışmadı. 1988 yılından beri antrenörlük yaptım. Gerçekten böyle olumlu bir uygulama ile karşılaşmadım. Evet Güreş Federasyonu’nda bir takım çalışmalar var, önümüzdeki günlerde netlik kazanacak gibi... Biz, isterseniz, “BİR ANTRENÖR NASIL OLMALIDIR, NELER YAPMALIDIR?” sorusunun cevabını da haftaya bulmaya çalışalım.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT