BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TürkCAN’ı tanıyor musunuz?

TürkCAN’ı tanıyor musunuz?

“Türkçe’mizi kaybedersek kültürümüzü bağımsızlığımızı kaybederiz” anlayışla kurulan TürkCAN, kısa ifadesiyle “Türkçe’mizi Canlandırma Topluluğu”dur.



TürkCAN, Tükçemiz konusunda bilinçlenme hareketine ivme kazandırmak için bir grup genç insan tarafından kurulmuş bir sivil toplum örgütü. 2002 Aralık ayında kurulan ve bugün, her yaştan 240 üyesi bulunan topluluğun oluşmasında, Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun konu üzerindeki hassasiyetinin, çalışmalarının, kitap ve konferanslarının çok büyük etkisi olmuş ve örgütlü yapısıyla, inançlı kadrosuyla, hiçbir kişisel çıkar gözetmeden toplumu bilinçlendirmeyi amaç edinmişler. Söz artık TürkCAN’ın. Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyelerinden TürkCAN Başkanı Sayın Çağrı Tolga, TürkCan’ın kuruluş amaçlarını, faaliyetlerini bizlerle paylaştı ve bakın neler söyledi... “Apaçık gerçeği bazen çok az kişi görür. En büyük tehlikelerin, tuzakların üzeri örtülüdür, kimselere duyurulmaz, yazılmaz, konuşulmaz. Gözümüzün önünde hazinemizi götürürler de kafamızı kaldırıp bakamayız. “Bu giden bağımsızlığımızdır, geleceğimizdir” dense de gündelik geçim telaşına düşmüş olan vatandaş sizi duymakta güçlük çeker! Bir de üstüne üstlük yabancı değerlere, ürünlere özendirilenlere, “Türkçe’mizi kaybedersek kültürümüzü bağımsızlığımızı kaybederiz” deseniz de onlar size inanmakta zorluk çeker! Bu düzen hep böyle gidecek sanır, umursamaz. Oysa son sözleri bile “Türkçe meselesine sahip çıkın” olan ulu önderimiz, dilin var olmanın baş unsuru olduğunu biliyordu. Bu bilinçle de Türk Dili ve Tarihi için çok çalıştı. Atatürk ‘Türk demek, dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir. Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır’ der.” TürkCAN, bu anlayışla kurulmuştur ve “Türkçe’mizi Canlandırma Topluluğ”dur. Kısaca TürkCAN ! Sanal ortamda kurulmuş, yüz yüze toplantılar ve etkinlikler yürüten, az çok demeden üyelerinin katkıda bulunabildiği bir topluluktur. Somut adımlar atmak için vardır. Ağırbaşlı, akılcı, barışçı ve planlıdır. Siyaseti gündeminden uzak tutar. Yalnızca TÜRKÇECİDİR. Her düşünceden üyesi, hoşgörü ortamı içinde diğer üyelerle iletişim kurmaktadır. Dilimizi yok etme savaşı yüzyıllardır sürüyor. Son yıllarda bu uğurda oldukça yol alındığı görülüyor. Artık çocuklarımızı ellerimizle yabancı dilde öğretime teslim ediyoruz. Kavrama yeteneklerini körelterek, bilim, sanat üretmelerini engelleyerek... Nijerya, Kenya, Gana, Tanzanya gibi ülkelerde de bu böyle tabi, yalnız değiliz! Dükkan ve işyerlerinin çoğu yabancı isimli... Televizyon, radyo, gazete ve dergilerde ve reklamlarda, yazışmalarda, artık karmakarışık bir dil ve alfabe kullanılıyor. Bizlere düşen görev; Bugünden bilinçli ve duyarlı olmaktır. Her birimizin atacağı küçük adımlar, milletçe dev adımlar olacaktır. Bugün rahatsız olmak, yarın ağlamaktan iyidir. Sadece yakın çevremizde bile dilimize sahip çıkmamız bir adımdır. Daha fazlası için TürkCAN’a veya başka bir oluşuma izleyici olarak bile katılabilirsiniz. Internetten TürkCAN’a erişmek için adresimiz : http://turkcan.org ‘dur. Biz bu canı gönülden çalışma için TürkCAN Kurucu ve Üyelerine çok teşekkür ediyor, duyarlı herkesi bu sese kulak vermeye çağırıyoruz: Yazışmak için : turkcan@turkcan.org İnternet sayfası : http://turkcan.org İşte temel prensipler *Türkçe, Türkiye’nin varlığı için vazgeçilmez bir unsurdur. *Güzel Türkçe’miz bozulmakta, fakirleştirilmekte ve gözden düşürülmek istenmektedir. Dilbilimcilere göre, kelime türetmede dünyanın en güçlü dilidir. Türkçe, uyuyan bir devi andırmaktadır. *Yabancı dil öğrenmek önemlidir. Kimse buna karşı değildir. “Yabancı dilde öğretim” ise bambaşka bir konudur. Sorun, matematik, fen, sosyal, meslek derslerinin yabancı dilde okutulmasıdır ve bu bir millete yapılabilecek en büyük kötülüktür. *Yabancı adlı mağaza ve işyerleri dilimize ve kültürümüze yapılan (bilinçli ya da bilinçsiz) diğer bir saldırıdır. Ayrıca kanunlarımıza da aykırıdır. Ülkemizde bazı belediyeler bunu yasaklamaya başlamıştır. *Dilimize ve kültürümüze yapılan saldırılar planlıdır ve hızla yol almaya devam etmektedir. *Türk milleti diline sahip çıkacaktır. Topluluk 4 çalışma grubuna sahip Araştırma, İletişim, Tanıtım-Etkinlik, Bilgisayar... Üyeler sanal ortamda yazışarak bilgi paylaşmaktadırlar. Ayrıca hemen her ay genel toplantılarla, üyeler bir araya gelmektedir. TürkCAN’ın internet sitesi de şimdiden bir bilgi kaynağı olma yolundadır. Son zamanlarda ilgi çeken diğer bir çalışması da hazırladığı Karagöz-Hacivat canlandırmasıdır. İkili, Türkçe’mizin durumunu ve sahip çıkmamız gerektiğini güldürerek anlatmaktadır. Bazı ilkokullarda öğretmenlerce öğrencilerine izletilmektedir. Bu ilginç çalışma internet sayfasında mevcuttur. İnsan diliyle öğrenir, düşünür, yaşar, eser verir. Yabancı unsurlar diline giriyorsa düşüncesine, eylemine de girer. Bilim ve sanatta yeterince üretken ve söz sahibi olamaz. Bu şekilde Türkçe’yi yalnızca evlerde konuşulan bir dil haline getirdiğimiz vakit onu yaşatamayız. Türkçe ikinci dil mi oluyor ? “Bir lisan bir insan” dedik işi fazla mı abarttık. Komplekse mi girdik de bir Türkçe, bir İngilizce konuşur olduk. Kendi gök kubbemizin altında öz dilimizi konuşmaktan utanıyor muyuz? Televizyon, 1970’li yılların başında hayatımıza girdi. Tek kanal vardı. Tek eğlence kaynağımızdı. Çok da etkiliydi. Türkçe’ye tercümeleri çok da dikkatli yapılmayan yabancı dizileri kaçırmazdık. Çocuklar konuşmayı onlardan öğrendi. Sonra ..... “Selam. Korkarım yağmur yağacak. Kahretsin. Ne alırdınız ? Duş alacağım. Biraz daha patates almaz mıydınız ? Sinemaya ne dersiniz Kendine iyi bak” diye konuşur olduk Türkçe yazıldığı gibi okunur, ama; TV yazıp “tivi” okuyoruz. CNN’i CeNeNe okursak komik biz oluyoruz Önceleri cümlelerimizi ingilizce kelimelerle süslemek bir farklılık işaretiydi. Şimdi sıradan oldu; “Bu işin flash back’ ı nedir?”, “Of günüm Çarşamba”, “fast food sağlığa zararlı”, “çok larj adamdır”... Anneanneme, “Arkadaşlarla Green House’da buluşacağız” dedim, anlamadı. Nerede diye sordu. Yeşil Ev isimli bir lokanta dedim, şaşırdı kaldı, “Türçe’nin suyumu çıktı da bu acayip isimleri kullanıyorsunuz” diye bir de bana kızdı. O mu garip, biz mi? Red & White, Last Chicken, Fashion Center, Galleria, Carousel ve daha neler neler... İsimler ingilizce olunca hem satışlar fazla hem de pek havalı oluyor galiba.. ? Neler oluyor? “Bir lisan bir insan” dedik işi fazla mı abarttık. Komplekse mi girdik de bir Türkçe, bir İngilizce konuşur olduk. Açık mı kapatıyoruz? Türkiye’de iletişim dili İngilizce mi ki iş başvurularında “CV” ler İngilizce ... Yoksa kendi gök kubbemizin altında öz dilimizi konuşmaktan utanıyor muyuz? Türkçe ikinci dil mi oluyor ? Hep söylüyoruz: Dünya tek pazarlı bir köy haline gelmeye başladı. Tek tuşla ne büyük işler yapılıyor. Bunun içinde olmazsa olmaz şart tabi ki birbirimizi anlayabilmek. Bu manada dünya dillerinden birini veya bir kaçını bilenler çok şanslı. Yurt içi ve yurt dışı işlerde öncelikler her zaman onların. Bundan dolayıdır ki lisan öğrenimine yapılan yatırım da artık çok küçük yaşlarda başlıyor. Ancak kendi değerlerimizi kaybetmeden. Türkçe’nin yanında İngilizce, Almanca, Franszca vb. lisanları öğrenerek, ama asla Türkçe’nin içine katmadan... İşte ben bunları kendi kendime düşünürken, bir grupla tanıştım, daha doğrusu tanıştırıldım. Adı TürkCAN Özel Akşam Lisesi yönetmeliği hazır Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanan ‘’Özel Akşam Liseleri’’ yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Özel Akşam Liseleri Yönetmeliği’ne göre, gündüz orta öğretim kurumlarına devam edemeyenler ile orta öğretim kurumlarından ayrılanlara ve öğretim çağını aşmış olanlara eğitim-öğretim imkanı sağlamak amacıyla açılacak olan özel akşam liselerinin öğretim süresi, genel liselerle aynı olacak. Bu okulların günlük ve haftalık çalışma saatleri, gerektiğinde cumartesi ve pazar günleri de öğretim yapmak üzere hafta içinde beş saati geçmemek ve öğretime saat 18.00’den sonra başlanmak şartıyla, bölgenin ve okulun özelliklerine göre okul yönetiminin görüşleri de dikkate alınarak valilikçe veya kaymakamlıkça düzenlenecek. 16 yaşını bitirmek Bu okullara kayıt yaptıracak öğrencilerde, ilköğretim okullarından mezun veya orta öğretim kurumlarından ayrılmış olma, kayıt-kabul tarihinde 16 yaşını bitirmiş olma şartları aranacak. Sınıfların, öğrencilerin yaşları da dikkate alınarak oluşturulacağı özel akşam liselerine ilköğretim kurumları diploması ile kayıt yaptıranlar en fazla beş öğretim yılı sonunda okulu bitirmek zorunda olacak. Orta öğretim kurumlarından öğrenim belgesi ile kayıt yaptıranlardan; 9’uncu sınıfa kayıt yaptıranlar en fazla dört öğretim yılı, 10’uncu sınıfa kayıt yaptıranlar en fazla üç öğretim yılı, 11’inci sınıfa kayıt yaptıranlar en fazla iki öğretim yılı sonunda okulu bitirmekle yükümlü olacaklar. Ne Olmak? Hayattaki bitmek bilmez arayışı sorgulayan güzel bir yazı... Bir zamanlar dağda, kızgın güneşin altında, mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu varmış... -”Bu hayattan bıktım artık... Yontmak! Devamlı mermer yontmak... Öldüm artık! Üstelik bir de bu güneş, hep bu yakıcı güneş! AH! Onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim, orada yükseklerde her şeye hakim olur, ışınlarımla etrafı aydınlatırdım...” diye söylenir dururmuş yontucu. Bir mucize eseri olarak dileği kabul olmuş ve yontucu o an güneş oluvermiş. Dileği kabul edildiği için çok mutluymuş.Fakat tam ışınlarını etrafa yaymaya hazırlandığı sırada ışınlarının bulutlar tarafından engellendiğini fark edince... -”Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli olduklarına göre benim güneş olmam neye yarar!” diye isyan etmiş... “Mademki bulutlar güneşten daha kudretli bulut olmayı tercih ederim...” demeye kalmadan hemen bulut olmuş... Dünyanın üzerinde uçmaya başlamış, oradan oraya koşuşup, yağmurlar yağdırmış, fakat birdenbire ortaya çıkan rüzgar bulutları dağıtmaya yetmiş. -”Ah, rüzgar geldi beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o. Öyleyse ben rüzgar olmak istiyorum...” diye karar değiştirmiş bu sefer... Ve dünyanın üzerinde esip durmuş, fırtınalar estirmiş, tayfunlar meydana getirmiş. Fakat birdenbire önünde kocaman bir duvarın ona mani olduğunu görmüş... Çok yüksek ve çok sağlam bir duvar... Bu bir dağmış...-”Basit bir dağ beni durdurmaya yettiğine göre benim rüzgar olmam neye yarar...” diye düşünmüş... Bu sefer de dağ oluvermiş... Ve o anda bir şeyin ona durmadan vurduğunu hissetmiş... Kendinden daha güçlü olan, onu içindenoyan şey... Bu küçük bir mermer yontucusuymuş.... Bayramınız kutlu olsun Bir ramazan ayını daha geride bırakıyoruz. Bugün Kadir Gecesi. Bayramımız yaklaşıyor. Bayramlar tatil değil hatırlanma, birliğin beraberliğin, dayanışmanın, paylaşmanın olduğu en güzel zamanlardır. Büyüklerimizi ziyaret edip, el öpüp gönül alalım. Rabbimizin yeri gariplerin gönlüdür. O na yakın olalım. Çalalım gariplerin kapısını. Bize verilenlerden bizde ihtiyaç sahiplerine verelim. Çocukları unutmayalım. Bayramı onların masum gönüllerinde yaşayalım. Verilen hersey de masumların nasıl misli misli sevindiğini görelimde bizde Sonra bir köşeye çekilelim. Bize, bugün ve İnşallah yarın da bayram edecek nimetleri verdiği için Rabbimize şükrederek bayram edelim. Bayramınız kutlu olsun.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT