BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurtlar sofrası

Kurtlar sofrası

Köroğlu “Tüfeng icad oldu, mertlik bozuldu” dediğinde dünya, herhalde, Hasan Sabbah fedaîlerinden başka terörist tanımamıştı. Evet, cinayet insanlık tarihi kadar eski, dünya toprağı ilk insan kanına Kâbil Hâbil’i öldürdüğünde bulandı.



Köroğlu “Tüfeng icad oldu, mertlik bozuldu” dediğinde dünya, herhalde, Hasan Sabbah fedaîlerinden başka terörist tanımamıştı. Evet, cinayet insanlık tarihi kadar eski, dünya toprağı ilk insan kanına Kâbil Hâbil’i öldürdüğünde bulandı. O günden sonra cinayetlerin ardı arkası kesilmedi. İnsanlar birbirini din adına öldürdü, siyaset adına öldürdü, ticaret adına öldürdü, namus adına öldürdü. Fakat terörizm modern zamanlara ait bir olgu. Köroğlu’nun, kılıç gibi yüz yüze, göğüs göğüse vuruşmayı gerektirmediği, insanı kalleşçe, sinsice, nâmertçe, arkadan, uzaktan öldürebildiği için icadına hayıflandığı tüfek gelişe gelişe roketatarlara, bombalara, füzelere gelip dayandı. Bu silahların yanında artık tüfek bile ne kadar masumdur?! Fakat silahın kendinden daha kalleş, daha sinsi, daha acımasız, daha nâmert olan, o silahı kullanma şekli olmuştur. Bu şekle “terörizm” diyoruz. Terörizm öyle bir şey ki, ne zaman, nerede, kimi vuracağı belli değil. Tetiği çeken belli değil, çektiren belli değil. Hele şimdi başa belâ olan, küresel terör! Hasan Sabbah Alamut kalesinden yönetiyordu fedaîlerini; kimliği, yeri, yurdu belli idi. Artık kimin kimi nereden yönettiği belli değil! İnsanlık tarihi kadar eski ve ilkel olan “öldürmek” fiili öyle “modernleşti” ki artık katil belli değil; maktul ise, rastgele! Karmakarışık bir ilişkiler yumağı. Belli olan tek şey ortalıkta tedhiş havası meydana getirmek. Kurt dumanlı havayı severmiş. Böyle ürkütülmüş, korkutulmuş, yıldırılmış ortamlardan, binalardan yükselen kara sarı dumanlardan çıkar sağlayacak olan kurtlar vardır. Dünya bir kurtlar sofrası olmuştur. Dünyaya yeni bir şekil verilirken herşeyin ayan beyan görünmesi istenmemektedir. Ortalıkta bir tozduman olacaktır ki... Son yıllarda dünyanın her yerinde terör olaylarında tırmanış var. Her olaydan sonra Arabî bir isim ortaya atılır. Her olaydan sonra siyasî İslâm, radikal İslâm, fundamentalist İslâm başlıkları altında sakallı esmer çehreler görür ve Müslüman isimleri duyarız. Ardından birtakım İslâm ülkelerine, oralardaki karnını zor doyuran insanların üzerine füzeler yağdırılır. İslâmiyet bu konuma nasıl düşürüldü diye acı acı düşünürüz. ABD cumhurbaşkanı, İngiltere’den ayrılmadan önce “Türkiye’deki olaylar terörizmle savaşımızın henüz tamamlanmadığını göstermiştir” dedi. Yeni füzelerin habercisidir bu. Yeni cephelerin... İşe bakın! 400 kilo patlayıcı ile bir yeri bombalamaya giden teröristler pasaportlarını da koymuşlar ceplerine! İntihar bombacısı iseler... Pasaport başka ülkelere giderken taşınır, öteki dünyaya giderken gerekmez ki! İntihar bombacısı değil iseler... Olaydan sonra Atatürk Havalimanı’na mı gideceklerdi? Hani “eve gidip pasaportları almaya vaktimiz olmaz” diye sabah çıkarken aldılar yanlarına? Dünya Ticaret Merkezi enkazında da teröristlerin pasaportları bulunmuştu! “Kusursuz cinayet olmaz” denir. Yani katiller olay yerinde mutlaka kendilerini ele verecek bir ipucu bırakma hatası gösterirlermiş. Pasaportlar da teröristlerin hatası mı? Yoksa “gelin bizi bulun” diyen bir yanıltma taktiği mi? Kurtların bir oyunu? Herşeye rağmen... Bugün arefe... Ramazan Bayramınız mübarek olsun.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT