BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Darwinci sahtekâr! Dr. Charles Dawson

Darwinci sahtekâr! Dr. Charles Dawson

İnsanlarla maymunların ortak atadan geldiklerini söyleyip hayali resimler karalamak kolaydır ama Darwinciler geceli gündüzlü çalışmalarına rağmen evrimi doğrulayacak tek belge bulamazlar. Çaresiz kalınca imal et, yuttur kuralını çalıştırır, akıl almaz sahtekârlıklara imza atarlar...



Darwin’e göre şempanzeler kendiliklerinden ayağa kalkar, nasıl ederlerse eder beyinlerini büyütürler, kıllardan arınırlar ve konuşmaya başlayıp insan olurlar. Evrimciler konuyla ilgili çarpıcı resimler çizerler ama bu ara döneme ait tek örnek bulamazlar. Fanatik inkarcılardan Raymond Dart insan yüzüne benzeyen bebek şempanzelerin kafataslarıyla kafa bulandırır ama bunlar büyüdükçe maymunlaşırlar. Evet, Avustralyalı aborjinlerin de kafa yapıları değişiktir ama onlar modern bürolarda çalışır, otomobil, bilgisayar kullanırlar. Hoş, homo erectusun (ara model) yaşadığı iddia edilen yıllarda insanlar şehirler kurar, muhteşem gemilerle denizleri aşarlar. “Kaybolan ırk” olarak sunulan Neandertal insanının flüt, dikiş iğnesi ve takılar yaptığı ortadadır. Yalancının mumu... Eğer bugün aramızda dolansalar onları kimse ayıramaz. Yanisi şu ki çirkince insanlarla yakışıklı maymunların iskeletlerini toplar ama bir neticeye varamazlar. Bir kere maymunlar koyun, köpek, inek gibi dört ayaklıdırlar ve hiçbir zaman doğrulamazlar. Kaldı ki iskelete bakarak yumuşak dokuların belirlenemeyeceğini evrimciler de bilir ama habire resim karalarlar. Sırf “yaratıldı” dememek için her canlıya bir kulp takar, takla üstüne takla atarlar. Yıl 1912... Evrimci militanlardan Charles Dawson (mesleğinde başarılı olamayan şaibeli bir hukukçudur) arkeolojik kazılara katılır ve kör topal işin tekniğini kapar. Londra Tabiat Târihi Müzesi Müdürü Arthur Woodward’u nasıl kandırırsa kandırır ve İngiltere’nin Sukses şehri yakınlarında (Piltdown’da) bir kazı başlatırlar. Burada tam istedikleri gibi bir fosil bulurlar. Darwinistler bunu gürültüyle kutlar ve oturup insanoğlunun tarihini yeniden yazarlar. Tam 40 yıl boyunca resimler yapar, konferanslar düzenler, kürsüleri yumruklarlar. Kendilerine katılmayanları baskı altına alır, “bilim düşmanı” olarak yaftalarlar. Âdem aleyhisselamı alaya alır, mukaddes kitapları mizah konusu yaparlar. Dawson’a doktor payesi vermekle kalmaz adeta putlaştırırlar. Ölümü üzerine devasa heykelini yapar, manevi huzurunda selâma dururlar. Ancak ne hikmetse bu fosili tetkik etmek isteyen bilim adamlarına zorluklar çıkarırlar. Ancak onları hiç ummadıkları biri yıkar. British Museum’un paleontoloji bölümünden Kenneth Oakley (onu kendilerinden sanırlar) yeni bir yaş belirleme metodu olan flor testini Piltdown adamına uygular. Teste göre çene kemiği çok çok birkaç yıl toprak altında tutulmuştur, kafatası ise bin yıllık filan olmalıdır. İşin detayına girilince çene kemiğinin yeni ölmüş bir orangutana ait olduğu anlaşılır, dişler ise ustaca aşındırılmış, yaşlı görünmesi için potasyum bikromat ile boyanmıştır. Oakley’in ısrarlı takibi üzerine kazı ekibinden hayatta kalanlar bulunur. Bunlar kafatasını önce gömüp, sonra çıkardıklarını saklayamazlar. Sahtekârlığı ortaya çıkaran ekipten Le Cros Clark ve J.S. Weiner “bunun düzmece olduğu o kadar belli ki insanları kırk yıl nasıl oyaladılar, aklımız almıyor” açıklamasını yaparlar. Skandal üzerine “Piltdown adamı” sergilenmekte olduğu müzeden apar topar çıkarılır, “muhteşem belge” sırra kadem basar. Evrimciler bunca yenilgiye rağmen kuyruğu dik tutarlar. Öylesine saldırganlaşırlar ki Dawson’un heykeline kimse dokunamaz. Dişe yüz, yüze vücut... 1921 yılında Dr. Davidson Black ve adamları, Pekin civarında iki azı dişine rastlar ve daha fazla delile gerek duymadan, “Pekin Adamı”nı cümle âleme duyururlar. Ekip 1927’de bir azı dişi daha ve 1928’de de kafatası parçaları bulur ve Darwin’in zaferini alkışlarlar. Ancak ne hikmetse Piltdown skandalından sonra bu materyaller de kayboluverir, Dr. Davidson herkesten kaçmaya başlar. Evrimci ressamların hayal gücü o kadar yüksektir ki 1922’de Nebraska’da bulunan bir dişe çene, çeneye yüz, yüze vücut, vücuda eş, eşe çocuklar, aileye çevre yakıştırırlar. Ancak buldukları dişin bir domuza ait olduğunu öğrenince fena yıkılırlar ki devrin biyologlarından O’Connel “bu yüzkızartıcı bir sahtekârlık. Şeytanın bile aklına gelmeyecek hîleler yapıyorlar” diye dert yanar. Ne dediler? Bunca bilim adamının teoriye destek vermesinin tek sebebi var: “Yaratıcının varlığını inkâr!” Biyolog Michael Walker / Gelecek nesiller bu teoriye gülecek, bizimle alay edecekler. Felsefeci Malcolm Muggeridge / Evrim bilim filan değil, zandan ibârettir. Bu bir dünya görüşü, bir inanç sistemidir. Bütün jeolojik delillerden anlaşılan şudur ki, yeryüzünde hayat birdenbire başlar, mercanlar mercan, ahtapotlar ahtapot olarak yaratılırlar.” Prof. T. D. Gish / Önce tek hücre, sonra basit gruplar, dokular... Bütün bunlar ham hayal. Canlılar başlangıçtan îtibâren muhtelif tiplerde yaratıldılar. Prof. Vialleton / Darwinizm bir hatâ olmaktan ziyade ahlâk kurallarını çiğneyen bir kirliliktir. Prof. Guiseppe Sermonti / Efendim maymun gelişip (!) insan olmuş. Maydanoz ne duruyor? Gelişip çınar olsa ya... Seyyid Ahmed Arvasi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT