BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zarafet timsali Naime Sultan... -281-

Zarafet timsali Naime Sultan... -281-

İngiliz kadın yazarlardan Grace Elliot, Sultan II. Abdülhamid Han’ın ikinci kızı, 36 yaşındaki Naime Sultan’la görüşmek için onun Ortaköy sahilindeki sarayına gitmişti. Kendisinin saraya kabulünü nasıl anlatıyor, birlikte okuyalım...



1912 senesinde İstanbul’a gelen İngiliz kadın yazarlardan Grace Elliot, bir prenses ile görüşmek için temaslara başladı. Fatma Hanım isimli bir kadınla tanışmıştı. Onun vasıtasıyla, 3 sene önce tahttan indirilmiş olan Sultan II. Abdülhamid Han’ın ikinci kızı, 36 yaşındaki Naime Sultan’dan randevu alabildi. Birlikte, onun Ortaköy sahilindeki sarayına gittiler. Grace Elliot, Naime Sultan tarafından kabulünü şöyle anlatır: Mücevherler içinde cariyeler... “Bahçe kapısında 5 ağa tarafından karşılandık. Sarayın cephe kapısına kadar bizi getirdiler. Burada başka beş ağa bizi selamlayıp içeri soktu. Harem kısmına geçtik. Divanhane denilen büyük kabul salonunda Sultan’ın cariyeleri, altışarlı gruplar halinde dimdik duruyorlardı. Her grubun başında yaşlı bir cariye vardı. Görevleri ayrıydı. Hepsi 24 cariye idi ve mücevherler içindeydiler. Sonradan bu mücevherlerin kendi malları olduğunu ve hizmetlerine karşılık kazandıklarını öğrendim. Altı cariye yaşmaklarımızı aldı. Diğer altısı kahve getirdi. Kahve ve diğer ikramlar, som altın 5 tepsi içinde getirildi. Cariyelere yakından baktım, hepsi de güzel kızlardı. Sırma ile işlenmiş kaftanları birer sanat eseriydi... “Öyle güzel el görmedim” İkramlardan sonra yan bir salona davet edildik. Kapısında Sultan Hanımefendi Hazretleri bizi ayakta karşıladı. Sultanın benden hoşandığını anladım. Zira gittikçe tebessümü fazlalaştı. Tahtının sağındaki koltuğu gösterip oraya gelmemi rica etti. Çok güzeldi. Fevkalade zarif giyinmişti. Mânâ dolu gözleri simsiyahtı. Yüzünün hatları işlenmiş bir minyatür gibiydi. Uzun saçları, ince örgüler halinde uzanıyordu. Pembe atlastan elbisesinin etekleri yerleri süpürüyordu. Otururken ayakarını gördüm, çocuk ayağı gibi küçüktü. Elleri kadar güzel el görmediğimi itiraf ederim. İnci küpeleri ve inci kolyesi vardı. Biraz sonra çaylarımızı içip yemek salonuna geçtik. Masa, 20 kişinin yemek yiyeceği şekilde düzenlenmişti. İki taraf limon çiçekleriyle bezenmişti. Masanın üzeri bol ve değerli yemeklerle donatılmıştı. Hepsi de Osmanlı mutfağındandı. “Muhteşem bir medeniyet” Yemekten sonra başka bir salona geçtik. Burada kahvelerimizi içtikten sonra çeşitli meyveler dolu tabaklar geldi. Naime Sultanın 40 cariyesi, birkaç harem ağası ve hayli uşağı vardı. Hepsi de sultanlarına hayran ve ona severek hizmet ediyorlardı. Bu hizmeti şeref kabul ettiklerini anladım... Osmanlı devletinin bizce çöküş kabul ettiğimiz bir devrinde, bir hanedan mensubu hanımefendinin yaşantısı beni çok etkilemiş ve Osmanlının ne muhteşem bir medeniyete sahip olduğunu isbat etmişti.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT